bs"d
Israil basininda Yahudiler'in toplu halde katline davet ve ozendirme suc sayilan yazilar arasinda sayilmiyor.
Tabii ozellikle de kendi halkina karsi dusmanligi koruklemenin bir aydinlanma sureci oldugunu savunan kose yazarlarina dokunmak, uber-demokrasinin sartlarina karsi.
Bazen insan dusunuyor acaba Israil'de sol goruslu bir gazetede kose yazari olabilmek icin aptalligin bir alt siniri var mi?
Ust siniri olmadigini Hamas'in Ibranice yayin organi Ha"Aretz gazetesi gun gun bize ispatlamakta. Ama belki bir alt sinir vardir diye dusnuyordum. Belli bir aptallik siniri altinda iseniz ileri goruslu, aydin sayilamayacaginiz icin sanirim is bulmakta zorluk cekebilirsiniz.
Dedigim gibi ust sinir olmadigi konusunda Ha'Aretz onculugu korurken birden bire Jerusalem Post ta bu yarista yeri oldugunu kanitlamaya calisiyor.
Larry Derfner adinda anti-semit bir yazara kose saglayarak bu yarista adlarini duyurmaya kararlilar.
Ben "self-hating Jews" diye alistigimiz terimin artik yersiz olduguna inaniyorum.
Larry Derfner gibiler sadece Jew-haters -- Yahudi dusmanlari olarak tanimlanmali.
Larry Derfner'in blogunda yayinladigi cumleler normal ulkelerde "toplu katliama ozendirme" olarak algilanip, yazari etrafina zarar vermesi onlenmek uzere ya hapse ya da timarhaneye atilir. Ama tabii aydin-uber humanizm'in etrafindakileri hice saymasinin erdem olarak kabul edilmedigi yerlerden soz ediyorum.
Su cumleleri zaten yeterli:
I think a lot of people who realize that the occupation is wrong also realize that the Palestinians have the right to resist it – to use violence against Israelis, even to kill Israelis, especially when Israel is showing zero willingness to end the occupation, which has been the case since the Netanyahu government took over (among other times in the past).
Yazinin tumunu okumak icin mideniz varsa buyrun: Solcu-Naziler
Savas sirasinda Yahudi alahasinin ne oldugu hakkinda yazilan bir kitaba "askama" verdikleri icin tutuklanan, sorgulanan Yahudiler'i hatirliyoruz.
Bakalim Israil'in uber-demokrasisi bu tip Naziler icin ne yapacak?
Her zaman dedigim gibi kendilerini humanist, baris sever gibi gosteren Israil Asiri Sol'u Fashizm'i akademik olarak ogretebilecek kadar Yahudi nefreti ile dolu.
Yazisinin sonuna ekledigi : Yazmak hainlik degil, bir vatanseverlik denemesi.
Cok dogru ama bu Nazi'nin de vatanseverligi Yahudi dusmanligindan geciyor.
Kimse de cikip bana Israil'in isgalini filan elestiriyor demesin cunku hepsinin yalan ve sadece kendi Yahudi dusmanliklarini ortmek icin kullandiklari maske oldugunu biliyoruz. Aynen is birligi icinde olduklari Islamo-fashizm'in kullandigi taktik gibi.
EREV RAV!
shomer shabat
Çarşamba, Ağustos 24, 2011
Salı, Ağustos 23, 2011
NEW YORK'TA DEPREM ve SORUMLULARI
bs"d
5.9 siddetindeki deprem can kaybina ve zarara neden olmadi ancak super-baskan Obama yaptigi aciklama ile deprem nedeninin ayni zamanda Ortadogu barisi onundeki tek engel olan Yahudi insaatlari sirasinda bir Israilli'nin matkabi sert kullanmasi oldugunu ortaya koydu.
Bu deyyus Israilliler kendi bolgelerinde huzuru kacirmakla kalmayip, simdi burada depremlere de neden oluyorlar.
Tobe, tobe
5.9 siddetindeki deprem can kaybina ve zarara neden olmadi ancak super-baskan Obama yaptigi aciklama ile deprem nedeninin ayni zamanda Ortadogu barisi onundeki tek engel olan Yahudi insaatlari sirasinda bir Israilli'nin matkabi sert kullanmasi oldugunu ortaya koydu.
Bu deyyus Israilliler kendi bolgelerinde huzuru kacirmakla kalmayip, simdi burada depremlere de neden oluyorlar.
Tobe, tobe
KAPSAMLI VE SON TEPKIM.
bs"d
Ve makale yazarinin bana yolladigi cevap uzerine kendisine yolladigim kapsamli son cevabim.
Bu yazismalarimizin bir okuyucu tepkisi basligi altinda yayinlanip yayinlanmayacagi konusundaki soruma da menfi cevap alinca (yazdiklarimin saygisizlik icerdigi kanaatleri sanirim buna neden oldu) kendi olanaklarim ile ulasabildigim zumreye saygisizligimin (eger oyle dusunulmus ise) takdirini birakmak amaci ile tum bu zinciri sizlerle paylastim.
Simdi son tepkime gelelim:
bs"d
Sayin Pinto,
Biraz uzun cevap yazacagim, umarim sabriniz vardir.
Bugun Yahudi Ulusu'nun yarisi 1943 sene evvel - bazi bilgilere gore 1 milyonun uzerinde kayip vererek- suruldugu Eretz Israel topraklarina donerek tekrar kurdugu(muz) bir Yahudi egemenligi altinda yasiyor. Bu egemenligimize guvenerek te "bir daha asla" diyebiliyoruz.
Ama iste bu egemenligimizden yoksun olmamiza sebep temel felaketi sadece dini bir kavram olarak gordugumuzden dolayi aslinda en az bir Holokost kadar bizi ulusca etkilemis bu felaketi kavrayamiyoruz. (Zaten isin derinine girersek Holokost'un Tisha be'Av trajedisinin dalgalarindan biri oldugunu goruruz) Yahudilik'te sadece dini veya sadece ulusal olaylar yoktur.
Neden?
Cunku Yahudilik sadece bir din veya sadece bir irk/ulus degildir. Belki bizlerin en "dini" olay olarak secebilecegimiz "Yom Kipur" gunu dahi milli baglantilari olan bir gundur. Aynen toplumsal alana yansiyan temelinde sosyal ogeler de barindiran Shabat ve Kashrut gibi. Bu yuzden "din" kelimesi Yahudilik baglaminda benim abes buldugum bir kelimedir.
Eger 2000 senelik Yahudi cefasinin baslangic noktasinin Tisha be'Av oldugunu inkar edersek oncelikle her zaman gururlandigimiz ve icinden gectigimiz sartlar icinde mantigin her kuralina ragmen devamimizi surdurebilmemizi saglayan zinciri kopartmis olacagiz.
Bir aile-ulus karakterimizi saptayan unsurlardan biri olan Eretz Israel ile modern Siyonizm politik hareketi olusana kadar (ve bu hareketin olusmasini da saglayan) bagimizi kopartacagiz. Toprak ve lisan bizi bir aile-ulus yapan ogelerden ikisi degil midir? Toprak ile olan bagimiz tum ulusal bayramlarimizda kendini ozellikle gosterir. (Pesah-Shavuot-Sukot kesinlikle milli ogeler tasiyan ve Eretz Israel ile dogrudan baglantili ve "Hag" -bayram- olarak Tora'da adi gecen yegane bayramlardir. Yerkurenin guney yarisinda yasiyor olsaniz dahi Hag Ha-Aviv -bahar bayrami- Pesah'i iki metre kar altinda kutluyor olsaniz da bu milli bayramimiz Eretz Israel mevsimlerine gore kutlanir. Keza Shavuot ve Sukot. Rosh Hashana ve Yom Kipur "Hag" olarak adlandirilmazlar ama yine Eretz Israel ile bagimlidirlar) Ve bu bagdan kopartilmamiz Tisha be'Av olayidir.
Ibranice'de bulamiyacaginiz kelimelerden biri de "tarih" kelimesidir. Modern Ibranice'ye "historya" diye uydurulup yerlestirilen kelime disinda en yakin "divrey ha'yamim" soz grubu mevcuttur. Onun da anlami "gunlerin seyleri - sozleri" olarak pek tatmin edici olmayan bir tanimlama.
Ama Ibranice'de butun bunlari toparlayan bir kelime var. "Zahor" -hatirla. Tum tarihimizin gercek anlami da bu. Hatirlamak.
Israilogullari'nin 3500 senelik tarihlerinin en aci olayi Tisha be'Av'in hatirasini canli tutabilmek icin bilgelerimiz yas tutma kurallarinin da dahil edildigi bazi rituelleri katagorize edip bu hatiranin gunumuze kadar canli kalabilmesini sagladilar.
Yikilan Tapinak her ne kadar Yahudi Medeniyeti'nin merkezini oluturmus olsa dahi, tutulan yas sadece Tapinaga kilitli kalmadi. Eger Tisha be'Av gunu okudugumuz Eha Megilasi'ni izlerseniz ve ayni gun okunan "kinot"u (agitlari) takip ederseniz bu yasin kapsaminin ne kadar genis oldugunu anlayacaksiniz. Hatta bazi cemaatler Tisha be'Av gunu kendi baslarina gelen cesitli felaketleri de konu eden kinot (agitlar) tertiplemislerdir.
Bir yastan soz ediyoruz.
Siz katilmasaniz dahi Yahudi ulusu 2000 seneye yakin o dehsetli olaylar ile olan bagini, hatirasini bu kurallar dahilinde korudu. Yahudi aile-ulusunun bugune varmasina yardim eden etkenlerin biri de -bence en onmelisi- "ortak bir hatira"yi paylasmamiz. Tum evrimimiz boyunca bu "ortak hatirayi" tasimayi basaranlar gelecek nesillerin Yahudi kimliginin tohumlarini da tasidilar. Bu "ortak hatira"nin disina cikanlar maalesef disinda kaldilar...
Uzerinden 70 sene gecmis tarihimizin felaketlerinin en yuksek noktasi olarak ta gorebilecegimiz Holokost ta iste boyle bir "ortak hatira". Rabbi Eliezer Melamed verdigi responsalarindan birinde bir gun gelip Holokost'un da unutulabilmesi ihtimali var mi diye sorulan soruya iste bu noktaya deginerek cevap veriyor. "Ortak hatira" unutulmaz. Unutulmasini engelleyecek kadar agir bir trauma gecirdik. Tum bir ulus olarak "ortaklasa" sirtladik. Aynen gerek 70inci gerekse 1943uncu senesinde "ortaklasa" olarak sirtlamayi basardigimiz Tisha be'Av felaketi gibi.
Holokost'un unutulmamasi icin gereken adimlari attik. Aramizda Holokost'u "asara be'Tevet" orucu ile ananlarin, Yom Ha'Shoa cercevesinde ananlarin bir gun Tisha be'Av'dan anlam olarak hic bir farki olmayan (sadece bize daha yakin oldugu ve teknoloji sayesinde her an neredeyse canli birer sahidi olarak ta sayilabilecegimiz icin) bu gunu -Holokost'u anma gununu- partilerde kutlayarak anmanin bir 'ozgurluk" ifadesi olabilecegini ilan edebileceklerini dusunebiliyor musunuz?
Holokost'tan 70 sene sonra absurd ve iddia edenin algisinin "fesat" olabilecegini hakli olarak dusunursunuz.
Ama ayni sey Yahudi aile-ulusu surgune ciktiktan 70 sene sonra da gecerliydi.
70 sene evvel surgune cikan bir Yahudi'ye bir gun bu gunu "ozgurluk" bahanesi ile anma yerine kutlama sekline donusecek deseydik algisi fesat olmayacak miydik? (Gerci bize verilen soz bir gun gercekten Tisha be'Av'in bir kutlama gunune donusecegidir. Ama en azindan son bir kac gundur yasadiklarimiz dahi daha o gunun gelmedigini gosteriyor)
Bugun Holokost'u anliyoruz, algiliyoruz.
Tisha be"Av'i hisedemiyoruz.
Uzak kaldik. Gerektigi gibi egitilmedik.
Makalenizde de soz ettiginiz gibi bize sadece "denize girmenin yasak oldugu" bir gun olarak iletilen bu temel trajediyi basitlestirdik.
Yahudi devamliliginin temel garantisi olan "ZAHOR" bize gerektigi gibi iletilmedi.
Sadece Tisha be'Av ile baglantili tutmamak lazim bunu. Daha evvel sozunu ettigim tum "ortak hatiralarimiz"dan uzak tutulduk.
Bu yuzden Holokost ile Tisha be'Av arasinda fark olmadigini, birbirlerine baglantili surekli bir felaketin bize kuvvetlenerek ulasan bir dalgasi oldugunun bilincinde degiliz. Ustunuze alinmayin, bu maalesef gelecek nesile Yahudiligi tasimasi gereken bizim neslimizin buyuk bir kisminin muzdarip oldugu bir durum.
Size sunu soyleyebilirim ki, bir veya iki nesil sonra torunlarimizdan Yahudi kimligini tasimaya devam edecekler Tisha be'Av ile Holokost'u ayri tartanlar olmayacaklar. Lafim sadece size degil, kendime de soyluyorum bunu.
"Ortak hatira" konusunda selektiv olmamiz bizi daha da eritecek etkenlerin basinda.
"Ortak hatira" derken de sadece felaketlerden soz etmiyorum.
Tam tersine bize umut veren, motive eden "ortak hatiralarimiz"dan bahs ediyorum. "Yetziat Mitzrayim" - Misir surgunu cikisimiz, "Kriyat yam Suf" -denizin bolunmesi, "Matan Tora" Tora'nin verilisi gibi kimligimizi yoguran, olusturan "ortak hatiralarimiz".
Yakin tarihimizden benim sahsen surgun devirlerimizin en buyuk mucizesi olarak kabul ettigim "kibutz galuyot" -Eretz Israel'e donus surecimizin baslamasi.
Bu ortak hatiralarimizin nesilden nesile devrini saglayan mekanizma bilgelerimizin zamaninda saptadiklari kurallar sayesinde calisti.
Ayni mekanizma Holokost icin de calistirilacaktir. Aynen Tisha be'Av icin basari ile calistigi gibi.
Bir gun Holokost baglaminda da bu mekanizmanin disina cikip "ozgurlestigini" iddia edenler tabii olacak (her ne kadar size bugun absurd ve fesat gelse dahi) ama herseye ragmen bu mekanizma "sorumlulugu" bize ongorulen ve denenmis sekilde sirtlamak isteyenler sayesinde devam edecek.
Benim en buyuk duam bu mekanizmayi calistiranlar arasinda olabilmek. Gercek oldugunu bildigim Holokost kurbanlarina karsi olan vefa borcumu hissettigim sekilde 2 hafta evvel yere oturup okudugumuz Eha Megilasi'nda sozu edilen ama maalesef gercekligini gerektigi gibi hissedemedigim Yerushalayim sokaklarinda oluk oluk kanlari akitilan atalarima da hissedip kendi cocuklarima da devr edebileyim.
Cunku eger gelecek nesillerimizin Yahudi olarak devamini saglamak bizim ustumuze dusen bir sorumluluk ise bunu sadece ve sadece selektiv olmadan "ortak hatiran"nin devri oldugu simdiye kadar ispatlanan tek gercek.
Selamlar ile.
david h.
Ve makale yazarinin bana yolladigi cevap uzerine kendisine yolladigim kapsamli son cevabim.
Bu yazismalarimizin bir okuyucu tepkisi basligi altinda yayinlanip yayinlanmayacagi konusundaki soruma da menfi cevap alinca (yazdiklarimin saygisizlik icerdigi kanaatleri sanirim buna neden oldu) kendi olanaklarim ile ulasabildigim zumreye saygisizligimin (eger oyle dusunulmus ise) takdirini birakmak amaci ile tum bu zinciri sizlerle paylastim.
Simdi son tepkime gelelim:
bs"d
Sayin Pinto,
Biraz uzun cevap yazacagim, umarim sabriniz vardir.
Bugun Yahudi Ulusu'nun yarisi 1943 sene evvel - bazi bilgilere gore 1 milyonun uzerinde kayip vererek- suruldugu Eretz Israel topraklarina donerek tekrar kurdugu(muz) bir Yahudi egemenligi altinda yasiyor. Bu egemenligimize guvenerek te "bir daha asla" diyebiliyoruz.
Ama iste bu egemenligimizden yoksun olmamiza sebep temel felaketi sadece dini bir kavram olarak gordugumuzden dolayi aslinda en az bir Holokost kadar bizi ulusca etkilemis bu felaketi kavrayamiyoruz. (Zaten isin derinine girersek Holokost'un Tisha be'Av trajedisinin dalgalarindan biri oldugunu goruruz) Yahudilik'te sadece dini veya sadece ulusal olaylar yoktur.
Neden?
Cunku Yahudilik sadece bir din veya sadece bir irk/ulus degildir. Belki bizlerin en "dini" olay olarak secebilecegimiz "Yom Kipur" gunu dahi milli baglantilari olan bir gundur. Aynen toplumsal alana yansiyan temelinde sosyal ogeler de barindiran Shabat ve Kashrut gibi. Bu yuzden "din" kelimesi Yahudilik baglaminda benim abes buldugum bir kelimedir.
Eger 2000 senelik Yahudi cefasinin baslangic noktasinin Tisha be'Av oldugunu inkar edersek oncelikle her zaman gururlandigimiz ve icinden gectigimiz sartlar icinde mantigin her kuralina ragmen devamimizi surdurebilmemizi saglayan zinciri kopartmis olacagiz.
Bir aile-ulus karakterimizi saptayan unsurlardan biri olan Eretz Israel ile modern Siyonizm politik hareketi olusana kadar (ve bu hareketin olusmasini da saglayan) bagimizi kopartacagiz. Toprak ve lisan bizi bir aile-ulus yapan ogelerden ikisi degil midir? Toprak ile olan bagimiz tum ulusal bayramlarimizda kendini ozellikle gosterir. (Pesah-Shavuot-Sukot kesinlikle milli ogeler tasiyan ve Eretz Israel ile dogrudan baglantili ve "Hag" -bayram- olarak Tora'da adi gecen yegane bayramlardir. Yerkurenin guney yarisinda yasiyor olsaniz dahi Hag Ha-Aviv -bahar bayrami- Pesah'i iki metre kar altinda kutluyor olsaniz da bu milli bayramimiz Eretz Israel mevsimlerine gore kutlanir. Keza Shavuot ve Sukot. Rosh Hashana ve Yom Kipur "Hag" olarak adlandirilmazlar ama yine Eretz Israel ile bagimlidirlar) Ve bu bagdan kopartilmamiz Tisha be'Av olayidir.
Ibranice'de bulamiyacaginiz kelimelerden biri de "tarih" kelimesidir. Modern Ibranice'ye "historya" diye uydurulup yerlestirilen kelime disinda en yakin "divrey ha'yamim" soz grubu mevcuttur. Onun da anlami "gunlerin seyleri - sozleri" olarak pek tatmin edici olmayan bir tanimlama.
Ama Ibranice'de butun bunlari toparlayan bir kelime var. "Zahor" -hatirla. Tum tarihimizin gercek anlami da bu. Hatirlamak.
Israilogullari'nin 3500 senelik tarihlerinin en aci olayi Tisha be'Av'in hatirasini canli tutabilmek icin bilgelerimiz yas tutma kurallarinin da dahil edildigi bazi rituelleri katagorize edip bu hatiranin gunumuze kadar canli kalabilmesini sagladilar.
Yikilan Tapinak her ne kadar Yahudi Medeniyeti'nin merkezini oluturmus olsa dahi, tutulan yas sadece Tapinaga kilitli kalmadi. Eger Tisha be'Av gunu okudugumuz Eha Megilasi'ni izlerseniz ve ayni gun okunan "kinot"u (agitlari) takip ederseniz bu yasin kapsaminin ne kadar genis oldugunu anlayacaksiniz. Hatta bazi cemaatler Tisha be'Av gunu kendi baslarina gelen cesitli felaketleri de konu eden kinot (agitlar) tertiplemislerdir.
Bir yastan soz ediyoruz.
Siz katilmasaniz dahi Yahudi ulusu 2000 seneye yakin o dehsetli olaylar ile olan bagini, hatirasini bu kurallar dahilinde korudu. Yahudi aile-ulusunun bugune varmasina yardim eden etkenlerin biri de -bence en onmelisi- "ortak bir hatira"yi paylasmamiz. Tum evrimimiz boyunca bu "ortak hatirayi" tasimayi basaranlar gelecek nesillerin Yahudi kimliginin tohumlarini da tasidilar. Bu "ortak hatira"nin disina cikanlar maalesef disinda kaldilar...
Uzerinden 70 sene gecmis tarihimizin felaketlerinin en yuksek noktasi olarak ta gorebilecegimiz Holokost ta iste boyle bir "ortak hatira". Rabbi Eliezer Melamed verdigi responsalarindan birinde bir gun gelip Holokost'un da unutulabilmesi ihtimali var mi diye sorulan soruya iste bu noktaya deginerek cevap veriyor. "Ortak hatira" unutulmaz. Unutulmasini engelleyecek kadar agir bir trauma gecirdik. Tum bir ulus olarak "ortaklasa" sirtladik. Aynen gerek 70inci gerekse 1943uncu senesinde "ortaklasa" olarak sirtlamayi basardigimiz Tisha be'Av felaketi gibi.
Holokost'un unutulmamasi icin gereken adimlari attik. Aramizda Holokost'u "asara be'Tevet" orucu ile ananlarin, Yom Ha'Shoa cercevesinde ananlarin bir gun Tisha be'Av'dan anlam olarak hic bir farki olmayan (sadece bize daha yakin oldugu ve teknoloji sayesinde her an neredeyse canli birer sahidi olarak ta sayilabilecegimiz icin) bu gunu -Holokost'u anma gununu- partilerde kutlayarak anmanin bir 'ozgurluk" ifadesi olabilecegini ilan edebileceklerini dusunebiliyor musunuz?
Holokost'tan 70 sene sonra absurd ve iddia edenin algisinin "fesat" olabilecegini hakli olarak dusunursunuz.
Ama ayni sey Yahudi aile-ulusu surgune ciktiktan 70 sene sonra da gecerliydi.
70 sene evvel surgune cikan bir Yahudi'ye bir gun bu gunu "ozgurluk" bahanesi ile anma yerine kutlama sekline donusecek deseydik algisi fesat olmayacak miydik? (Gerci bize verilen soz bir gun gercekten Tisha be'Av'in bir kutlama gunune donusecegidir. Ama en azindan son bir kac gundur yasadiklarimiz dahi daha o gunun gelmedigini gosteriyor)
Bugun Holokost'u anliyoruz, algiliyoruz.
Tisha be"Av'i hisedemiyoruz.
Uzak kaldik. Gerektigi gibi egitilmedik.
Makalenizde de soz ettiginiz gibi bize sadece "denize girmenin yasak oldugu" bir gun olarak iletilen bu temel trajediyi basitlestirdik.
Yahudi devamliliginin temel garantisi olan "ZAHOR" bize gerektigi gibi iletilmedi.
Sadece Tisha be'Av ile baglantili tutmamak lazim bunu. Daha evvel sozunu ettigim tum "ortak hatiralarimiz"dan uzak tutulduk.
Bu yuzden Holokost ile Tisha be'Av arasinda fark olmadigini, birbirlerine baglantili surekli bir felaketin bize kuvvetlenerek ulasan bir dalgasi oldugunun bilincinde degiliz. Ustunuze alinmayin, bu maalesef gelecek nesile Yahudiligi tasimasi gereken bizim neslimizin buyuk bir kisminin muzdarip oldugu bir durum.
Size sunu soyleyebilirim ki, bir veya iki nesil sonra torunlarimizdan Yahudi kimligini tasimaya devam edecekler Tisha be'Av ile Holokost'u ayri tartanlar olmayacaklar. Lafim sadece size degil, kendime de soyluyorum bunu.
"Ortak hatira" konusunda selektiv olmamiz bizi daha da eritecek etkenlerin basinda.
"Ortak hatira" derken de sadece felaketlerden soz etmiyorum.
Tam tersine bize umut veren, motive eden "ortak hatiralarimiz"dan bahs ediyorum. "Yetziat Mitzrayim" - Misir surgunu cikisimiz, "Kriyat yam Suf" -denizin bolunmesi, "Matan Tora" Tora'nin verilisi gibi kimligimizi yoguran, olusturan "ortak hatiralarimiz".
Yakin tarihimizden benim sahsen surgun devirlerimizin en buyuk mucizesi olarak kabul ettigim "kibutz galuyot" -Eretz Israel'e donus surecimizin baslamasi.
Bu ortak hatiralarimizin nesilden nesile devrini saglayan mekanizma bilgelerimizin zamaninda saptadiklari kurallar sayesinde calisti.
Ayni mekanizma Holokost icin de calistirilacaktir. Aynen Tisha be'Av icin basari ile calistigi gibi.
Bir gun Holokost baglaminda da bu mekanizmanin disina cikip "ozgurlestigini" iddia edenler tabii olacak (her ne kadar size bugun absurd ve fesat gelse dahi) ama herseye ragmen bu mekanizma "sorumlulugu" bize ongorulen ve denenmis sekilde sirtlamak isteyenler sayesinde devam edecek.
Benim en buyuk duam bu mekanizmayi calistiranlar arasinda olabilmek. Gercek oldugunu bildigim Holokost kurbanlarina karsi olan vefa borcumu hissettigim sekilde 2 hafta evvel yere oturup okudugumuz Eha Megilasi'nda sozu edilen ama maalesef gercekligini gerektigi gibi hissedemedigim Yerushalayim sokaklarinda oluk oluk kanlari akitilan atalarima da hissedip kendi cocuklarima da devr edebileyim.
Cunku eger gelecek nesillerimizin Yahudi olarak devamini saglamak bizim ustumuze dusen bir sorumluluk ise bunu sadece ve sadece selektiv olmadan "ortak hatiran"nin devri oldugu simdiye kadar ispatlanan tek gercek.
Selamlar ile.
david h.
"DENIZE GIRMEK YASAK!' MAKALESINE TEPKIME ALDIGIM CEVAP
bs"d
Kendisine ilk yolladigim okuyucu tepkisine makale yazarinin verdigi cevaptan kisisel bolumleri arindirip konu ile ilgili bolumunu aynen sunuyorum. Bu cecap uzerine kendisine yolladigim ve bu fikir alisverisinin gazetede yayinlanip yayinlanmayacagi hakkinda menfi cevap aldigim ikinci okuyucu mektubumu bir sonraki postta takip edebilirsiniz.
İnançlarımız birbirinden çok farklı ancak bir lafınızı ben de eleştirmek istiyorum. "Sayin Pinto'ya sunu sormak isterdim: Neslimizde halen canli ornekleri ile karsilasabilecegimiz Nazi Soykirimi'ni da mi kendi fiziksel zevklerimize dalarak 'kutlamayi" dusunurdu?" demişsiniz. Holokost, insanlığın en kara ayıbı, en büyük acısıdır. Eğer binlerce yıl önce yıkılan Bet Amikdaşların ardından o gün denize girmememden dolayı, 1939-1945 yıllarında geçen altı milyondan fazla yahudinin canice öldürüldüğü, tarihin en büyük ayıbının ardından "fiziksel zevklerime dalarak kutlayacağımı" gerçekten düşündüyseniz, algınızın fesatlığından maalesef şüphe duyarım.
Sadece Yahudi olduğum için değil, insan olduğum için bu cümlenizi yanlış okumuş olmayı ümit ederdim.
Ben kendimi dindar görmüyorum, sizin tabirinizle din konusunda "bilinçsiz" olabilirim. Benim inancım sizinkinden oldukça farklı. Ancak Tisha Be'Av konusunda sizin değerlerinizi paylaşmıyorum diye Holokost'la ilgili bu soruyu sormanız inanın ki yakışmadı. Farklı bir dinden olsaydım dahi böyle düşünmenize tepki gösterirdim. Holokost'a sadece yahudiler değil, tüm dinlerin mensupları çok saygı duyar, Holokost'u Anma günlerinde tüm dünyadan çeşitli dinlere mensup kişilerin katıldığı anma törenleri, bunun en basit göstergesidir.
Kendisine ilk yolladigim okuyucu tepkisine makale yazarinin verdigi cevaptan kisisel bolumleri arindirip konu ile ilgili bolumunu aynen sunuyorum. Bu cecap uzerine kendisine yolladigim ve bu fikir alisverisinin gazetede yayinlanip yayinlanmayacagi hakkinda menfi cevap aldigim ikinci okuyucu mektubumu bir sonraki postta takip edebilirsiniz.
İnançlarımız birbirinden çok farklı ancak bir lafınızı ben de eleştirmek istiyorum. "Sayin Pinto'ya sunu sormak isterdim: Neslimizde halen canli ornekleri ile karsilasabilecegimiz Nazi Soykirimi'ni da mi kendi fiziksel zevklerimize dalarak 'kutlamayi" dusunurdu?" demişsiniz. Holokost, insanlığın en kara ayıbı, en büyük acısıdır. Eğer binlerce yıl önce yıkılan Bet Amikdaşların ardından o gün denize girmememden dolayı, 1939-1945 yıllarında geçen altı milyondan fazla yahudinin canice öldürüldüğü, tarihin en büyük ayıbının ardından "fiziksel zevklerime dalarak kutlayacağımı" gerçekten düşündüyseniz, algınızın fesatlığından maalesef şüphe duyarım.
Sadece Yahudi olduğum için değil, insan olduğum için bu cümlenizi yanlış okumuş olmayı ümit ederdim.
Ben kendimi dindar görmüyorum, sizin tabirinizle din konusunda "bilinçsiz" olabilirim. Benim inancım sizinkinden oldukça farklı. Ancak Tisha Be'Av konusunda sizin değerlerinizi paylaşmıyorum diye Holokost'la ilgili bu soruyu sormanız inanın ki yakışmadı. Farklı bir dinden olsaydım dahi böyle düşünmenize tepki gösterirdim. Holokost'a sadece yahudiler değil, tüm dinlerin mensupları çok saygı duyar, Holokost'u Anma günlerinde tüm dünyadan çeşitli dinlere mensup kişilerin katıldığı anma törenleri, bunun en basit göstergesidir.
"DENIZE GIRMEK YASAK" MAKALESINE ILK TEPKIM
bs"d
Sayin Joelle Pinto'nun "denize girmek yasak!" baslikli kisa ve bence cok anlamli mesajlar iceren yazisina tepki vermek istedim.
Basta degindigi gibi Tisha Be'Av'in 1943 senedir sonuclarini hem fiziksel olarak (Yahudi Ulusu'nun surgun sureci), hem de ruhani olarak (Yahudi egitiminin, dunya gorusunun yara almasi) hissetmekteyiz.
Fiziksel olarak halen Yahudi Ulusu'nun buyuk bir bolumu kendi topraklarindan uzak.
Ruhani olarak yazarin su satirlarindan daha fazlasini eklemeye gerek yok: "Küçük bir çocuk için bayramlar detaylıca anlatılmadığında kabullenmek güç. Bet Amikdaşların yıkıldığını duymak yetmiyor, matem günü, oruç günü… Dindar olmayan küçük bir çocuk için tek anlamı oluyor; sevdiği şeylerden mahrum olmak." (Benim bu cumlede degistirecegim tek kelime "dindar" yerine "bilincli" olacakti)
Bu yukarda alintiladigim cumlesi sayin Pinto'nun devam ettigi ve "birkac kisinin tepki gosterecegini" tahmin ettigi satirlarini da aciklamakta.
Ben de sahsen Yahudi tarihi'ni sadece acilari anarak veya kendimizi her zaman ezilen olarak gorerek islemenin karsitlarindan biriyim. Insanliga ve uygarliga o kadar cok sey kattik ki bu her birimizin gururla dik durmamiza yetecektir.
Ancak;
Sayin Pinto'ya sunu sormak isterdim: Neslimizde halen canli ornekleri ile karsilasabilecegimiz Nazi Soykirimi'ni da mi kendi fiziksel zevklerimize dalarak 'kutlamayi" dusunurdu?
1943 senelik acilarin, kurbanlarin temelinin o "kutlamayi" tercih ettigi Tisha be'Av oldugunu iste maalesef yukarida kendisinin de sikayet ettigi, benim "ruhani bilincimizin koreltilmis" olmasi olarak adlandirdigim erezyon yuzunden kavrayamiyoruz.
Eger Tisha be'Av'da bize gelenek olarak iletilen bazi kisitlamalara da ters durmak "ozgurluk" ise, "Holokost'u anma" gunu sirasinda Sinagoglarimizda mum yaktiktan sonra gonul rahatligi ile bir diskoda vur patlasin, cal oynasin yapabilmek 'ozgurlugune" de cok uzak degiliz demektir.
Hayir sayin Pinto, bu "ozgurluk" degil, bu sadece kendi fiziksel durtulerimize yenik dusmemizi hakli gosterecek sebepler arama istegimiz.
Yazinizin sonunda belirttiginiz "onemli olan iyi ve durust bir insan olmak" konusunda tabii kimse tartisamaz.
Atalarimiz "dereh eretz kadma le'Tora' - ahlaki yasam Tora'dan daha once gelir; eger bu temel yoksa zaten Tora bizim uzerimizde birakmasi gereken etkiyi birakmayacaktir demisler. Bu temel erdemlerin sadece Tisha be'Av ile degil tum Yahudi ogretisi ile de ayni baglantisi var.
Tisha be'Av kisitlamalarini yerine getirmemenin de gunah olup olmadigi konusuna degil Yahudi geleneklerini iletme gorevimiz ve ulusal acilarimiza olan sagduyumuz olarak ele almak gerekir.
Neslimizin 70 sene evvel tanik oldugu son acimiz Holokost'un anisini unutmadan tasiyabilecegimizi garanti etmeyi 6 milyon kurbanimiza bir vefa borcu olarak gormuyor muyuz?
Bet Ha'Mikdash (kutsal Tapinak) yikildiktan 70 sene sonra tasidigimiz aci duygulari tum bir ulus olarak bugune kadar canli olarak tasiyabilmeyi becermis olmamiz size biraz gurur vermiyor mu? Bu "hatirayi" emin olun sozunu ettiginiz 'ozgurluklerimiz"e dalarak tasimadik.
Eminim duymussunuzdur; Napoleon'un bir Tisha be'Av gunu yere oturmus, aglayan ve agit yakan Yahudileri gordugunde "ne oldu, neden agliyorlar?" sorusuna yaninda bulunan Yahudi asilli bir subay "iki tapinaklari seneler arayla bugun yikildi ve surgune ciktilar, onu aniyorlar" diye cevap verir. Napoleon "ne zaman oldu bu?" sorusuna "2000 seneye yakin" diye cevap alinca "2000 senedir unutmayan bir millet mutlaka kaybettigine ulasacaktir" diye cevap verir. Bu hikaye dogru mudur degil midir bilemem ama varilan sonuc ilettigi mesaj acik.
Yazdiklarima Shlomo Ha'Meleh'in Kohelet adli eserinin 3'uncu bolumden alinti ile son veriyorum:
Aglamanin zamani var, gulmenin zamani var.
Yas tutmanin zamani var, oynamanin zamani var...
Saygilarim ile
david h.
Sayin Joelle Pinto'nun "denize girmek yasak!" baslikli kisa ve bence cok anlamli mesajlar iceren yazisina tepki vermek istedim.
Basta degindigi gibi Tisha Be'Av'in 1943 senedir sonuclarini hem fiziksel olarak (Yahudi Ulusu'nun surgun sureci), hem de ruhani olarak (Yahudi egitiminin, dunya gorusunun yara almasi) hissetmekteyiz.
Fiziksel olarak halen Yahudi Ulusu'nun buyuk bir bolumu kendi topraklarindan uzak.
Ruhani olarak yazarin su satirlarindan daha fazlasini eklemeye gerek yok: "Küçük bir çocuk için bayramlar detaylıca anlatılmadığında kabullenmek güç. Bet Amikdaşların yıkıldığını duymak yetmiyor, matem günü, oruç günü… Dindar olmayan küçük bir çocuk için tek anlamı oluyor; sevdiği şeylerden mahrum olmak." (Benim bu cumlede degistirecegim tek kelime "dindar" yerine "bilincli" olacakti)
Bu yukarda alintiladigim cumlesi sayin Pinto'nun devam ettigi ve "birkac kisinin tepki gosterecegini" tahmin ettigi satirlarini da aciklamakta.
Ben de sahsen Yahudi tarihi'ni sadece acilari anarak veya kendimizi her zaman ezilen olarak gorerek islemenin karsitlarindan biriyim. Insanliga ve uygarliga o kadar cok sey kattik ki bu her birimizin gururla dik durmamiza yetecektir.
Ancak;
Sayin Pinto'ya sunu sormak isterdim: Neslimizde halen canli ornekleri ile karsilasabilecegimiz Nazi Soykirimi'ni da mi kendi fiziksel zevklerimize dalarak 'kutlamayi" dusunurdu?
1943 senelik acilarin, kurbanlarin temelinin o "kutlamayi" tercih ettigi Tisha be'Av oldugunu iste maalesef yukarida kendisinin de sikayet ettigi, benim "ruhani bilincimizin koreltilmis" olmasi olarak adlandirdigim erezyon yuzunden kavrayamiyoruz.
Eger Tisha be'Av'da bize gelenek olarak iletilen bazi kisitlamalara da ters durmak "ozgurluk" ise, "Holokost'u anma" gunu sirasinda Sinagoglarimizda mum yaktiktan sonra gonul rahatligi ile bir diskoda vur patlasin, cal oynasin yapabilmek 'ozgurlugune" de cok uzak degiliz demektir.
Hayir sayin Pinto, bu "ozgurluk" degil, bu sadece kendi fiziksel durtulerimize yenik dusmemizi hakli gosterecek sebepler arama istegimiz.
Yazinizin sonunda belirttiginiz "onemli olan iyi ve durust bir insan olmak" konusunda tabii kimse tartisamaz.
Atalarimiz "dereh eretz kadma le'Tora' - ahlaki yasam Tora'dan daha once gelir; eger bu temel yoksa zaten Tora bizim uzerimizde birakmasi gereken etkiyi birakmayacaktir demisler. Bu temel erdemlerin sadece Tisha be'Av ile degil tum Yahudi ogretisi ile de ayni baglantisi var.
Tisha be'Av kisitlamalarini yerine getirmemenin de gunah olup olmadigi konusuna degil Yahudi geleneklerini iletme gorevimiz ve ulusal acilarimiza olan sagduyumuz olarak ele almak gerekir.
Neslimizin 70 sene evvel tanik oldugu son acimiz Holokost'un anisini unutmadan tasiyabilecegimizi garanti etmeyi 6 milyon kurbanimiza bir vefa borcu olarak gormuyor muyuz?
Bet Ha'Mikdash (kutsal Tapinak) yikildiktan 70 sene sonra tasidigimiz aci duygulari tum bir ulus olarak bugune kadar canli olarak tasiyabilmeyi becermis olmamiz size biraz gurur vermiyor mu? Bu "hatirayi" emin olun sozunu ettiginiz 'ozgurluklerimiz"e dalarak tasimadik.
Eminim duymussunuzdur; Napoleon'un bir Tisha be'Av gunu yere oturmus, aglayan ve agit yakan Yahudileri gordugunde "ne oldu, neden agliyorlar?" sorusuna yaninda bulunan Yahudi asilli bir subay "iki tapinaklari seneler arayla bugun yikildi ve surgune ciktilar, onu aniyorlar" diye cevap verir. Napoleon "ne zaman oldu bu?" sorusuna "2000 seneye yakin" diye cevap alinca "2000 senedir unutmayan bir millet mutlaka kaybettigine ulasacaktir" diye cevap verir. Bu hikaye dogru mudur degil midir bilemem ama varilan sonuc ilettigi mesaj acik.
Yazdiklarima Shlomo Ha'Meleh'in Kohelet adli eserinin 3'uncu bolumden alinti ile son veriyorum:
Aglamanin zamani var, gulmenin zamani var.
Yas tutmanin zamani var, oynamanin zamani var...
Saygilarim ile
david h.
SHALOM'DAN BIR MAKALE --DENIZE GIRMEK YASAK!
bs"d
Bundan iki hafta once Shalom gazetesinde yayinlanan bir makale ve bu makaleye verdigim ancak Shalom Gazetesinin yayinlamama karari aldigi tepkilerimi sunuyorum.
Yayinlamayacaklari konusunda bana bu sabah cevap verilince bir sekilde bu konudaki dusuncelerimi genel Turkiye Yahudi toplumuna iletebilmeyi ancak bu yol ile yapabiliyorum.
Gonul isterdi Shalom kendi okurunun tepkisine de yer verebilecek medeni cesareti gosterbilseydi.
Begenelim veya begenmeyelim Shalom Gazetesi Turkiye Yahudileri'nin bir sesi.
Bu ses icinde kendilerine tanidiklari "cok sesliligi" okurlarina da taninmasi luksune henuz laik degilmisiz.
Hepsini bir post halinde degil okunmasi ve takibi daha rahat olmasi icin ayri ayri postlarda birbirlerine link edilmis sekilde yayinlayacagim.
Once makalenin kendisi:
http://webcache.googleusercontent.com/search?sourceid=navclient&ie=UTF-8&rlz=1T4GGIC_enUS239US240&q=cache:http%3A%2F%2Fwww.salom.com.tr%2Fnews%2Fdetail%2F20637-Denize-girmek-yasak.aspx
Denize girmek yasak!
Teşa BeAv haftası yaklaştığı zamanlarda hep çocukluğumu hatırlarım; Büyükada’da sıcak bir yaz günü, kendini plaja atmak isteyen bir kız çocuğu ve duyduğu tüyler ürpertici üç kelime; “Denize girmek yasak!” çünkü o gün Teşa BeAv.
***
Küçük bir çocuk için bayramlar detaylıca anlatılmadığında kabullenmek güç. Bet Amikdaşların yıkıldığını duymak yetmiyor, matem günü, oruç günü… Dindar olmayan küçük bir çocuk için tek anlamı oluyor; sevdiği şeylerden mahrum olmak.
Tahmin ederim ki birkaç kişi bu yazıma tepki gösterecektir. Bunun riskini alarak şu soruyu sormayı isterim; geçmişte dindaşlarımızın başına gelen felaketleri yas tutarak mı anmak gerekir? Yoksa özgürlüğümüzü kutlayarak mı? Ben sadece Teşa BeAv için değil, her konuda bu ikinci şıkkı seçmek isterim. Geçmişimizi bilmek fakat inancımızı kendi içimizde hissettiğimiz gibi yaşamamız gerektiğini düşünürüm. Belki kızacaksınız ama bir iş günü değilse eğer, Teşa BeAv’da ben havuza veya bulursam denize de girerim; çünkü özgür olduğum için, çünkü kimse yasaklayamayacağı için, çünkü havuzda başıma bir şey gelme ihtimalinin İstanbul trafiğinden daha az ihtimal olduğu için, çünkü günah olduğuna inanmadığım için, çünkü önemli olanın iyi ve dürüst bir insan olmak olduğunu düşündüğüm için…
***
Belli günlerde ve belli kalıplarda şükretmek gerektiğine inanmam, bazen hayatın akışında önemli olmayan konulara kafamı taktığım için kendi kendime çok kızarım. Bugünlerde trafikteki sürücüler iş dönüşü saatlerinde biraz sinirli. Niyetli oldukları için anlayış göstererek fevri davranmıyorum ancak trafiğin verdiği sinir biraz kişinin içinde birikiyor. Geçtiğimiz günlerde yeşil ışık yanar yanmaz önüme fırlayan dikkatsiz genç adama tam kızmak üzereyken kör olduğunu fark ettim. Elinde asası, kolunda kitapları… Yine ufak tefek olaylara kafamızı taktığımız için utandım. Yirmili yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim genç adam muhtemelen Braille alfabesiyle kitaplarını okuyup okulunu bitirecekti bir gün, ya da en azından kendini geliştiriyordu. İki gözü kusursuz görüp eline bir kitap almayanlara hayat dersi verir gibi… Braille alfabesi fikrini geliştiren Napolyon belki askerlerinin öğrenmesini ve gece karanlıklarda okumalarını sağlayamamıştı ama engelli genç insanlar bugün üniversite bile bitirebiliyorlar artık.
***
Denizden bahsetmişken, bugün adalarda oturan çocuklar Teşa BeAv olmayan günlerde bile neredeyse denize giremiyor. Adalarımızın denizi uzun yıllardır çok pis. Çocukluğumuzun güzel Büyükada’sı ise her geçen yıl daha nostaljik kalıyor. Starbucks’ı da Migros’u da geçersek, “bugün denize girebilir, az pis” diyeceğinizi düşünebilir miydiniz çocukluğunuzda? Bizim siyah beyaz Prinkipo resimlerine bakarken Ada halkının eski şıklıklarına özendiğimiz gibi, yeni nesil de Büyükada’da denizde yüzerken çekilen çocukluk resimlerimize hayretle bakar mı bir gün?
10 Ağustos 2011
Bundan iki hafta once Shalom gazetesinde yayinlanan bir makale ve bu makaleye verdigim ancak Shalom Gazetesinin yayinlamama karari aldigi tepkilerimi sunuyorum.
Yayinlamayacaklari konusunda bana bu sabah cevap verilince bir sekilde bu konudaki dusuncelerimi genel Turkiye Yahudi toplumuna iletebilmeyi ancak bu yol ile yapabiliyorum.
Gonul isterdi Shalom kendi okurunun tepkisine de yer verebilecek medeni cesareti gosterbilseydi.
Begenelim veya begenmeyelim Shalom Gazetesi Turkiye Yahudileri'nin bir sesi.
Bu ses icinde kendilerine tanidiklari "cok sesliligi" okurlarina da taninmasi luksune henuz laik degilmisiz.
Hepsini bir post halinde degil okunmasi ve takibi daha rahat olmasi icin ayri ayri postlarda birbirlerine link edilmis sekilde yayinlayacagim.
Once makalenin kendisi:
http://webcache.googleusercontent.com/search?sourceid=navclient&ie=UTF-8&rlz=1T4GGIC_enUS239US240&q=cache:http%3A%2F%2Fwww.salom.com.tr%2Fnews%2Fdetail%2F20637-Denize-girmek-yasak.aspx
Denize girmek yasak!
Teşa BeAv haftası yaklaştığı zamanlarda hep çocukluğumu hatırlarım; Büyükada’da sıcak bir yaz günü, kendini plaja atmak isteyen bir kız çocuğu ve duyduğu tüyler ürpertici üç kelime; “Denize girmek yasak!” çünkü o gün Teşa BeAv.
***
Küçük bir çocuk için bayramlar detaylıca anlatılmadığında kabullenmek güç. Bet Amikdaşların yıkıldığını duymak yetmiyor, matem günü, oruç günü… Dindar olmayan küçük bir çocuk için tek anlamı oluyor; sevdiği şeylerden mahrum olmak.
Tahmin ederim ki birkaç kişi bu yazıma tepki gösterecektir. Bunun riskini alarak şu soruyu sormayı isterim; geçmişte dindaşlarımızın başına gelen felaketleri yas tutarak mı anmak gerekir? Yoksa özgürlüğümüzü kutlayarak mı? Ben sadece Teşa BeAv için değil, her konuda bu ikinci şıkkı seçmek isterim. Geçmişimizi bilmek fakat inancımızı kendi içimizde hissettiğimiz gibi yaşamamız gerektiğini düşünürüm. Belki kızacaksınız ama bir iş günü değilse eğer, Teşa BeAv’da ben havuza veya bulursam denize de girerim; çünkü özgür olduğum için, çünkü kimse yasaklayamayacağı için, çünkü havuzda başıma bir şey gelme ihtimalinin İstanbul trafiğinden daha az ihtimal olduğu için, çünkü günah olduğuna inanmadığım için, çünkü önemli olanın iyi ve dürüst bir insan olmak olduğunu düşündüğüm için…
***
Belli günlerde ve belli kalıplarda şükretmek gerektiğine inanmam, bazen hayatın akışında önemli olmayan konulara kafamı taktığım için kendi kendime çok kızarım. Bugünlerde trafikteki sürücüler iş dönüşü saatlerinde biraz sinirli. Niyetli oldukları için anlayış göstererek fevri davranmıyorum ancak trafiğin verdiği sinir biraz kişinin içinde birikiyor. Geçtiğimiz günlerde yeşil ışık yanar yanmaz önüme fırlayan dikkatsiz genç adama tam kızmak üzereyken kör olduğunu fark ettim. Elinde asası, kolunda kitapları… Yine ufak tefek olaylara kafamızı taktığımız için utandım. Yirmili yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim genç adam muhtemelen Braille alfabesiyle kitaplarını okuyup okulunu bitirecekti bir gün, ya da en azından kendini geliştiriyordu. İki gözü kusursuz görüp eline bir kitap almayanlara hayat dersi verir gibi… Braille alfabesi fikrini geliştiren Napolyon belki askerlerinin öğrenmesini ve gece karanlıklarda okumalarını sağlayamamıştı ama engelli genç insanlar bugün üniversite bile bitirebiliyorlar artık.
***
Denizden bahsetmişken, bugün adalarda oturan çocuklar Teşa BeAv olmayan günlerde bile neredeyse denize giremiyor. Adalarımızın denizi uzun yıllardır çok pis. Çocukluğumuzun güzel Büyükada’sı ise her geçen yıl daha nostaljik kalıyor. Starbucks’ı da Migros’u da geçersek, “bugün denize girebilir, az pis” diyeceğinizi düşünebilir miydiniz çocukluğunuzda? Bizim siyah beyaz Prinkipo resimlerine bakarken Ada halkının eski şıklıklarına özendiğimiz gibi, yeni nesil de Büyükada’da denizde yüzerken çekilen çocukluk resimlerimize hayretle bakar mı bir gün?
10 Ağustos 2011
Pazartesi, Ağustos 22, 2011
BUNU BILIYOR MUYDUNUZ?
bs"d
Bu olurken :
http://www.ynetnews.com/articles/0,7340,L-4111417,00.html
Yikim Bakani Barak bununla mesguldu:
http://www.inn.co.il/News/Flash.aspx/337071
Arutz 7: Security Forces Are Destroying "Ramat Migron"
August 20, 2011, 10:18 PM
Security forces are destroying "Ramat Migron" in the Binyamin Area. More than 20 youth were arrested on Shabbath on suspicion of attacking a Palestinian boy from Ramallah.
Bu olurken :
http://www.ynetnews.com/articles/0,7340,L-4111417,00.html
Man killed, baby hurt as rockets pound south
At least one man killed, four seriously wounded after rockets hit southern town of Beersheba; elsewhere, four-month-old baby, eight-year-old girl hurt after rocket hits Ofakim home
Ynet reporters
|
Yikim Bakani Barak bununla mesguldu:
http://www.inn.co.il/News/Flash.aspx/337071
Arutz 7: Security Forces Are Destroying "Ramat Migron"
August 20, 2011, 10:18 PM
Security forces are destroying "Ramat Migron" in the Binyamin Area. More than 20 youth were arrested on Shabbath on suspicion of attacking a Palestinian boy from Ramallah.
SALAKLIGIN ILANI DA OLURMUS
bs"d
Bir insan, kurum aptal, salak olabilir.
Ne yapalim az degil bu durumlar.
Ama bir de tutup bunu sanki bir meymenetmis gibi ilan etmenin de bu salaklikta yeni bir rekora dogru kostugumuzun ispati.
Israil Devleti'nin Politik Blog'u adi ile yollanan tweet mesaji:
ISRAEL POLITIK
Sanki dunyanin cok umrundaydi.
Kendi kendimizi komik hale dusurmekte ustumuze YOK.
Sayelerinde Blogum icin yeni bir TAG yaratmak zorunda kaldim.
Bu tip konulari artik SALAKLIK basligi altinda izleyebilirsiniz.
Biraz da icimiz acilsin:
Bir insan, kurum aptal, salak olabilir.
Ne yapalim az degil bu durumlar.
Ama bir de tutup bunu sanki bir meymenetmis gibi ilan etmenin de bu salaklikta yeni bir rekora dogru kostugumuzun ispati.
Israil Devleti'nin Politik Blog'u adi ile yollanan tweet mesaji:
ISRAEL POLITIK
Sanki dunyanin cok umrundaydi.
Kendi kendimizi komik hale dusurmekte ustumuze YOK.
Sayelerinde Blogum icin yeni bir TAG yaratmak zorunda kaldim.
Bu tip konulari artik SALAKLIK basligi altinda izleyebilirsiniz.
Biraz da icimiz acilsin:
KENDIMI APTAL GIBI HISSEDIYORUM
bs"d
Basliktaki satirlari 1974 senesinde Be'eri Kibbutz'unda gonullu calismis bugun ABD Baskan adayi Michele Bachmann arkadasi Ziva Yellin ve diger bitr arkadasina yazmis. Israil'li kizlarin (1974'te 12 yasinda olan Ziva ve arkadaslarinin) cift lisan sahibi olmalarina deginen bolumunde kendini ne kadar aptal gordugunu yazmis.
Tabii bazilari simdi "hah iste 1974'te anlamistin" diyecekler :-))
Basliktaki satirlari 1974 senesinde Be'eri Kibbutz'unda gonullu calismis bugun ABD Baskan adayi Michele Bachmann arkadasi Ziva Yellin ve diger bitr arkadasina yazmis. Israil'li kizlarin (1974'te 12 yasinda olan Ziva ve arkadaslarinin) cift lisan sahibi olmalarina deginen bolumunde kendini ne kadar aptal gordugunu yazmis.
Tabii bazilari simdi "hah iste 1974'te anlamistin" diyecekler :-))
SOSYAL ADALET PEYNIRE MI ENDEXLI?
bs"d
Israil'in politikacilari da artik Ortadogu'nun kabadayi lisanini kullanip daha da ileri gidemeyecek kadar pisirik olduklarini ortaya koymak icin yarisir duruma geldiler.
Gecen haftaki teror saldirisindan sonra Israil'in baslattigi "imha" saldirilari akabinde Netanyahu "daha bu isin baslangici" diyordu.
Dun Ehud Barak isi iyice ileri goturup Saddamvari, Kaddafice bir tehditte bulundu.
"Kafalarini ucuracagiz!"
Israil'in ekonomik olarak degil savunma doktrinini eski sosyalist hukumetlerin anlayisina geri gitmesi lazim.
"Az laf, cok is".
Bir Yahudi caninin yuz Arab'a bedel oldugu gunlere.
Hadi simdi dunya degisti bizim duldul politikacilarimiz da degistiler, acikca Yahudi'ye dokunmanin bedelinin pahali oldugunu acikca soyleyemiyorlar (politik olarak ayip ya) bari sussunlar.
Bir sey yapacaklarindan degil, yeterki elalem alisveriste gorsun. Zavallilari oynayan Israil Sol'unun shahin kanadini gosterme ayaklarina yatan Ehud Barak "beyan verme lugatinda" Ahmedinejad'la yarisirsa oy toplayacagi inancinda. Ama Barak'in gucu ancak evine oda eklemek icin insaat yapan Yahudi'ye yetiyor. (Aynen Amerika'daki Huseyi Barak gibi bizim Ahmed Barak'in da derdi bu)
Israil'de hukumet peynir fiyatlarinin pahaliligi degil insan hayatinin ucuzlugu yuzunden dusurulmeli. Guney sinirimiz yol gecen hani gibi. Binlerce multeci ve aralarina sizan El-Kaida militanlari icin gecis yolu acik. Olabileceklerin bir ornegini yasadik.
Diger tarafta olaylarin arkasindan Israil hemen bu teroristleri yollayan orgutun ust kademesini imha etti. Mademki bunlarin kim olduklarini ve mekanlarini biliyordunuz neden 8 masum insanin hayatini kaybetmesini, yillar boyu tasinacak yaralari ve mahf olan ailelerin olusmasini beklediniz. Sadece bu bile bu hukumetin dusurulmesi icin bir nedendir. Dusmanin yerini ve hareketlerini biliyorsaniz imha etmemek, olasi felaketleri, katliamlari onlememek basli basina bir suc teskil ediyor.
Bunlar yuzunden yollara dusmeli, sivil ayaklanma bunlar icin olusmali, Kfar Shmaryau'da yaylanip milleti Rotschild'e kampa yollamak degil tek sosyal adalet. Asil sosyal adalet kisinin var olma, yasama hakkini herkese esit olarak saglayabilmektir.
Yitzhak Rabin'in degeri, hayati, kani Persembe gunu hukumetin umursamazligi yuzunden katl edilen kurbanlarin hic birinden daha degerli degildir. Olmamalidir.
Aksini dusunen istedigi kadar kendini uber-humanist, baris bayragini soldan saga salliyan ince ruh sahibi oldugunu iddia etse dahi insan sevgisinden bir nem dahi kapmamis kendi ideolojisi asigi birinden baska bir sey degildir.
Maytap beyinli politikacilarin pesinden suruklenen en guzel konusana oy veren sempanzelerden baska bir sey degiliz aslinda. Sosyal adalet secim ve yonetim sekli degismedikce kendi kendimizi kandirdigimiz bir masaldan baska bir sey olmayacak.
Tekrar ediyorum sosyal adaletin ilk maddesi insan hayatinin tum vatandaslara esit olarak garantisidir. Bu da ister en sagci, en solcu, en dindar veya en ateist (ateizmin de reformisti, orthodox'u var) hukumet olsun, en bas sorumluluklaridir.
Kanin fiyatini yukseltelim, peyniri dusurmek icin sonra ugrasiriz.
Israil'in politikacilari da artik Ortadogu'nun kabadayi lisanini kullanip daha da ileri gidemeyecek kadar pisirik olduklarini ortaya koymak icin yarisir duruma geldiler.
Gecen haftaki teror saldirisindan sonra Israil'in baslattigi "imha" saldirilari akabinde Netanyahu "daha bu isin baslangici" diyordu.
Dun Ehud Barak isi iyice ileri goturup Saddamvari, Kaddafice bir tehditte bulundu.
"Kafalarini ucuracagiz!"
"Caaaart!"
Israil'in ekonomik olarak degil savunma doktrinini eski sosyalist hukumetlerin anlayisina geri gitmesi lazim.
"Az laf, cok is".
Bir Yahudi caninin yuz Arab'a bedel oldugu gunlere.
Hadi simdi dunya degisti bizim duldul politikacilarimiz da degistiler, acikca Yahudi'ye dokunmanin bedelinin pahali oldugunu acikca soyleyemiyorlar (politik olarak ayip ya) bari sussunlar.
Komedi bir haldeler.
Tehdit ve tehdit.Bir sey yapacaklarindan degil, yeterki elalem alisveriste gorsun. Zavallilari oynayan Israil Sol'unun shahin kanadini gosterme ayaklarina yatan Ehud Barak "beyan verme lugatinda" Ahmedinejad'la yarisirsa oy toplayacagi inancinda. Ama Barak'in gucu ancak evine oda eklemek icin insaat yapan Yahudi'ye yetiyor. (Aynen Amerika'daki Huseyi Barak gibi bizim Ahmed Barak'in da derdi bu)
Israil'de hukumet peynir fiyatlarinin pahaliligi degil insan hayatinin ucuzlugu yuzunden dusurulmeli. Guney sinirimiz yol gecen hani gibi. Binlerce multeci ve aralarina sizan El-Kaida militanlari icin gecis yolu acik. Olabileceklerin bir ornegini yasadik.Diger tarafta olaylarin arkasindan Israil hemen bu teroristleri yollayan orgutun ust kademesini imha etti. Mademki bunlarin kim olduklarini ve mekanlarini biliyordunuz neden 8 masum insanin hayatini kaybetmesini, yillar boyu tasinacak yaralari ve mahf olan ailelerin olusmasini beklediniz. Sadece bu bile bu hukumetin dusurulmesi icin bir nedendir. Dusmanin yerini ve hareketlerini biliyorsaniz imha etmemek, olasi felaketleri, katliamlari onlememek basli basina bir suc teskil ediyor.
Bunlar yuzunden yollara dusmeli, sivil ayaklanma bunlar icin olusmali, Kfar Shmaryau'da yaylanip milleti Rotschild'e kampa yollamak degil tek sosyal adalet. Asil sosyal adalet kisinin var olma, yasama hakkini herkese esit olarak saglayabilmektir.
Yitzhak Rabin'in degeri, hayati, kani Persembe gunu hukumetin umursamazligi yuzunden katl edilen kurbanlarin hic birinden daha degerli degildir. Olmamalidir.
Aksini dusunen istedigi kadar kendini uber-humanist, baris bayragini soldan saga salliyan ince ruh sahibi oldugunu iddia etse dahi insan sevgisinden bir nem dahi kapmamis kendi ideolojisi asigi birinden baska bir sey degildir.
Maytap beyinli politikacilarin pesinden suruklenen en guzel konusana oy veren sempanzelerden baska bir sey degiliz aslinda. Sosyal adalet secim ve yonetim sekli degismedikce kendi kendimizi kandirdigimiz bir masaldan baska bir sey olmayacak.
Tekrar ediyorum sosyal adaletin ilk maddesi insan hayatinin tum vatandaslara esit olarak garantisidir. Bu da ister en sagci, en solcu, en dindar veya en ateist (ateizmin de reformisti, orthodox'u var) hukumet olsun, en bas sorumluluklaridir.
Kanin fiyatini yukseltelim, peyniri dusurmek icin sonra ugrasiriz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











