shomer shabat

Cuma, Kasım 17, 2017

AY KAYBOLDUĞU ZAMAN -- RABBİ YİTZİ HURWİTZ

bs"d



ALS hastalığı ile mücadele veren Rabbi Yitzi Hurwitz'ten bu hafta.
Aklınızda bulundurun; bu yazıyı özel bir kompüterde gözleri ile yazıyor. Çok büyük bir çaba sarf ederek.

*********************************************************

Bu hafta Şabat Roş Hodeş arifesi olduğu için "Mahar Hodes - yarin ay" adını taşıyan özel bir Aftara okuyacağız. Şabat Roş Hodeş arifesine düştüğü her seferde o haftanın Peraşasına bağlı Aftara yerine bu Aftara okunur.

Bu Aftara bize Şaul Ha'Meleh'in oğlu Yonatan'ın David'in hayatından endişe ettiğini söylüyor. Babasının gerçekten David'i öldürmek isteyip istemediğini anlayabilmek için bir plan yapar. "Ve Yonatan David'e 'yarın Roş Hodeş ve sen hatırlanacaksın, çünkü yerin boş olacak" der. David'e 3 gün bir yol işaretinin olduğu bir yerde saklanmasını söyler. Üç gün sonra oraya yanında genç bir erkek çocukla ok ve yay alıştırması yapmaya gideceğini ve üç ok atacağını ve genç çocuğu o okları toplamaya yollayacağını söyler. Eğer çocuğa "kenardalar" diye bağırırsa, David için geri gelmekte bir sakınca yok, eğer "daha uzaktalar" diye bağırırsa halen tehlike devam ediyor demek olacaktı.

Roş Hodeş sırasında Şaul'un David'i öldürmek istediği açıkça ortaya çıkar.

Yonatan daha evvel belirlenmiş o yere yanında genç çocuk ve ok ve yay ile gider. Üç ok atar ve çocuğa "daha uzaktalar" diye seslenir. Çocuk okları topladıktan sonra Yonatan onu şehre geri yollar ve David saklandığı yerden çıkar. Yonatan ile bir birlerini öper ve ağlarlar, taa ki David'in ağlaması Yonatan'ınkinden daha fazla olana kadar. Bu noktada Yonatan ve David bir birlerine olan dostluk sözlerini yenilerler ve ayrılırlar.

Bu Aftara'yı açıklamadan evvel, neden bu Aftara'yı okuduğumuzu açıklamamız gerekiyor. Bu soruya cevap vererek bu Aftara'daki sembolleri açıklayabileceğiz. 

Genel kural Aftara'nın o haftanın Peraşa'sı ile, en azından o Peraşa'nın sonu ile veya içinde bulunulan devre ile (bayramlar vs) alakalı olmasıdır.Genellikle o Şabat'ın Peraşa'sı ile ilgili bir Aftara okumadığımız zaman o hafta okunacak olan Afatar ile ilgili özel bir Maftir de (Tora'ya davet edilen ve Aftara'yı okuyacak olan son kişinin okuduğu Tora bölümü)  vardır. Ancak Roş Hodeş arifesine denk gelen Şabat'ta özel bir Maftir eklenmez, o zaman neden bu Aftara okunur?

Daha da önemli bir soru da; Ros Hodes arifesi nasıl bir bayramdır da o gün okunması gereken Aftara yerine  için özel bir Aftara'ya ihtiyaç duyulmuş? Başka bayram arifelerinde okunan bir Aftara yoktur. Mesela "Yarın Pesah" veya "Yarın Şavut" (Roş Ha'Şana, Kipur ve Sukot hiç bir zaman Pazar gününe denk gelmezler) diye Aftaralar yoktur. Neden Roş Hodeş arifesinin özel bir Aftara'sı var?

Bu Aftara'yı okumanın da açıkça bir anlamı yok. Aftara'daki hikayenin Roş Hodeş arifesinde başlaması dışında bu arife günü ile bir alakası yok. Aftara'nın ilk iki kelimesi üzerine gerisinde günle alakası olmayan bir hikayeyi okumak mana taşımıyor. 

Ros Hodes arifesinde çok önemli bir mesaj olmalı ki bu Aftara seçilmiş. Nedir bu arifenin özelliği?

Roş Hodeş yeni ayın görünmeye başlamasıdır. Yeni ay ortaya çıkmadan önce tamamı ile kaybolmalıdır. Yeni ayın doğuşu yanında yeni bir ışık, yeni bir ruhani enerji getirir. Ancak bu yeni enerjinin dünyaya ışık vermesi için öncelikle tamamı ile kendini iptal etmesi, etkisiz hale getirmesi gerekir. Ay tamamı ile yök olamlıdır. Bu kendi kendini iptal etmesi dünyaya yeni bir ruhani enerji getirmesini sağlar. 

Bu fikir Yonatan'ın "yarın Roş Hodeş ve sen hatırlanacaksın, çünkü yerin boş olacak" sözleri ile simgelenmekte. "Çünkü yerin boş kalacak" kendi kendini tamamı ile iptal etmen dolayısı ile "hatırlanacaksın" anlamında. Bu kendini iptal etmen positiv bir şeye neden olacak. 

Talmud bize "Yahudiler ay ile hesap ederler", "Yahudiler aya benzerler" der. Aynen ayın kendini tamamı ile iptal etmesi yolu ile tekrar dünyaya görünmesi gibi biz de kendimizi tamamı ile Ha"Şem'in istekleri önünde iptal etmemiz ile dünyaya müthiş bir ışık, bir enerji getirmekteyiz. 

Bizim misyonumuz bu alçak fiziksel dünyayı Ha"Şem'in yaşayabileceği bir mekan haline getirmek. Bunu da kendimizi ve bulunduğumuz yerleri arıtarak Ha"Şem'in açıkça varlığını hissetirebileceği durumu hazırlamak. Bunu da Ha"Şem'e Tora ve Mitzvalar ile yakınlaşarak, servis ederek veya başkalarının bunu yapabilmelerine yardım ederek. Ve bu çok çaba gerektirir. Özellikle kendimizi aritarak, egomuzu yenerek, Ha"Şem'in istediğini yapmaya çalışarak, egomuzu Ha"Şem'in isteğini yapmayı arzulayacak duruma getirene kadar emek vererek. Bu zor emek ve kendini tamamı ile iptal etmeyi gerektiriyor. Bu proses Ha"Sem'in ışığının hayranlık veren düzeylerini getirir. Özellikle de kişinin kendini Ha"Şem'in isteği karşısında tamamı ile iptal etmesi bu ışığın dünyamıza gelmesini sağlar. 

Kendimizi ve bulunduğumuz yerleri arındırmamız hikayedeki ok ve yay ile sembolize ediliyor. Nasıl ki yayı ne kadar kendimize doğru çekersek ok o kadar uzağa gidecektir, bizim emeğimiz de aynen bu şekilde işler. Kendi içimize ne kadar dönersek, bulunduğumuz yerdeki kötülükleri ne kadar daha arındırırsak, dünyamıza girecek olan ışık ta o kadar daha derin ve büyük olacaktır. 

Bu prosesi bitirdiğimizde Ha"Şem dünyamızda açıkça kendini hissetirecektir. Bu da Maşiah'ın burada olması demektir. 

İçinde bulunduğumuz karanlık ve acı sürgün Roş Hodeş arifesine benzemekte. Zaman geçtikçe ayın ışığı gittikçe azalır, taa ki tamamı ile karanlık olana kadar. İşte o zaman yeni ışık ortaya çıkmaya başlar. Sürgündeki bu en karanlık noktalarda işte bizim çabalarımız Maşiah'ın ışığının dünyaya girmesini sağlayacaktır. 

En sonda, en karalık anda Ramba"m'in dediği gibi, "Gelecekte Israel Teşuva yapacak ve anında kurtarılacak". Teşuva Ha"Şem'e yaklaşmak demektir ve herkes bunu yapabilir. Bazıları için bu yolunu düzeltmek demektir, ancak daha da yüksek bir derecesi de vardır bunun. Yolunu düzeltmesine gerek olmayan bir kişinin de Ha"Şem'e yakınlaşması. İçinde olduğu durum ile tatminkar değildir, ve kimse bu konuda tatminkar olmamalıdır ve her zaman Ha"Şem'e daha da yaklaşma isteğinde olmalıdır. Bu daha yüksek derecedeki Teşuva ile içinde bulunduğu durumdan kendini sıyırır ve daha da yükselir. 

Bu da Aftara'nın ilk kelimeleri ile sembolize edilmekte. "Ve Yonatan David'e söyledi". Yonatan Tzadik'i (dürüst erdemli kişi), David te Baal Teşuva'yı (Teşuva yapan, tövbe eden kişi) temsil etmekteler. Tzadıklerin çabaları Baal Tesüvaların Tesüva sürecine başlamalarına ortam hazırlar, ve sonunda onlar da Tzadık mertebesine erişirler. Bu da Aftara'da "Yonatan ile bir birlerini öper ve ağlarlar" şeklinde sembolize edilmiş. O anda ikisinin de eşit oldukları anlamında. Ancak Teşuva sizi daha da yükseklere taşımaya devam edecektir. Bu da Aftara'da aynı cümlede "taa ki David'in ağlaması Yonatan'ınkinden daha fazla olana kadar" şeklinde anlatılmış. Çünkü Teşuva yolu ile Tzadik'ten daha yüksek mertebelere ulaşılabilir. Teşuva'nın gücü o kadar yüksektir ki, Zohar bize Maşiah'ın Tzadikleri teşuva yapmaya yönlendireceğini söylemekte. Maşiah geldiğinde Tzadikler teşuvanın gücü ile inanılmaz derecelere yükselecekler. Ha"Şem sonsuz ve limitsizdir. Teşuva yolu ile ruhanilikte de sonsuz derecelere ulaşmak bu yüzden mümkündür. 

Roş Hodeş arifesi bizim başlıca amacımızın ve misyonumuzun sembolüdür. Ve Şabat olduğu zaman bu daha da kuvvetle vurgulanmakta. Çünkü Şabat'ta bizler yaratlışın, fizikselliğin üstüne çıkmaktayız, bu da esasımızı daha iyi hissetmemize yardım ediyor. 

İşte tüm bunlardan dolayı Roş Hodeş arifesinin bizler için önemi çok büyük ve bu da bu gün için özel bir Aftara'yı gerekli kılıyor. Hatta o güne ait olan Aftara'yı iptal edecek kadar. 

Misyonumuzu tamamlamak için sarf ettiğimiz çabalarımız ve Teşuvamız Ha"Şem'in ışığının dünyamızı bir sel gibi kaplamasına ve Masiah'ın gelişini hızlandırmasına neden olması dilekleri ile.
Zamanı geldi.

Şabat Şalom




Cuma, Kasım 10, 2017

HAYATINIZI KENDİ HAYATINIZ YAPIN -- RABBİ YİTZİ HURWİTZ

HAYATINIZI KENDİ HAYATINIZ YAPIN -- RABBİ YİTZİ HURWİTZ

bs"d




ALS hastalığı ile mücadele veren Rabbi Yitzi Hurwitz'ten bu hafta.
Aklınızda bulundurun; bu yazıyı özel bir kompüterde gözleri ile yazıyor. Çok büyük bir çaba sarf ederek.

**********************************************

Bu haftaki Peraşa "Ve Sara'nın hayatı 127 yıldı, Sara'nın hayatının yılları" diye başlıyor.
"Eğer Sara'nın hayatı 127 yıldı diye söylenmiş ise neden tekrar Saranın hayatının yılları" demeye gerek var diye soruluyor.

Diğer bir soru da "Tora bize neden Sara'nın ne kadar yaşadığını belirtiyor ve buna karşın diğer annelerimizin yaşam sürelerini bize belirtmiyor?"

Zohar Sara'nın Misir'a inmesi ve sonra tekrar geri gelmesi dolayısı ile daha yüce bir hayatı hak ettiğini söylüyor. Söylenmek istenen hayatının Mısır'dan dönüşten sonra ruhani olarak daha yüksek bir dereceye çıkmış olduğu ve bunun göklerden ona verilen bir hediye olduğu. Zohar "hayatı kendi hayatı" idi diye bitiriyor. Hayatının her aşaması onun kontrolü altında idi, aynı zamanda da kendisine verilen bu ruhani yüce hayatı da özümseyerek hakim oldu.

Rebbe Rasab (Habad'ın 5inci Rav'i, Lubavitç'li Rabbi Şalom Dovber Şnerson) Zohar'ı şu şekilde açıklıyor:
"Ve Sara'nın hayatı 127 yıldı" yüce bir hayat yaşamayı hak etmiş olduğunu; ve cümlenin ikinci bölümünü oluşturan "Sara'nın hayatının yılları" ibaresinin hayatının kendi hayatı olduğunu belirtiyor. 

Rasi ise bize cümlenin sonundaki fazla kelimelerin Sara'nın yıllarının tümünün eşit olarak iyi olduklarını, yani günahsız geçtiklerini belirttiğini söylüyor. Rasi'nin dedikleri ile Zohar'ın bu sözler hakkındaki "hayatı kendi hayatı idi" açıklamasını ne şekilde bağdaştırabiliriz?

Bildiğimiz bir kural vardır: Atalarımızın yaptıkları onların çocukları olan bizlere ne şekilde hareket etmemiz gerektiği hakkında bir ders oldukları.
Eğer Tora bize fazla kelimeler kullanarak "Sara'nın hayatının yılları" ile tümünün iyi, günahlardan arınmış olduğunu açıklıyorsa, bizlerin de hayatlarımızı bu şekilde sürdürmemiz gerektiğini belirtmekte. Bu nasıl bize ömür boyu ileyeceğimiz bir hayat dersi olabilir? Çıkartılan bir ders günümüze veya geleceğe uygulanabilir, geçmişe değil. Eğer geçmişte hatalarımız olmuş, günah işlemiş isek nasıl tüm yıllarımız eşit olarak iyi ve günahsız olabilirler?

İşte burada Tesüva (tövbe) işin içine giriyor. Sevgi ile yapılan bir Teşuva geçmiş günahları dahi hiç bir zaman işlenmemiş hale getiriyor.

Sevgi ile yapılan Teşuva nedir? Kişinin Teşuva yapması için bir çok neden vardır. Bazen korkudan, gelecekte günahlarından dolayı cezalandıralacağı korkusu, veya Ha"Şem'in ona günahları yüzünden ve doğru yola dönmemesinden dolayı istediği şeyleri, ihtiyaçlarını sağlamayacağı korkusu. 

Bir de kişinin Ha"Şem'e yaklaşma isteği vardır. Kalbinin derinliklerinden Ha"Şem ile yakın bir ilişki içinde olmaya susamışlığı, O'na daha da yakılaşma arzusu. İşte bu yaklaşım ile yapılan Teşuva "sevgi ile yapılan" Teşuva'dır.

Geçmişi değiştirmek mümkün olduğuna göre, Sara'nın yolunu izleyerek, tüm ömrümüzün yıllarının eşit olarak iyi olmalarını sağlamak olası. Kısaca bir Yahudi hayatını tamamı ile kontrol edebilir, hatta geçmiş yıllarını dahi. Böylece kendi hayatı da aynen Sara'nın ki gibi kendisinin olur.

Geçmişi değiştirmek ne şekilde işler?

Temelde günah işlediğini anladığında, pişmanlık dolu olarak kendini kopmuş, izaklaşmış olarak hisseder kişi. Bu yüzden de kendini alçalmış olarak hisseder ve bu da onu Teşuva yapmaya yönlendirir. Ha"Şem'e yaklaşmayı, yaptıklarından pişman olmayı, günahtan evvelki yakılığına, bagliligina geri dönmesini aslında sonuçta işlemiş olduğu bu günah sağlamakta. Dıştan görünüşü ile onu kopartan tüm tuzakları ile bu günah, ancak Teşuva yolu ile bu günah içinde saklı olan "iyi" ortaya çıkmakta ve günahın yerini almakta. 

Daha derin olarak, sevgi ile yapılan Teşuva zamanın yaratılışından daha evvelki mertebelere varacak kadar kuvvetlidir. Zaman da bir yaratılıştır ve onun var olusunun evveli ve sonrasında da ruhani alemler mevcuttur. Teşuva yaptığınız an zamanın dışına çıkmaktasınız, şimdi, geçmiş ve gelecek olmayan bir alanda. Sanki işlenen günahtan evvele gitmiş ve tamir edilmiş gibi. 

Sara'dan sadece bunu öğrenmiyoruz. Bu yüksek mertebesinden dolayı, bu mertebeyi özümlemesinden dolayı, hayatının her yönünü kendi kontrolü altına alabilmiş olaması da bizim de bunu yapabileceğimizi bize göstermekte. Sara annemiz olduğundan, onun gibi olmak ta genlerimizde. Aynen onun gibi tüm hayatımızın yıllarının eşit bir şekilde iyi olmasını sağlama kabiliyetimiz mevcut.

"Ben sevgi ile Teşuva yapmak için yeterince kutsal, yeterince özel değilim" diye düşünebiliriz. Bu yanlış. Her Yahudi sevgi ile Teşuva yapabilecek kadar kutsal ve özeldir. Kolay değil, çok çalışmak gerekecek. Ha"Şem'i öğrenmek, dünyayı neden yarattığını, bizi neden yarattığını öğrenmek gerekecek. Anlamaya başladığımız zaman Ha"Şem'e olan sevgi içimizde alevlenecek, zamanla ve çaba ile bu ateş yükselecek ve bizi sevgi ile Teşuva yapmaya ulaştıracak.

Bu adımları takip ederseniz Yahudiliği değişik olarak algılamaya başlıyacaksınız. Sorumlu olduğunuz bir yük olarak görmek yerine, müthiş bir tutku ve sevinç ile Yahudiliği yaşayacaksınız. Ve sevinç tüm sınırları, yükseklere ulaşmak yolunda tüm engelleri aşmak için gerekli olan anahtardır. Teşuva'nızı da büyük bir tutku ve sevinç ile yapıp, geçmiş, şimdi ve gelecekteki hayatınızı kendi kontrolünüze alacaksınız, aynen annemiz Sara gibi.

Ha'Şem'e yaklaşma çabalarımız O'na sevinç ile tapmamıza neden olsun. Bu sevinç bütün engelleri yıksın ve özellikle de Maşiah'in gelişini hızlandırıp bu karanlık sürgünü bitirsin. 

Zamanı geldi.

Şabat Şalom

Cuma, Kasım 03, 2017

MİTZVALARIMIZIN GÜCÜ -- RABBİ YİTZİ HURWİTZ

bs"d



ALS hastalığı ile mücadele veren Rabbi Yitzi Hurwitz'ten bu hafta.
Aklınızda bulundurun; bu yazıyı özel bir kompüterde gözleri ile yazıyor. Çok büyük bir çaba sarf ederek.

**********************
Bu haftaki Perasa'da (Vayeira) Ha"Şem Sodom ve Gemora'yı yıkmak için bir melek yollar. Ha"Şem kendi kendine de "Yapmak üzere olduğumu Avraham'dan gizlemeli miyim? Avraham'ın mutlaka büyük ve kuvvetli bir millet olacağını ve onun yolu ile diğer milletlerin de kutsanacağını bilerekmi saklayacağım? Çocuklarına ve evine Ha"Şem'in adalet ve dürüstlük yollarını öğereteceği için onu bağrıma basmadım mı?" der.

Ha"Şem neden "saklamak" (Mehase) ve yol (dereh) terimlerini kullanıyor yukarda? Saklamak - örtmek buraya çok uymayan bir terim. Ayrıca Ha"Şem'in isteklerine uymak "Yol" olarak adlandırılıyor?

Cümlede Ha"Şem Avraham'ı çocuklarına ve ailesine O'nun yolunda adalet ve dürüstlük ile yaşamayı öğreteceğini söylüyor. Gelecekte. Şimdiye kadar Avraham'ın yaptıkları neydi? Bir çok imtahandan geçmemiş miydi? Etrafındakilere Ha"Şem'i tanıtmak için uğraş vermemiş miydi? HA"Sem'in onu bunlar yüzünden bağrına basması gerekmiyor muydu?

Görünen Ha"Sem Avraham'ı nızler yüzünden seçiyordu. İlerdeki nesillerin Mitzvalar'ı uygulayacakları nedeni ile. Ve bu yüzden de gizli olanı ortaya çıkartıyordu.

Bunu anlayabilmek için sizi biraz daha derine alacağım.

"Dereh" kelimesi yol, patika anlamına geliyor. Yol iki noktayı birbirne bağlar ve ikisi arasında irtibatı sağlar. Biri büyük bir şehir diğeri ufak bir köy olabilir. İkisi arasında hiç bir ortak nokta olmasa dahi birbirlerine bağlıdır lar bu şekilde. Üstüne üstlük bu yol dolayısı ile seyahat eden büyük şehirden küçük köye gider ve aynı yolda da tekrar geriye gidebilir. 
Sözü edilen Pasuk'ta "çocuklarına öğretecek" Tora'yı, "onlar da Ha"Şem'in yolunu takip edecekler" mitzvaları kastetmekte. Ancak daha sonraki iki kelime "dürüstlük ve adalet uygulamak" fazla gibi durmakta. Bunlar da zaten mitzvalar değiller mi? Bu extra kelimelerden ne öğrenmekteyiz?

Ha"Şem dünyadan, fiziksellikten çok ayrı ve bizim alçak ve limitli fiziksel dünyamız ile aralarında ortak hiç bir şey yok. Buna rağmen Ha"Şem O'nunla irtibat kurabileceğimiz bir yol yarattı. Öncelikle Tora ile sonsuz ve bizim anlayamayacağımız mertebelerdeki ışıktan kaynaklanan ve sonra bizim burada yaptığımız Mitzvalar ile Tora'nın da daha üstündeki mertebeler ile bağlantı kurabileceğimiz bir yol. Çünkü Tora Ha"Şem'in bilgeliği, mitzvalar Ha"Şem'in isteğidirler. Ve istek (ratzon) bilgelikten daha yüksektedir.

Bütün bunlar Ha"Şem'in dünyamız ile bağlantılı olan (mecazi olarak) kısmı ile ilgili. Ancak bu bağlantılardan daha yüksek, dünya ile bağlantısı olmayan çok daha özel mertebeler vardır ki bunlara da "saklı - örtülü" olarak değinilir. Ha"Şem bunları da açacağını söylemekte. Bu daha yüksek mertebelere nasıl ilişkilenebilirz?

İşte burada "dürüstlük ve adalet uygulamak" devreye girmekte. Mitzvaları yapmakta iki derece vardır. İlki Tora'dan kaynaklanır. Tanrısallığı Tora öğrenimi ile buraya çeker, mitzvaları uygular ve bu yol ile yüksek mertebelere ulaşabiliriz.
Ancak bir de Mitzvalar'ın kendi değerleri vardır ki, Tora öğrenimi yolu ile ulaşılamayacak şekilde. Mitzvalar'ın bu güçleri, değerleri ancak Maşiah'ın gelmesi ile bize belirgenleşecekler. Bu da Tanrısallığın örtülü, saklı mertebelerine ulaşmamızı sağlayacak.

İşte bu yüzden Ha"Sem Avraham'ı bağrına basarak seçti. Bizler, Avraham'ın gelecek nesilleri Ha"Şem'in isteğini yani mitzvaları yapacağımızdan dolayı saklı olanı açıklamakta.

Her ne kadar Mitzvalar'ın gerçek kuvvetleri, yaptıklarımızın gerçek değeri Maşiah geldikten sonra açığa çıkacaksa da, şu anda farkında olmasak dahi bile bu mitzvalar yolu ile Ha"Sem'in gizli saklı olarak ima ettiği mertebeler ile bağlantımızı kurmaktayız.

Bizim bu Mitzvalar'ı uygulamak için olan taahütümüz o kadar kuvvetli ki, Ha"Şem her birimizi bağrına basmakta. 

Bundan dolayi, yaptığımız Mitzvalar'a daha fazla eklemeye, ve daha büyük bir coşku ile yapmaya çaba sarf etmeliyiz. Belki de yapacağımız bir mitzva teraziyi etkileyecek ve Maşiah'ın gelişini hızlandıracak.
Vakti geldi.

Şabat Şalom

Perşembe, Ekim 26, 2017

HER YAHUDİ'YE BİR ÇAĞRI -- RABBİ YİTZİ HURWİTZ

bs"d



Geçen gün sözünü ettiğim ALS hastası Rabbi Yitzi Hurwitz'ten bu hafta.
Aklınızda bulundurun; bu yazıyı özel bir kompüterde gözleri ile yazıyor. Çok büyük bir çaba sarf ederek.


HER YAHUDİ'YE BİR ÇAĞRI


Bu haftanın Peraşa'sının ilk bölümünde Ha"Şem Avram'a "Leh Leha, kendinden, memleketinden, doğduğun topraklardan, babanın evinden sana göstereceğim topraklara git" demekte. Ha"Sem Avram'a "seni büyük bir millet yapacağım, seni kutsayacağım, ismini yüce yapacağım" diyerek devam ediyor. Bu ilk Yahudi'ye verilen ilk emir. Bu yüzden burada her Yahudi için tüm zamanlarda geçerli bir mesaj olmalı. Nedir bu mesaj?

Bu cümleyi açıklamaya çalışan iki yaklaşım var. 
Birincisi bu cümle ruhun yukardan aşağıya inmesini tarif etmekte demekte. Ruh'a ruhani mertebelerdeki evinden yuvasını bırakıp en alt diyara, fiziksel dünyamıza inmesi söyleniyor. Ancak ruhun bu diyarda, dünyamızda, en çok değişikliğe sebep olması, amacına en başarılı şekilde ulaşması mümkün. Ve etkisi o kadar kuvvetli ki, Ha"şem'in kutsamasını getirmekte. Bu şekilde de ruh dünyamıza inmeden evvel ilk başta olduğu diyarlardan daha yüksek ruhani diyarlara ulaşmakta. 

Bu cumleye bu yaklaşım ile baktığımız zaman her Yahudi'nin amacının bu dünyayı Ha"Şem'in arzu ettiği bir şekilde daha iyi bir yere çevirmek olduğu hakkında bir fikir sahibi oluyoruz. Ha"Şem'in evim diye adlandırabileceği bir mekan.

İkinci yaklaşım bu cümlenin basit literal anlamına daha yakın. Bu, gün ve gün yapmaya çalıştığımız alçak dünyevi mertebeden yükseklere çıkma uğraşısı, metin içindeki anlamı olarak put perestlikten, "toprağından, doğduğun yerden, babanın evinden" "sana göstereceğim topraklara, Israel topraklarına, kutsiyetin merkezine   yükselmeye çalışmak. 

Bu özellikle şimdi, Bayramlardan sonra, dünyeviliğin içine daldığımız zamanda - Hasidik öğretide "Ve Yaakov Alah le'darko" ve Yaakov kendi yoluna gitti olarak adlandırılan durum - daha kesin bir anlam taşıyor. Yaakov burada her Yahudi'yi temsil etmekte ve her Yaakov'un bayramlar ertesinde bu dünyayı Ha"Şem'in yaşayacağı bir mekan olmaya dönüştürme amacında kendi üstüne düşeni yapmak üzere çıktığı yolculuğu anlatmakta.

Burada kullanılan Yaakov ismi insan vücudunun en alçak noktası olan topuğunu Ibranice'de ifade eden "ekev" kelimesinden üretilmiş bir isimdir. Vücudumuzun en alçaktaki noktasını dahi Ha"Şem'in isteğini yapmakta kullanarak yükseltebileceğimizi bize hatırlatan bir isim. Topuk Ha"Şem'in yollarında ilerlemeye başladığında tüm vücudu da aynı yönde ilerletir.

Bunu Bayramların sonundaki Simhat Tora'da tabanlarımız ile ettiğimiz dans ile tüm vücudumuzu, başımızı yönlendirmemiz ile yaşarız. Bu bizi bütün bir seneye hazırlamakta olan bir mesajı taşımakta. En alçak noktan ile Ha"Şem'e hizmet edebiliyorsan tümün ile de hizmet edebileceksin. Ve eğer dünyanın en alçak noktasını dahi Ha"Sem'in yaşayabileceği bir mertebeye getirebiliyorsan tüm dünyayı da dönüştürebilirsin. Eğer bir cismi altından tutarak yükseltiyorsan cismin tümünü yükseltmektesin.

Bu dünyayı yükselten dönüşümü Tora, mitzvalar ve Yahudi yaşamı ile yapabiliriz ve bunu yapmaya gücümüzü de atamız Avraham'dan aldık. Bu yolla Ha"Şem'in Avraham'a verdiği "Leh Leha" mitzvasını tamamlamaktayız.

Her ne kadar bu iki açıklama bir birleri ile ters olsalar dahi, biri alçalmak diğeri yükselmek, ikisi de aynı cümlenin açıklaması ve bu yüzden de aynı anda ikisi de doğru. İki mesajıda aynı anda sindirmemiz lazım. Bu dünyaya burayı yönlendirmek amacı ile indiğimiz (alçaldığımız) ve en alttan yukarıya doğru değiştirmeye çalışarak yükseltmek. 

"Leh Leha" her Yahudi için bu dünyayı Ha"Şem'e bir yuva yapma misyonunda bir çağrıdır. Yukarda sözü edilen iki yaklaşım ile eşzamanlı olarak çalışarak, Tanrısallığın bu diyarın ardında olan en yüksek derecelerinin dahi bu dünyaya gelmelerini ve hayatımızın bir parçası olmalarını sağlıyabiliriz.

Bu Peraşa içindeki tüm Berahalar'ın anahtarı ve en yüksek Beraha'nın Maşiah'ın gelişinin yoluda budur.
En yakında gelmesi dilekleri ile.

Cuma, Ekim 20, 2017

SU BENİ BOĞMADI, BENİ YÜKSELTTİ -- Rabbi YITZI HURWITZ

bs"d

Geçen gün sözünü ettiğim ALS hastası Rabbi Yitzi Hurwitz'ten bu hafta.
Aklınızda bulundurun; bu yazıyı özel bir kompüterde gözleri ile yazıyor. Çok büyük bir çaba sarf ederek.



Bu hafta hayatımın en büyük korkusunu yaşadım. Gece yarısı nefes borumu bir şey tıkıyordu. Eşim Dina ve hemşire tüm çabaları ile temizlemeye çalışıyorlardı ancak olmuyordu. Dina'nın o anlarda neler geçirdiğini tahmin edemiyorum bile ama ne yapılması gerekiyorsa yaptı ve sayesinde halen hayattayım.

Benim için müthiş bir korkuydu, nefes alamamak, yavaşça kendimi kaybetmek, düşünceler kafamda yarışıyorlardı. Öncelikle eşim ve çocuklarımı düşündüğümü, bunun gerçekleştiğinie inanmıyorum diye düşündüğümü hatırlıyorum. Son olarak düşüncelerimi "Ha"Şem eğer beni istiyorsan, seninim, Şema Yisrael..." olarak hatırlıyorum.

Son hatırladıklarım koridordan bir kaç sahne ve kendime ambulansta tekrar gelmem.

Bu ölüme yakın olma tecrübesini yaşamasaydım hastahaneye gitmeyecektim. Ama şimdi geldiğimden memnunum; bir kaç rutin test yapıldı ve önemli bir problem ortaya çıktı. Şimdi bu problem kontrol altında.

Cemaatten ve tüm dünyadan gelen secği çağlayanı inanılmazdı. Düşüyorduk ki, bizi yakaladınız. Her ne kadar belki de ömrümüzün en travmatik deneyimini yaşarken sizlerin sevgisi, bizi karanlık uçurumda boğulacak iken, hiç tahmin edemeyeceğimiz zirvelere çıkardı.

Tüm bu mücadeleler, zorluklar, travmalar vs. sizi mahf edecekler iken doğru yaklaşım ile sizi yükseklere çıkartabilirler. Tabii etrafınızda sizi destekleyen, sizi yalnız olarak yapamayacağınız bir şekilde destekleyen bir sistemin olması da çok önemli.

Noah Peraşası'nda tufanı, fırtınaların, sel sularının ne şekilde dünyayı mahf ettiğini okuyoruz. Ancak aynı bu sular Noah'ın gemisini, Noah'ı ve sonuçta dünyayı tekrar dolduracak olan ailesini en yüksek zirvelere taşıdılar. 

Buradaki püf noktası özellikle sular azgınlaşınca gemiye girmekte.
Bu gemi umudu, Ha"Şem'e güveni, yakınlığı ve bağlantımızı sembolize etmekte.

Noah'ın gemisi için Ibranice'de kullanılan kelime "Teva", aynı zamanda harf manasına gelmekte. Bu da Tora'yı sembolize etmekte. Tora zor zamanlarda kuvvetin ve sığınmanın kaynağıdır. Aynı zamanda da bize doğru bakış açısını vererek olaylara positif bir şekilde yaklaşmamızı sağlar.

Gemi'nin içinde Masiah'ın ışığı parladığı için vahşi hayvanlar diğerleri ile barış içinde yaşadılar, sürtüşmenin olmadığı bir şekilde. Var olmamızın amacı budur, ve bu amacı anladığımız zaman bu suların içinde yön bulmak daha kolay olacaktır.

Gemi içinde hayvanlara bakmak, onları beslemek Noah için zordu ama sonuçta insanlığı kurtaran, dünyayı kurtaran o oldu. Ha"Şem'in istediğini yapmak zor iştir ama alınan sonuç muhteşemdir. Yaşadığımız zorlukların çok önemli olduğunu idrak etmemiz lazım ve işimizi tamamladığımız zaman dünyayı doğru yöne getiriyoruz. Bunun ödülü de sonsuz olacaktır.

Maşiah'ın gelişi ile tüm zahmetlerimizin, çabalarımızın sona erdiğini görmek bizlere nasip olsun. Zamanı geldi.

Bugün canlı olmamda payı olan herkese müteşekkürüm. Özellikle Hatzala, Los Angeles Itfaiyesi. Ve en iyi bakımı alabilmem için her türlü çabayı verenler.
Doktorlar, hemşireler, hastahane ve ambulans personeline teşekkürler. Ve benim için dua etmiş olan, iyi dilekler sunan herkese teşekkürler.
Hayatta olmaktan çok mutluyum...

Salı, Ekim 17, 2017

RABBİ YİTZİ - ALS VE ÖRNEK İNSAN

bs"d



Temecula California'da Habad temsilcisi olan Rabbi Yitzi Hurwitz 2013'te ALS hastalığı ile teşhis edildi. O günden bugüne vücudunun %95'i paralize oldu ve konuşamıyor ancak ALS vakalarında tipik olduğu şekilde gözleri tek irtibat kurabileceği organı. Ve gözlerini kullanarak özel bir computer ile her hafta bir blog yayınlamaya devam ediyor.
Eğer birini kendimize örnek olarak seçeceksek, günün moda sporcusu, moda şarkıcı değil bence Rabbi Yitzi Hurwitz gibilerini seçmenin doğruluğu tartışılmaz.
Bu amaç ile elimden geldiğince Rabbi Hurwitz'in yazdığı haftalık yazılarını bli neder Türkçe'ye çevirip sizlerle paylaşacağım.
Bu yazılar ve onları okuyacak olanların zehutları ile Ha"Şem'in gözle görünür mucizelerinden birini yapıp kendisine sağlığını tekrar vermesini diliyorum. 

Rabbi Yitzi Hurwitz'in blogu.

ALS hakkında bilgi. (Ingilizce)
ALS hakkında bilgi. (Türkce)

Rabbi Yitzi'nin yazmış olduğu "Shine a little light" adlı şarkı.
Şarkı hakkında bir video.

Cuma, Ağustos 25, 2017

3 ELUL -- RAV KOOK VE SECÜLER YAHUDİLER

bs"d




Bugün Elul ayının 3'ü. Erev Şabat ve Eretz İsrael'in ilk Aşkenaz Baş Hahamı Rabbi Avraham Isaac HaKohen Kook (kısaca Rav Kook)'un meldadosu.
Rav Kook secüler ve ateist Siyonistlerle iş birliği yaptığı için eleştirilmişti.
Vefatının haberi Siyonist Kongresinin 19'uncu toplantısı sırasında gelmişti. Toplantı bu acı haber üzerine kısa kesilmiş ve sona erdirilmişti.
Toplantıya tekrar dönüldüğünde Hayim Weizmann Menahem Usişkin'i Rav Kook için bir methiye konuşması yapmaya davet eder.

Aşağıdaki linkten bu konuşmanın İngilizcesini okuyabilirsiniz.
Ben buraya en kuvvetli noktasını ekliyorum:

USİŞKİN'İN METHİYESİ

http://ravkooktorah.org/GIMMEL-ELUL-70.htm


Kendisini [secüler Yahudiler ile] işbirliği yapması konusunda eleştiren bir Rav'a verdiği cevabı bir çoğumuz biliyoruz.
 "Bet Ha'Mikdaş'ta ayrı ayrı avlular vardı ve bu avlulardan bazıları sadece Kohenler için, bazıları Leviler için, bazıları genel halk için (Israel) ve kadınlar için ayrılmıştı." "Ve en özel olarak Kodeş Ha"Kodeşim dediğimiz en kutsal bölüm vardı ki oraya sadece Yom Kipur gününde "Baş Kohen" girerdi." 
"Bütün bunlar Bet Ha'Mikdaş inşa edildikten sonraydı tabii. O zaman her kesim için özel bölgeler vardı ve her şahıs nereye girebileceğini bilirdi."
"Ancak, Tapınağı inşaa ederlerken durum nasıldı dersiniz? O zaman kesinlikle hiç bir sınırlama yoktu. Her işçi kendi yeteneğine göre gereken yerde çalışmaktaydı. Hatta en kutsal yer olan Kodeş Ha"Kodeşim'de bile"
Bugün, bizler de Üçüncü Tapınağı inşaa etmekteyiz. Bu yüzden de bu genç nesil ile bizler arasında, Tora'ya bağlı kesim ile secüler kesim arasında hiç bir sınır olmamalı. Hepimiz aynı amaca odaklanıp aynı tek amaç için çalışmaktayız. Önce Tapınağı inşaa edelim, sonra aramızdaki farklılıkları tartışırız..."

Perşembe, Ağustos 03, 2017

VA'ETHANAN - RABBI JONATHAN SACKS

bs"d



İngiltere Hahambaşısı Rabbi Sir Jonathan Sacks'ın bu haftaki deraşasının tercümesi: (2010 -5770 yılından)

"Şema Yisrael , Ha'Şem Elo-kenu, Ha'Şem ehad" (Dinle, ey Yisrael! Tanrımız Ha'Şem tek Ha'Şem'dir).
Bu sözler Yahudi inancının yüce tanıklığını taşımaktalar. Her kelimesi derin incelemeye değer nitelikte , ancak ilk fiil "Shema" özel ilgiyi hak ediyor.

Batı kültürünün aralarında şekillendiği iki medeniyet arasında - Yunan medeniyeti ve Yahudi medeniyeti - derin bir fark vardı, Yunanlılar görsel sanatların, resim, heykel, mimarı ve tiyatro konularında ustaydılar.

Yahudiler ise kesin dini bir prensip ile bu konularda usta değillerdi. Ha'Şem, ibadetin tek gayesi, görünmezdir. Doğanın ötesindedir. Kainatı O yarattığı için Kendisi kainatın arkasında saklıdır. O görülemez. Kendini sadece "konuşma" ile ifşa eder. Bu yüzden Yahudilik'te en yüce dini hareket "dinlemek"tir. Eski Yunan kültürü bir "göz" kültürü iken Yahudi kültürü bir "kulak" kültürü idi. Yunanlılar gördüklerine, Yahudiler duyduklarına ibadet ederlerdi.

Hans Kohn "The idea of Nationalism" adlı eserinde bunu şöyle açıklıyor : "Eski Yunanlılar 'görüntü, mekansal ve belirli hisler" ile yönlenen insanlardı . . . sanki geçen, fani, hayatın bir birinden uzak,alakasız elementlerini belli bir sınırlama içine sokup dondurmak isteğindeydiler . . . Yahudi ise duyduğu kadarını görmemekteydi . . . Onun kullandığı organ kulağıydı . . . Eliyahu Ha'Şem'i algıladığı zaman sadece çok sükun, alçak bir ses duydu. Bu yüzden Yahudi hiç bir zaman kendi Tanrı'sının bir görüntüsünü yapmadı."

Bu yüzden Yahudiliğin anahtar kelimesi "Şema"dır. Tanrı bizim gördüğümüz bir şey değil; duyduğumuz bir sestir. Bu yüzdendir ki Moşe bu haftaki Peraşa'da Sinai Dağı'ndaki vahiyi (revelation) şu şekilde hatırlatıyor : "Ha'Şem size ateşin içinden seslendi. Siz konuşulanı duydunuz, ama konuşanı görmediniz. Yalnız bir ses duydunuz. " (Devarım 4:12)

Bunun tüm Yahudilik için sistematik etkileri vardır. Yahudiliğin dünya görüşü ve anlayışı filozofik geleneği Socrates, Aristo, Plato ve diğerleri tarafından oluşturulmuş Yunan dünya görüşünden temelden esas olarak derin bir şekilde farklıdır. Dinleyen bir kültür ile gören bir kültür aynı değildirler. Bu haftaki incelememizde bu bir çok farklardan bir tanesini işlemek istiyorum.

Moşe'nin Kitapları, Tora, diğer özelliklerinden bir yana asıl olarak 613 Mitzva'yı içeren bir kanunlar kümesidir. Bu da Tora kelimesinin asıl anlamı olan "kanun"dur. Adından da anlaşılacağı gibi bir kanun kitabında "itaat etme, uyma" kelimesinin bulunması anlaşılır ve beklenebilir bir şeydir, sonuçta "kanun"un amacı ve beklentisi "itaat edilmesi"dir. Bir açıklama ile gerçek nasıl bir birine bağlantılı ise bir komuta ile itaat ta o kadar bağlantılıdır. Buna rağmen Tora İbranicesi'nde "itaat etme" anlamına gelen hiç bir kelime bulunmamakta. Bu müthiş şaşırtıcı bir durum.

Bu eksiklik o kadar göze batan bir şekilde idi ki modern İbranice tekrar yaşama getirilirken "itaat etmek" anlamına gelen bir fiil yaratma gereksinimi doğdu. Bu özellikle "İsrail Savunma Kuvvetleri" açısından çok gerekli bir durumdu. Bir ordu her zaman bir üst rütbenin emirlerine uyulması sistemi ile işler. Bunun için seçilen kelime Arami lisanında ve tüm Tora içinde bu anlamda hiç bir zaman kullanılmamış "letzayet" oldu. Tora'nın bu anlamda kullandığı kelime ise bayaa değişik , "Lişmoa, Şema  --duymak".

"Lişmoa" fiili Devarim kitabında önemli bir anahtar kelime halindedir, bu kitapta değişik şekillerde 92 kere kullanılmış ( bir karşılaştırma için Vayikra kitabında sadece 6 kere bu kelimeye rastlıyoruz). Bu kelme çok değişik anlamlar taşıması ile birlikte 5 ana anlam ile sınıflandırılmış:
1- dinlemek, odaklanmış olarak dikkat etmek mesela Devarim 27:9'daki gibi "Ey Yısrael, sus ve kulak ver!"
2 - duymak, Bereşit 3:10'daki gibi " Bahçede sesini duyunca korktum"
3 - anlamak, Bereşit 11:7'deki gibi " Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar"
4 - benimsemek, Bereşit 17:20'deki gibi "Yişmael'e gelince, seni işittim."
5 - hareket ile tepki göstermek, Bereşit 16:2'deki gibi "Avram Saray'ın sözünü dinledi"

Bu son şıktaki "şema" "itaat emek" anlamına en yakın olan durumunu temsil etmekte.

Tora ve Rabinic İbranice'de başka anlamları da var, mesela "anlam çıkarma", "kabullenme", "bir ispat olarak hesaba katma", "sözlü geleneğin bir parçası olarak kabul etme" gibi. Başka lisanda bir kelimenin bu kadar geniş anlamları mevcut değildir. Kulak verme veya önemseme en yakınlarından biri olabilir ancak yine de aynı zenginliği taşımamaktalar. Psikologlar bugün "aktiv dinleme" olarak bir terim kullanmaktalar , bu da Şema'nın anlamlarından bir tanesi.

Bir medeniyetin kendine mahsur özelliklerini bulmanın en baş yollarından biri de bu medeniyetin lisanında olup diğer lisanlara tercüme edilemeyen kelimeleri bulmaktır. Bedevilerin kum için , Eskimoların da kar için bir çok ayrı kelimeleri olduğu bilinmekte. Yunanca'daki megalopsuchos (anlamı olarak geniş ruha sahip kişi, zenginlik, statü ve kolayca elde edilmiş bir üstünlük sahibi kişi) kelimesinin karşılığı Yahudi ve Hristiyan kültürlerinde, alacak gönüllülüğe değer veren iki kültürde, yer bulamamıştı. Yunan kültürü ise alçakgönüllüğü bir değer olarak tanımamıştı. Şema kelimesi de, dünyanın kulak kültürünün öncüsü ve baş örneği olan İbrani kültürünün böyle tercüyme edilemiyen bir kelimesidir. 

Bu bizim Yahudiliği anlayışımızı etkileyen büyük bir etkendir. "Lişmoa" fiilinin bulunması ve "letzayet" fiilinin eksikliği Yahudiliğin Ebedi Kanunlara olan yoğun odaklanmasına rağmen, kör, düşünmeyen ve sorgulamayan bir inanç sistemi olmadığını bize göstermekte.

Kanunların arkasında bir neden vardır. Bazı durumlarda bu nedenin kaynağı Ha'Şem'in kainatı ve bu kainatı yöneten kanunları yaratması olduğu gerçeği yüzünden doğanın bütünlüğüne olması gereken saygımız. Bazı durumlarda da kökleri tarihin içinde yatmakta. Atalarımız Mısır'da köleydiler, bu yüzden kişisel ve sabit tecrübeleri ile despot, adaletsiz bir toplumda yaşamanın ne demek olduğunu biliyorlardı. Bu yüzden Tora'yı temel alan bir toplum adaletli, merhametli ve cömert olmalıydı. Köleler yedi günün bir tanesinde dinlenebilmeliydiler. Yedi senede bir tüm borçlar iptal edilebilmeliydiler. Toprak sahibi olmayan yoksullar hasat zamanı yiyeceksiz kalmamalıydılar , vs.

Vahiy olan Ha'Şem aynı zamanda da yaratılışın ve kurtuluşun da Tanrı'sıdır. Ha'Şem  bize bazı şeyleri yapmamızı ve bazı şeylerden uzak durmamızı emrettiği zaman bu O'nun keyfi ve zalimce isteğinden dolayı değil , dünyanın düzeni ve bütünlüğü kendi yapımı olduğu için ve insanoğlunun şerefi de kendi imajında yaratıldığı için önem kazanmakta O'nun nezdinde. Emrettiği Mitzvaları ile doğayı ve tarihi yönlendiren kanunlar arasında derin bir ahenk bulunmakta. Zalim bir hükümdar körcesine bir itaat talep eder. Ha'Şem zalim bir hükümdar değildir; bu yüzden de körcesine bir itaat talep etmemekte. Tam tersine O emrettiğini ve neden bu emri bize verdiğini anlayabileceğimiz kadar anlamamızı arzu eder.

Dolayısı ile Şemot (Çıkış) ve Devarim'de de gördüğümüz gibi vurgulanan çocukların soru sormalarıdır. Otoriter bir kültürde soru sorma isteği yıldırılır. Aynen Tennyson'un "Bizim görevimiz nedenleri sorgulamak değil, yapmak ve ölmektir" dediği gibi. Eğer Yahudilikte de böyle bir anlayış olsaydı, Tora "lişmoa", duyma, fiili yerine "itaat etme" anlamına gelen "letzayet" gibi bir fiili de kullanırdı.


Pesah Sederinde en az olgunlaşmış , en olgun değil, "soru sormayı bilmeyen" çocuktur. Doğrusu biz ona soru sormayı öğretmek ile yükümlendirildik. Her ne kadar "Şema Yisrael"'den üç satır sonra gelen fiil "bunları çocuklarına özenle tekrar edeceksin" diye tercüme edilse dahi , Raşi'ye göre buradaki anlam " çocuklarınızı keskinletireceksiniz", onlara bunları yüzeysel olarak değil, tüm derinlik ve detayları ile anlamlarını öğretin.(Raşi Kiduşin 30A)

Kesin olan, gerçi söylenmesine dahi gerek olmaması gereken, bu mitzvalara (emirlere) itaat etmemiz onları anlamamız ile bağlantılı değildir. Bir kişinin anlamaması veya mutabık olmaması nedeni ile kanunlara uymamayı seçebileceğini söylemek terminoloji olarak dahi çelişkilidir. Bu şekilde düşünen bir kişi gerçekte "kanun" ne demektir dahi anlayamamış demektir. Bizimkisinin ise araştıran, sorgulayan, rasyonel, aklımızı tümü ile kullanmamızı bekleyen zeki bir inanç olduğu anlamına gelmekte.

Şema Yisrael "duy Yısrael" anlamına gelmemekte. Daha çok şu anlamlara gelir: "Dinle. Konsantre ol. Ha'Şem'in sözüne tüm dikkatini ver. Anlamaya çabala. Entelektüel ve duygusal tüm yeteneklerini kullan. O'nun isteğini kendi isteğin yap. Çünkü sana emrettiği herşey ne mantıksız ne de keyfıdır, senin  refahın, senin ulusunun refahı ve sonuçta da tüm insanlığın refahı, iyiliği içindir."


Yahudilik'te inanç bir nevi dinleme şeklidir: Yaratılan her şeyin Yaratan'ına söylediği şarkıyı, tarihin kendisini anlamaya çalışanlara ilettiği mesajı dinlemektir. Bu da Moşe'nin Devarim kitabı boyunca defalarca söylemekte olduğudur. Bakmayı kesin: Dinleyin. Ruhunuzda bir sessizlik yaratın. Sezginin, hırsın, korkunun, kızgınlığın yarattığı gürültüyü susturun. Patırtının altında yatan kısık sesi dinlemeye çalışın. O zaman en uzak yıldızın dahi arkasındaki kadar uzak Olan'ın aslında kendinizden dahi size daha yakın olduğunu anlayacaksınız ve Tanrınız Ha'Şem'i tüm kalbinizle, tüm ruhunuzla ve tüm gücünüz ile seveceksiniz. Ha'Şem'in bütünlüğünde birlik bulacaksınız; kendi içinizde, kendinizle ve tüm dünya ile, ve bundan böyle hiç bir zaman bilinmeyenden korkmayacaksınız.

Pazar, Temmuz 30, 2017

KEŞFETMEK Mİ, ORTAYA ÇIKARTMAK MI

bs"d

Ramba"m bize gerçeği hangi kaynakta bulacaksanız arayın diyor.
Aşağıdaki alıntıya dün akşam bir kitabı karıştırırken rastladım.
Avraham Joşua  Heşel'den: (Abraham Joshua Heschel)



Cumartesi, Temmuz 29, 2017

TORA VE ERETZ ISRAEL

bs"d

Rabbi Samson Rafael Hirş'in Vaethanan Peraşasına yaptığı açıklamalardan birinden alıntı:


Sen (Yahudi ulusu) kendi toprağına sahip olmadan kanununa sahip olan tek milletsin. Daha da önemlisi bu kanunlar ulusal bir varlığı inşaa etmek için, ulusal bağımsızlığa ulaşmak için ve milli topraklardan refah elde edebilmek için var olan bir araç da değiller. Tersine bu kanunlar yukarda sayılan herşeyin sana verilmesinin nedeni olan amaçtır. Her millet toprağı yolu ile bir millet haline gelir ve sonra kendi toraklarının kanunlarını saptar. Siz buna karşı Tora yolu ile bir millet oldunuz ve Tora için size toprak verildi. Tüm diğer ulusların kanunları o ulusun özel karakterine, kendi toprağının ona verdiği karaktere ve o ulusun değişen ihtiyaçlarına uygun bir şekildedirler. Ama size bu kanunları veren, kanunları kendi elinden aldığınız kişi bu torakları hiç bir zaman görmedi ve hiç bir zaman ayak basmadı.Size sadece kanunları aktardı ve mezarının çölün ortasında olması da bu kanunların ebedi ve değişmez olduğunun ispatı olan bir mühürdür. Tora'nın kanunları kesindir, siz ve topraklarınız ise şartlıdır. Tora'nın kanunları sizin kaderinize veya topraklarınızın kaderine bağlı değillerdir, değişmezdirler. Tersine sizin ve topraklarınızın kaderi sizin Tora'nın kanunlarına olan bağımlılığınız derecesinde değişkendir. 
Kollarınızda Tora ile bugün Tora'yı tümü ile uygulayabilmeniz için girmek üzere olduğunuz toprakların sınırında duruyorsunuz. Kollarınızda Tora ile geçici olarak bu topraklardan sürüleceksiniz ama tekrar ve tekrar tüm amacı bu Tora'yı uygulamak olan bir millet olarak ayakta kalacaksınız. Ve tekrar Tora'yı uygulayabilmeniz için size verilmiş olan o topraklara tekrar geri girebileceğiniz zamanı bekleyeceksiniz. 
Sizler Tora'nın milletisiniz, toprağın milleti değil. 
Toprak Tora'nın toprağı.
Ve Tora'sız toprak Eretz İsrael değildir.

Devarim 4:5
Related Posts with Thumbnails