shomer shabat

Cuma, Ağustos 25, 2017

3 ELUL -- RAV KOOK VE SECÜLER YAHUDİLER

bs"d




Bugün Elul ayının 3'ü. Erev Şabat ve Eretz İsrael'in ilk Aşkenaz Baş Hahamı Rabbi Avraham Isaac HaKohen Kook (kısaca Rav Kook)'un meldadosu.
Rav Kook secüler ve ateist Siyonistlerle iş birliği yaptığı için eleştirilmişti.
Vefatının haberi Siyonist Kongresinin 19'uncu toplantısı sırasında gelmişti. Toplantı bu acı haber üzerine kısa kesilmiş ve sona erdirilmişti.
Toplantıya tekrar dönüldüğünde Hayim Weizmann Menahem Usişkin'i Rav Kook için bir methiye konuşması yapmaya davet eder.

Aşağıdaki linkten bu konuşmanın İngilizcesini okuyabilirsiniz.
Ben buraya en kuvvetli noktasını ekliyorum:

USİŞKİN'İN METHİYESİ

http://ravkooktorah.org/GIMMEL-ELUL-70.htm


Kendisini [secüler Yahudiler ile] işbirliği yapması konusunda eleştiren bir Rav'a verdiği cevabı bir çoğumuz biliyoruz.
 "Bet Ha'Mikdaş'ta ayrı ayrı avlular vardı ve bu avlulardan bazıları sadece Kohenler için, bazıları Leviler için, bazıları genel halk için (Israel) ve kadınlar için ayrılmıştı." "Ve en özel olarak Kodeş Ha"Kodeşim dediğimiz en kutsal bölüm vardı ki oraya sadece Yom Kipur gününde "Baş Kohen" girerdi." 
"Bütün bunlar Bet Ha'Mikdaş inşa edildikten sonraydı tabii. O zaman her kesim için özel bölgeler vardı ve her şahıs nereye girebileceğini bilirdi."
"Ancak, Tapınağı inşaa ederlerken durum nasıldı dersiniz? O zaman kesinlikle hiç bir sınırlama yoktu. Her işçi kendi yeteneğine göre gereken yerde çalışmaktaydı. Hatta en kutsal yer olan Kodeş Ha"Kodeşim'de bile"
Bugün, bizler de Üçüncü Tapınağı inşaa etmekteyiz. Bu yüzden de bu genç nesil ile bizler arasında, Tora'ya bağlı kesim ile secüler kesim arasında hiç bir sınır olmamalı. Hepimiz aynı amaca odaklanıp aynı tek amaç için çalışmaktayız. Önce Tapınağı inşaa edelim, sonra aramızdaki farklılıkları tartışırız..."

Perşembe, Ağustos 03, 2017

VA'ETHANAN - RABBI JONATHAN SACKS

bs"d



İngiltere Hahambaşısı Rabbi Sir Jonathan Sacks'ın bu haftaki deraşasının tercümesi: (2010 -5770 yılından)

"Şema Yisrael , Ha'Şem Elo-kenu, Ha'Şem ehad" (Dinle, ey Yisrael! Tanrımız Ha'Şem tek Ha'Şem'dir).
Bu sözler Yahudi inancının yüce tanıklığını taşımaktalar. Her kelimesi derin incelemeye değer nitelikte , ancak ilk fiil "Shema" özel ilgiyi hak ediyor.

Batı kültürünün aralarında şekillendiği iki medeniyet arasında - Yunan medeniyeti ve Yahudi medeniyeti - derin bir fark vardı, Yunanlılar görsel sanatların, resim, heykel, mimarı ve tiyatro konularında ustaydılar.

Yahudiler ise kesin dini bir prensip ile bu konularda usta değillerdi. Ha'Şem, ibadetin tek gayesi, görünmezdir. Doğanın ötesindedir. Kainatı O yarattığı için Kendisi kainatın arkasında saklıdır. O görülemez. Kendini sadece "konuşma" ile ifşa eder. Bu yüzden Yahudilik'te en yüce dini hareket "dinlemek"tir. Eski Yunan kültürü bir "göz" kültürü iken Yahudi kültürü bir "kulak" kültürü idi. Yunanlılar gördüklerine, Yahudiler duyduklarına ibadet ederlerdi.

Hans Kohn "The idea of Nationalism" adlı eserinde bunu şöyle açıklıyor : "Eski Yunanlılar 'görüntü, mekansal ve belirli hisler" ile yönlenen insanlardı . . . sanki geçen, fani, hayatın bir birinden uzak,alakasız elementlerini belli bir sınırlama içine sokup dondurmak isteğindeydiler . . . Yahudi ise duyduğu kadarını görmemekteydi . . . Onun kullandığı organ kulağıydı . . . Eliyahu Ha'Şem'i algıladığı zaman sadece çok sükun, alçak bir ses duydu. Bu yüzden Yahudi hiç bir zaman kendi Tanrı'sının bir görüntüsünü yapmadı."

Bu yüzden Yahudiliğin anahtar kelimesi "Şema"dır. Tanrı bizim gördüğümüz bir şey değil; duyduğumuz bir sestir. Bu yüzdendir ki Moşe bu haftaki Peraşa'da Sinai Dağı'ndaki vahiyi (revelation) şu şekilde hatırlatıyor : "Ha'Şem size ateşin içinden seslendi. Siz konuşulanı duydunuz, ama konuşanı görmediniz. Yalnız bir ses duydunuz. " (Devarım 4:12)

Bunun tüm Yahudilik için sistematik etkileri vardır. Yahudiliğin dünya görüşü ve anlayışı filozofik geleneği Socrates, Aristo, Plato ve diğerleri tarafından oluşturulmuş Yunan dünya görüşünden temelden esas olarak derin bir şekilde farklıdır. Dinleyen bir kültür ile gören bir kültür aynı değildirler. Bu haftaki incelememizde bu bir çok farklardan bir tanesini işlemek istiyorum.

Moşe'nin Kitapları, Tora, diğer özelliklerinden bir yana asıl olarak 613 Mitzva'yı içeren bir kanunlar kümesidir. Bu da Tora kelimesinin asıl anlamı olan "kanun"dur. Adından da anlaşılacağı gibi bir kanun kitabında "itaat etme, uyma" kelimesinin bulunması anlaşılır ve beklenebilir bir şeydir, sonuçta "kanun"un amacı ve beklentisi "itaat edilmesi"dir. Bir açıklama ile gerçek nasıl bir birine bağlantılı ise bir komuta ile itaat ta o kadar bağlantılıdır. Buna rağmen Tora İbranicesi'nde "itaat etme" anlamına gelen hiç bir kelime bulunmamakta. Bu müthiş şaşırtıcı bir durum.

Bu eksiklik o kadar göze batan bir şekilde idi ki modern İbranice tekrar yaşama getirilirken "itaat etmek" anlamına gelen bir fiil yaratma gereksinimi doğdu. Bu özellikle "İsrail Savunma Kuvvetleri" açısından çok gerekli bir durumdu. Bir ordu her zaman bir üst rütbenin emirlerine uyulması sistemi ile işler. Bunun için seçilen kelime Arami lisanında ve tüm Tora içinde bu anlamda hiç bir zaman kullanılmamış "letzayet" oldu. Tora'nın bu anlamda kullandığı kelime ise bayaa değişik , "Lişmoa, Şema  --duymak".

"Lişmoa" fiili Devarim kitabında önemli bir anahtar kelime halindedir, bu kitapta değişik şekillerde 92 kere kullanılmış ( bir karşılaştırma için Vayikra kitabında sadece 6 kere bu kelimeye rastlıyoruz). Bu kelme çok değişik anlamlar taşıması ile birlikte 5 ana anlam ile sınıflandırılmış:
1- dinlemek, odaklanmış olarak dikkat etmek mesela Devarim 27:9'daki gibi "Ey Yısrael, sus ve kulak ver!"
2 - duymak, Bereşit 3:10'daki gibi " Bahçede sesini duyunca korktum"
3 - anlamak, Bereşit 11:7'deki gibi " Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar"
4 - benimsemek, Bereşit 17:20'deki gibi "Yişmael'e gelince, seni işittim."
5 - hareket ile tepki göstermek, Bereşit 16:2'deki gibi "Avram Saray'ın sözünü dinledi"

Bu son şıktaki "şema" "itaat emek" anlamına en yakın olan durumunu temsil etmekte.

Tora ve Rabinic İbranice'de başka anlamları da var, mesela "anlam çıkarma", "kabullenme", "bir ispat olarak hesaba katma", "sözlü geleneğin bir parçası olarak kabul etme" gibi. Başka lisanda bir kelimenin bu kadar geniş anlamları mevcut değildir. Kulak verme veya önemseme en yakınlarından biri olabilir ancak yine de aynı zenginliği taşımamaktalar. Psikologlar bugün "aktiv dinleme" olarak bir terim kullanmaktalar , bu da Şema'nın anlamlarından bir tanesi.

Bir medeniyetin kendine mahsur özelliklerini bulmanın en baş yollarından biri de bu medeniyetin lisanında olup diğer lisanlara tercüme edilemeyen kelimeleri bulmaktır. Bedevilerin kum için , Eskimoların da kar için bir çok ayrı kelimeleri olduğu bilinmekte. Yunanca'daki megalopsuchos (anlamı olarak geniş ruha sahip kişi, zenginlik, statü ve kolayca elde edilmiş bir üstünlük sahibi kişi) kelimesinin karşılığı Yahudi ve Hristiyan kültürlerinde, alacak gönüllülüğe değer veren iki kültürde, yer bulamamıştı. Yunan kültürü ise alçakgönüllüğü bir değer olarak tanımamıştı. Şema kelimesi de, dünyanın kulak kültürünün öncüsü ve baş örneği olan İbrani kültürünün böyle tercüyme edilemiyen bir kelimesidir. 

Bu bizim Yahudiliği anlayışımızı etkileyen büyük bir etkendir. "Lişmoa" fiilinin bulunması ve "letzayet" fiilinin eksikliği Yahudiliğin Ebedi Kanunlara olan yoğun odaklanmasına rağmen, kör, düşünmeyen ve sorgulamayan bir inanç sistemi olmadığını bize göstermekte.

Kanunların arkasında bir neden vardır. Bazı durumlarda bu nedenin kaynağı Ha'Şem'in kainatı ve bu kainatı yöneten kanunları yaratması olduğu gerçeği yüzünden doğanın bütünlüğüne olması gereken saygımız. Bazı durumlarda da kökleri tarihin içinde yatmakta. Atalarımız Mısır'da köleydiler, bu yüzden kişisel ve sabit tecrübeleri ile despot, adaletsiz bir toplumda yaşamanın ne demek olduğunu biliyorlardı. Bu yüzden Tora'yı temel alan bir toplum adaletli, merhametli ve cömert olmalıydı. Köleler yedi günün bir tanesinde dinlenebilmeliydiler. Yedi senede bir tüm borçlar iptal edilebilmeliydiler. Toprak sahibi olmayan yoksullar hasat zamanı yiyeceksiz kalmamalıydılar , vs.

Vahiy olan Ha'Şem aynı zamanda da yaratılışın ve kurtuluşun da Tanrı'sıdır. Ha'Şem  bize bazı şeyleri yapmamızı ve bazı şeylerden uzak durmamızı emrettiği zaman bu O'nun keyfi ve zalimce isteğinden dolayı değil , dünyanın düzeni ve bütünlüğü kendi yapımı olduğu için ve insanoğlunun şerefi de kendi imajında yaratıldığı için önem kazanmakta O'nun nezdinde. Emrettiği Mitzvaları ile doğayı ve tarihi yönlendiren kanunlar arasında derin bir ahenk bulunmakta. Zalim bir hükümdar körcesine bir itaat talep eder. Ha'Şem zalim bir hükümdar değildir; bu yüzden de körcesine bir itaat talep etmemekte. Tam tersine O emrettiğini ve neden bu emri bize verdiğini anlayabileceğimiz kadar anlamamızı arzu eder.

Dolayısı ile Şemot (Çıkış) ve Devarim'de de gördüğümüz gibi vurgulanan çocukların soru sormalarıdır. Otoriter bir kültürde soru sorma isteği yıldırılır. Aynen Tennyson'un "Bizim görevimiz nedenleri sorgulamak değil, yapmak ve ölmektir" dediği gibi. Eğer Yahudilikte de böyle bir anlayış olsaydı, Tora "lişmoa", duyma, fiili yerine "itaat etme" anlamına gelen "letzayet" gibi bir fiili de kullanırdı.


Pesah Sederinde en az olgunlaşmış , en olgun değil, "soru sormayı bilmeyen" çocuktur. Doğrusu biz ona soru sormayı öğretmek ile yükümlendirildik. Her ne kadar "Şema Yisrael"'den üç satır sonra gelen fiil "bunları çocuklarına özenle tekrar edeceksin" diye tercüme edilse dahi , Raşi'ye göre buradaki anlam " çocuklarınızı keskinletireceksiniz", onlara bunları yüzeysel olarak değil, tüm derinlik ve detayları ile anlamlarını öğretin.(Raşi Kiduşin 30A)

Kesin olan, gerçi söylenmesine dahi gerek olmaması gereken, bu mitzvalara (emirlere) itaat etmemiz onları anlamamız ile bağlantılı değildir. Bir kişinin anlamaması veya mutabık olmaması nedeni ile kanunlara uymamayı seçebileceğini söylemek terminoloji olarak dahi çelişkilidir. Bu şekilde düşünen bir kişi gerçekte "kanun" ne demektir dahi anlayamamış demektir. Bizimkisinin ise araştıran, sorgulayan, rasyonel, aklımızı tümü ile kullanmamızı bekleyen zeki bir inanç olduğu anlamına gelmekte.

Şema Yisrael "duy Yısrael" anlamına gelmemekte. Daha çok şu anlamlara gelir: "Dinle. Konsantre ol. Ha'Şem'in sözüne tüm dikkatini ver. Anlamaya çabala. Entelektüel ve duygusal tüm yeteneklerini kullan. O'nun isteğini kendi isteğin yap. Çünkü sana emrettiği herşey ne mantıksız ne de keyfıdır, senin  refahın, senin ulusunun refahı ve sonuçta da tüm insanlığın refahı, iyiliği içindir."


Yahudilik'te inanç bir nevi dinleme şeklidir: Yaratılan her şeyin Yaratan'ına söylediği şarkıyı, tarihin kendisini anlamaya çalışanlara ilettiği mesajı dinlemektir. Bu da Moşe'nin Devarim kitabı boyunca defalarca söylemekte olduğudur. Bakmayı kesin: Dinleyin. Ruhunuzda bir sessizlik yaratın. Sezginin, hırsın, korkunun, kızgınlığın yarattığı gürültüyü susturun. Patırtının altında yatan kısık sesi dinlemeye çalışın. O zaman en uzak yıldızın dahi arkasındaki kadar uzak Olan'ın aslında kendinizden dahi size daha yakın olduğunu anlayacaksınız ve Tanrınız Ha'Şem'i tüm kalbinizle, tüm ruhunuzla ve tüm gücünüz ile seveceksiniz. Ha'Şem'in bütünlüğünde birlik bulacaksınız; kendi içinizde, kendinizle ve tüm dünya ile, ve bundan böyle hiç bir zaman bilinmeyenden korkmayacaksınız.

Pazar, Temmuz 30, 2017

KEŞFETMEK Mİ, ORTAYA ÇIKARTMAK MI

bs"d

Ramba"m bize gerçeği hangi kaynakta bulacaksanız arayın diyor.
Aşağıdaki alıntıya dün akşam bir kitabı karıştırırken rastladım.
Avraham Joşua  Heşel'den: (Abraham Joshua Heschel)



Cumartesi, Temmuz 29, 2017

TORA VE ERETZ ISRAEL

bs"d

Rabbi Samson Rafael Hirş'in Vaethanan Peraşasına yaptığı açıklamalardan birinden alıntı:


Sen (Yahudi ulusu) kendi toprağına sahip olmadan kanununa sahip olan tek milletsin. Daha da önemlisi bu kanunlar ulusal bir varlığı inşaa etmek için, ulusal bağımsızlığa ulaşmak için ve milli topraklardan refah elde edebilmek için var olan bir araç da değiller. Tersine bu kanunlar yukarda sayılan herşeyin sana verilmesinin nedeni olan amaçtır. Her millet toprağı yolu ile bir millet haline gelir ve sonra kendi toraklarının kanunlarını saptar. Siz buna karşı Tora yolu ile bir millet oldunuz ve Tora için size toprak verildi. Tüm diğer ulusların kanunları o ulusun özel karakterine, kendi toprağının ona verdiği karaktere ve o ulusun değişen ihtiyaçlarına uygun bir şekildedirler. Ama size bu kanunları veren, kanunları kendi elinden aldığınız kişi bu torakları hiç bir zaman görmedi ve hiç bir zaman ayak basmadı.Size sadece kanunları aktardı ve mezarının çölün ortasında olması da bu kanunların ebedi ve değişmez olduğunun ispatı olan bir mühürdür. Tora'nın kanunları kesindir, siz ve topraklarınız ise şartlıdır. Tora'nın kanunları sizin kaderinize veya topraklarınızın kaderine bağlı değillerdir, değişmezdirler. Tersine sizin ve topraklarınızın kaderi sizin Tora'nın kanunlarına olan bağımlılığınız derecesinde değişkendir. 
Kollarınızda Tora ile bugün Tora'yı tümü ile uygulayabilmeniz için girmek üzere olduğunuz toprakların sınırında duruyorsunuz. Kollarınızda Tora ile geçici olarak bu topraklardan sürüleceksiniz ama tekrar ve tekrar tüm amacı bu Tora'yı uygulamak olan bir millet olarak ayakta kalacaksınız. Ve tekrar Tora'yı uygulayabilmeniz için size verilmiş olan o topraklara tekrar geri girebileceğiniz zamanı bekleyeceksiniz. 
Sizler Tora'nın milletisiniz, toprağın milleti değil. 
Toprak Tora'nın toprağı.
Ve Tora'sız toprak Eretz İsrael değildir.

Devarim 4:5

Perşembe, Temmuz 27, 2017

TEŞA BE'AV VE ZAMANA UYGUN BİR UYARI

bs"d



Önümüzdeki Pazartesi akşamı ve Salı günü Yahudi takviminin en acı gününü tekrar anacağız. 
Bet Ha'Mikdaş'ın iki kere yıkılması ve sonuçlarında şu anda da içinde olduğumuz sürgün devrinin başlaması.
Bildiğimiz gibi İslam dünyası ve fırsatçılar Tapınak Tepe'de olan son olaylar üzerine odaklanmaktalar. Haz"al (Rahmetli Hahamlarımız) bize sonuçta işin Yeruşalayim üzerinde biteceğini söylemişlerdi. Diaspora'da - nerede olursa olsun - Yahudi için yaşam şartları gittikçe zorlaşmakta ve etrafımızdaki çember daralmakta.

Bu ışıkta 1938 senesinde Varşova'da yaklaşan Holokost tehlikesine karşı Yahudileri uyarmaya çalışan, senelerce bunun için yırtınan modern tarihimizin en büyük Yahudi liderinden biri olarak kabul edilebilecek Jabotinsky'nin sözlerini bir kez daha okumakta büyük yarar var: -- İsteyen "Jews of Poland" yerine "Jews of ......" diye okuyabilir. İstemeyen Rayband gözlüklerini giymeye devam edebilir...

Kolay ve anlamlı bir oruç (umarım gerek kalmaz) ve yakında tüm Yeruşalayim'in bütünleşmesi ve tüm insanlığın TEK Tan-rı'ya serbestçe ibadet edebileceği Tapınağımızın inşaası dileklerimle.

Paragrafın kısaca tercümesi:
Polonya Yahudileri, üç senedir sizlere bir rica ile sesleniyorum. Sizleri büyük bir felaketin yaklaştığı hakkında aralıksız uyarmaktayım. Saçlarıma ak düştü ve yaslandım, çünkü kalbim kan ağlıyor, sizler, sevgili kardeşlerim, yakında yıkım ateşini fışkırtacak olan volkanı görmüyorsunuz. Ben korkunç bir manzara görüyorum. Kurtulabilmek için vakit az. Biliyorum, sizler göremiyorsunuz, çünkü günlük dertleriniz ile uğraşmaktasınız. Saat 12'ye varırken uyarılarıma kulak verin. All-ah aşkı için: Her biriniz halen vakit varken kendini kurtarsın. Ve zaman çok az.

Salı, Temmuz 25, 2017

KÜLTÜREL İKLİM DEĞİŞİMİ -- RABBI SACKS

bs"d



Rabbi Sacks'ın geçen hafta verdiği bu konuşmasından ilgi çekici alıntılar.
Aşağıya linkini eklediğim bu konuşmanın tümünü dinlemenizi isterdim.
Konuşmasının konusunu insanlığın şu anda yaşamakta olduğu evrimin "kültürel iklim değişikliği" olarak adlandıran Rabbi Sacks'tan bazı kısa alıntılar:
Batı dünyası 17inci yüzyıldan beri üç hikaye üzerine odaklandı.
Birincisi dünyanın gittikçe daha fazla sekülerleştiği teorisi. 17inci yüz yılda Newton veya Descartes gibi düşünürler bilgiyi seküleştirdiler. Daha sonra 18inci yüz yılda devlet işleri ve din işleri birbirinden ayrılarak sonuçlanacak devrimeleri yaşadık. 19uncu yüz yılda kültür ve sanat sekülerleşti. Ve 20inci yüzyılın ortalarında etik değerler Batı Dünyasında Judeo-Hristiyan çizgiden koparak bunu tamamlandı.
4 yüz yıldır devam eden bu sekülerleşmenin devam edeceğini sanıyorduk. Ama durdu. 21inci yüzyılda özellikle Orta Doğu ve Asya büyük bir şekilde dindarlaşmakta.
İkinci hikaye ise medeniyetlerin gittikçe Batı medeniyeti şartlartini adapte ettikjleri üzerine idi. Ancak bu da Çin, Rusya, Hindistan ve İslam dünyasının uyanması ile yön değiştirdi. Bu 4 kültür de geleceğin kendilerine ait olduğuna inanmaktalar.
Üçüncü hikaye ise dinlerin ayakta kalabilmek için sekülerleşme sürecine ayak uydurmaları ve bu sürece göre kendilerini adapte etmeleri idi. Ama muhafazakar okula ait ibadet şekilleri kuvvetlenmekte ve çoğalmakta. Buna karşı daha liberal inançlar erimekte ve yok olmaktalar.
Kısaca din dünyaya ayak uyduracağına dünyaya kafa tutmakta ve kendini daha da soyutlamakta.

Konuşmasında Rabbi Sacks Ateizm'in kutsal babası Darwin'in kendi teorisi ile bile insanlığın üremeyi durdurmasının, daha doğrusu özellikle Avrupa ve seküler dünyanın üremeyi durdurmasının tersliğine şaşıracağını söylüyor. Bir kadının en azından kendi yerini doldurabilmesi içn 2.1 çocuk sahibi olması gerektiğini ancak bunun Avrupa'da çok daha gerilerde olduğu söyleyen Rabbi Sacks dinlerine bağlı ailelerin ise tam tersine gittikçe çoğaldıklarını anlatıyor.
Bu da Avrupa'nın sonu olacak.
Bu yüzden de Avrupa son yıllarda bu kadar büyük miktarlarda mülteci kabul etmek zorunda hissediyor kendini. Tabii bu da kendi kültürel sonunu yaratmakta.

Aynı şekilde de kendi kendilerini koruyabilen tek topluluklar yine belli bir inanç sistemine bağlı olan ve o sistemin ibadethanelerine devam edenler ayakta kalabilmekteler. İndividualizm, egoizm kişinin toplumdan kopması yine seküler kültürün getirdiği bir sonuç ki, bu da o toplumun yozlaşıp erimesine neden oluyor.

Devamını asagidaki linkteki videodan izlemenizi özellikle tavsiye ediyorum:

Cultural Climate Change

Pazar, Temmuz 23, 2017

METAL DEDEKTÖRLERE TEPKİ -- YAHUDİ KANI

bs"d

Tapınak Tepe'ye Yahudi öldürebilmek için sokmaya çalıştıkları silahları engellemek amacı ile metal dedektörlerin koyulmasına kızan bir İslamist terörist Şabat akşamı kendi hallerinde aileleri ile yemek yemekte olan 60 yaş ve üstünde 3 Yahudi'yi katl ediyor.
Barış dini.
Görüntü için kusura bakmayın ama dünyanın ve özellikle Türkçe basından yalan haberler ile kışkırtılan Türkiye'li arkadaşların bazı gerçekleri görmeleri amacı ile.



YAHUDİ'NİN YERİ -- RABBİ NORMAN LAMM

bs"d

2013 yılına kadar New York Yeşiva Üniversitesi'nin başında bulunmuş olan Rabbi Norman Lamm'dan Tora'dan uzaklaşıp kendine başka yerlerde kimlik arayan Yahudiler'e kısa bir sesleniş:



Cuma, Temmuz 21, 2017

ALPEREN OCAKLARI VE BİLİNÇ ALTI GERÇEĞİ

bs"d



Hepimiz dün Neve Şalom Kal'ına Alperen Ocakları kılıksızlarının yaptıkları saldırıdan rahatsız olduk. Yahudi Cemaati resmi olarak kınadığı gibi gerekenin yapılmasını da beklediklerini bildirdi. Yüzlerce Müslüman dostumuz rahatsızlıklarını belirttiler.
Olay hiç bir mantığa sığmayacak kadar kafasızca, anlamsızca sergilendi.
Türkiye vatandaşı Yahudiler'i Israel'de olan olaylar dolayısı ile cezalandırmaya kalkışmak, onlardan hesap sormak.
Tatsız, anlamsız.
Ama altında yatan başka bir gerçeği de bize hatırlatıyor.
Alperen hörgüçlülerinin bilinç altlarında yatan ve bizlerin her zaman hissetiğimiz bir gerçek.
Kol Israel arevim ze'laze. Tüm Yahudiler birbirlerinden sorumludurlar.
Bir birleri ile bağlantılıdırlar.
Sanırım yüzde yüzümüz dünyanın neresinde olursak olalım, kulağımıza Yahudi bir şahsın adının karıştığı iyi veya kötü bir olayı duyduğumuzda etkileniriz.
Başarılarımız ile sanki kendimiz başardık gibi övünürüz, bazen maalesef yanlışlarımız ile sanki kendimiz yapmışız gibi utanırız, üzülürüz.
Nobel ödülü alan bir Yahudi bizi gururlandırır ama arada sırada karşımıza Madoff tipi bir Yahudi çıktımı da ister istemez üstümüze alırız, utanır, üzülürüz.
Yeruşalayim'i özgürleştirdiğimizde hissetiğimiz sevincimiz ve terör saldırılarımızda kaybettiğimiz kardeşlerimiz için acımız tektir.
İşte Alperen kılıksızları bunu bilinç altlarında anlıyorlar.
Evet bizim kardeşliğimiz hakkında kesinlikle haklılar.
Ama hukuk ve mantık çerçevesinde mantıksızlar. Gerçi onlarda mantık olayını proses edecek bir organ olmadığı mutlak.
Herşeyden bir ders çıkartmak gerekiyor.
Bundan da bize mesaj, dolambaçlı da olsa "kol Israel arevim ze laze"...
Şabat Şalom

Pazartesi, Temmuz 17, 2017

SENİ EZENLERİN ÇOCUKLARI ÖNÜNDE EĞİLECEKLER

bs"d



Seni ezenlerin çocukları Gelip önünde eğilecekler; Seni hor görenlerin hepsi, 'RAB'bin kenti, İsrail'in Kutsalı'nın Siyon'u Diyerek ayaklarına kapanacaklar.
Yesaya 60:14

"והלכו אליך שחוח בני מעניך והשתחוו על כפות רגליך כל מנאציך וקראו לך עיר ה' ציון קדוש ישראל" (ישעיה ס, יד).
Related Posts with Thumbnails