shomer shabat

Pazar, Mayıs 07, 2017

ELİ KOHEN VE PESAH

bs"d


Eli Kohen hakkindaki bu ufak hikayeyi ölüm yıldönümü olan önümüzdeki Cuma günü yazmayı düşünüyordum ama vaktim olmayabilir diyerek elime geçen ilk fırsatta ileteyim dedim:

Hikaye Pesah bayramı sırasında Yated Neeman gazetesinde yayınlandı. Anlatan kişi Suriye'den İsrael'e göç etmiş Suriye asıllı bir bayan. 
"Babam Şam'da Al'Hamidiya adlı pazar yerinde esnaftı. Mücevher işleme aletleri satardık. 1962 senesi Pesah'ının hol ha'moed günlerinden birinde dükkanımıza Eli Kohen geldi. Tabii o zamanlar Kemal Amin Tahabet diye biliniyordu. Bu Suriye'deki ilk senesiydi. O zamanlar küçük bir kızdım ve Eli Kohen'in babama yaklaştığını ve "Yosef bey çok açım acaba yiyecek bir şeyin var mı?" diye sorduğunu hatırlıyorum. Babam "Kemal bey, biz Yahudiler için Pesah bayramı şimdi, o yüzden elimizde ekmek veya pide yok, sadece Matza var" diye cevap verir. Bu önemli müşteri bu kelimeyi ilk defa duyduğunu belirtir bir şekilde "Matza mı? Nedir, hiç duymadım. Ver bir parça bakayım neymiş. Yeterki açlığımı bastırsın." der. Ve Eli Kohen'in eline aldığı Matza ile bir köşeye gittiğini kendi kendine sessizce bir kaç kelime söyleyip Matza'yı yediğini hatırlıyorum."

Benim de Kal'da yanımda oturan 70'lerinde bir dostum var. Moşe Sa'ade. Kendisi Şam'da bir manifaturacı dükkanında çalışırken Eli Kohen onlardan defalarca alış veriş yapmış. Yakalandığında evinde o dükkanın faturaları bulununca mağaza sahibi ve tüm çalışanlar iki ay hapiste soruşturmaya tabii tutulmuşlar.

Artık naaşını İsrael'e getirmek mümkün olmalı. Son olarak aralarında eşimin amcasının da olduğu bir heyet ABD'den Esad ile görüşmek üzere gittiklerinde bu ricaları red edilmişti. (2006)
Eretz Israel topraklarına getirilip ebedi istirahatine erişmesi ümidi ile Yiyhe zihro Baruh...

Salı, Mayıs 02, 2017

KURBAN PSİKOLOJİSİ -- KALMADI ARTIK

bs"d

Başyazar İvo Molinas'ın aşağıya eklediğim son makalesinin son bir kaç paragrafına takıldım:

Makale bilgilendirici ama:

İvo Molinas'ın yazısındaki bazı tespitlerini sadece halen İsrael'i ve İsrael'li yeni nesili anlayamamış olmasına bağlamıyorum. Sebeplerden biri de bu olabilir ama bunu yanında da ille de iflas etmiş liberal (neo-liberal diyelim) dünya görüşünü savunma yollarını arama çabası yatmakta kanımca.

Şoa'nın Yahudi zihninde ve bilinç altında yarattığı etkiyi yeni İsrael nesillerine yüklemek işin kolay yolu. 
Kurban zihniyetinden bahs ediyorum.

Yeni nesil Israellileri anlayabilmek için Hamas'ın İbranice yayını Ha'Aretz ve Fatah'ın İngilizce sesi NY Times'ı izlemek hiç bir işe yaramaz. Yeni nesil ve geleceğin yöneticilerini sosyal medyada ve İbranice takip etmek gerekiyor.

Bugün artık Yahudiliğini ve İsrael bağlamında Yahudi milli heveslerini Şoa'nın anısı ile belirleyen bir nesil yok.Hatta bugünkü yönetici nesli de bu travmadan kendini kurtamış bir nesil. Başta Netanyahu olmak üzere neo-liberal solun nefret ettiği tüm liderlerimiz dahil.
Gerektiğinde bir elinde silahı diger elinde Tanah'ı tutan bir nesil var. 
Bu nesil Cuma akşamı Tel Aviv'in en popüler diskoteklerinden Gazze'nin kapısına çağrıldığında milli gururunun nerede yattığının bilincinde artık. Şoa bilincinden Yahudi bilincine yönelmiş bir nesil. Ve bunun Halaha'yı uygulamak veya uygulamamak ile bir bağlantısı da yok.
Bugün gençlerimiz İsrael'e Şoa travması yüzünden sıkı sıkı sarılmıyorlar. Bugün İsrael bir sığınak değil. O toprakların bizim yuvamız olduğu bilincini taşıyan, bu sorumluluğu hazm etmiş  gençlerimiz var artık. 
Şoa travması ancak halen kendini Diaspora parangalarından kurtarmanın sadece asimile olarak, genel toplumun bir parçası haline gelerek, o toplumun revaçtaki yeni dini "progressive neo liberalizm" ile kendine yön yaratarak olabileceğini sanan ve aynı zamanda da nostaljik olarak bağlılığını kaybetmeye kıyamadığı Yahudiliğini de bir şekilde muhafaza edebilmek çabasında olanların son iki tutanaklarından biri halinde.
Bugün Yahudi geleneklerinden kopmuş Diaspora Yahudileri için (özellikle bunu ABD liberal Yahudilerinde görmekteyiz) Yahudiliklerine olan ana bağları Şoa. Ve kendilerinin üstlerinden silkeleyemedikleri (veya silkelerlerse başka hiç bir bağları kalmayacağı için) bu travma kendilerinde ters tepki yaratıyor. Aynen İvo'nun da yazısında ima etiği gibi İsrael Devleti'ni bu travma yüzünden cesur adımlar (barış yolunda) atmaktan çekinmekle suçlamaya kadar varıyor bu.
Belki Şalom Gazetesi okuyanlarının bir bölümü Yahudi olmasa genel toplumda bu işlerdi.
Ama gerçeğin bu olmadığını artık İsrael'de 3 yaşındaki çocuklar bile biliyorlar.
İsrael kendi üstüne düşen tüm adımları, bazen akıllıca, bazen aptalca attı.
Bunu sağır Sultanlar bile biliyor İvo. 
Cümlenin sonuna da "olabilir" diye şüpheci bir üslup eklemek te, kendisinin de bildiği bu gerçeği hazm edememenin dayanılmaz ağırlığını gösteriyor.
Diaspora Yahudiliği'nin Yahudilik ile olan bağlantısının biri Şoa diye yazdım yukarıda.
İkincisi de bildiğimiz "börekas" veya Aşkenaz iseniz "Kişke".

Makale için:
http://www.salom.com.tr/haber-102879-holokost_gercekleri_ve_kurban_psikolojisi.html#comments

TZADİKLERİN MEZARLARI

bs"d

Bunu aslında Yom Ha'Zikaron'da yazacaktım ama vaktim olmadı.
Halen o atmosferin içinde olduğumuzdan uygun olacaktır:

Kol Torah Yeşivası'nda bir öğrenci Rabbi Şlomo Zalman Auerbach'a gelir ve Galil bölgesindeki bazı Tzadiklerin mezarlarını ziyaret etmek için izin ister.
Rav "Yeşiva'da kal ve öğrenmeye devam bu daha iyi" diye cevap verir.
Öğrenci "Tzadiklerin mezarları başında dua etmek için hiç mi zaman yok?" diye sorar.
Rav "Tzadiklerin mezarları başında dua etmek için kuzeye (Galil'e) gitmeye gerek yok. Ben böyle bir ihtiyaç hissettiğim zaman Har Hertzel'e [Yahudileri ve Israel'i savunma savaşlarında hayatlarını kaybeden askerlerimizin yattıkları yer] Kiduş Ha"Şem ile kaybettigimiz askerlerimizin mezarlarina giderim."

Cumartesi, Nisan 22, 2017

TALİA'YA MEKTUPLAR

bs"d

Aslı İbranice'den İngilizce'ye tercüme edilmiş "Letters To Talia" kitabını hararet ile tavsiye ediyorum. Büyük kızım 2 sene evvel almıştı, ben bu Şabat'ta okumaya başladım. 
Kitap 7 Ekim 1973'te Golan Tepelerin'de Yom Kippur Savaşı sırasında hayatını kaybeden Yeşiva öğrencisi Dov İndig ile kendisi ile daha evvel askerlik yapmış secüler Kibbutz üyesi başka bir askerin kızı ile olan mektuplaşmalarını içeriyor. Kibutznik baba ile Dov arasındaki yaş farkına rağmen Yahudilik ve Siyonizm ile ilgili çok sıcak bir dialog başlıyor ve Dov'dan cok etkilenen baba o sıralarda Yahudilik ile ilgilenmeye başlayan kızı Talia'ya Dov ile yazışmasını tavsiye ediyor ve bu şekilde bir "mektup arkadaşlığı" başlıyor. 1971 yılında başlayan bu yazışmalar Dov'un cevap veremediği Talia'nın 5 Ekim 1973 tarihli son mektubuna kadar devam ediyor.

Çok etkileyici bir kitap.
2 senedir kızımın kitap raflarında olmasına rağmen okumak nasip olmamıştı.
Kitaptan kısa bir kaç alıntı:

Talia'nın Dov'un bir evvelki mektubunda gerçek etik davranışların temelinin ilahi bir güce dayandığı hakkındaki yazdıklarına verdiği cevapta kendi yaşadığı Kibbutz'un ve bu sistemin hiç bir inanç sistemine gereksinme duymadan etik bir hayat sürebilen bir toplum yaratabileceğini yazması üzerine Dov aşağıdaki satırlar ile cevap veriyor:

Kibutzların geleceği hakkında:



Etik yaşam hakkında:



Tzelem Elo-kim (Tan-rı gölgesi - görüntüsü):


Kitabı alın, kaybetmeyeceksiniz:
https://www.gefenpublishing.com/product.asp?productid=1046

TÖVBE ETMESİ GEREKİR

bs"d

Hayfa Hahambaşılığını yapmış Rabbi Şear Yaşuv Kohen'in biografisinden bir alıntı daha.
Babası Yeruşalayim'de "Nazir" olarak bilinen Rabbi David Kohen (1887-1972) kendisine Siyonizm'e ve Israel Devleti'ne sert bir şekilde karşı olan Satmar Hasidleri Rebbesi Rabbi Yoel Teitelbaum'un yazdığı "Va'Yoel Moşe" kitabı satılmak istenince verdiği tepki:



Cumartesi, Nisan 08, 2017

YOM HA'ATZMAUT'TA HALEL

bs"d


Porat Yosef Yeşivası en önde gelen Sefaradi Yeşivalardandır. Kulağımızın alıştığı tüm son dönemlerin (son 70 sene) en büyük Hahamları buradan yetişmiştir.
5 İyar 5708 (14 Mayıs 1948) günü İsrael Devlet'i ilan edildiği gün Yeruşalayim'de eski şehrin korunmasında savaşan ve daha sonra Hayfa Hahambaşılığını 30 sene yürüten rahmetli Rabbi Şear Yaşuv HaKohen'in biyografisinde kendi anılarını kapsayan bölümden bir alıntı:


Yukardaki alıntıda sözü geçen Rabbi Hazzan o senelerde Porat Yosef Yeşivası'nın başındaydı.
Benim için Yom Ha'Atzmaut'ta çıkan Halel tartışmalarına son noktayı koydu bu.
2000 sene sonra olan bu müthiş mucizeyi görmemezden gelmek ve bu mucize için Ha'Şem'e şükretmekten daha doğal ve mantıklı ne olabilir?

Arada kitabı hararet ile tavsiye ediyorum. Bir çok secüler Siyonist ezberi bozacak kalibrede.

Cuma, Mart 31, 2017

ŞABAT MUMLARI VE NEW YORK TIMES

bs"d



Şabat mumlarının özelliği, Yahudiliğin tüm gereklerini yerine getirmeye henüz başlayamamış olanların dahi ellerinden geldiğince yerine getirmeye çalıştıkları bir mitzva olmasıdır. Bir başka ışıktır o mumların yaydıkları ışık.
Aşağıdaki gerçek hikaye bu ışıkların bizler için ve hatta Yahudi olmayan toplum için değerinin altını çizmekte:
Aşağı yukarı 20 sene kadar evvel New York'ta bir reklam şirketinde çalışan bir Yahudi çok parlak bir fikir verir. Dediğimiz gibi Yahudi gelenekleri ile çok yakın olmayanların dahi Şabat mumlarına olan bağları ve hatta bu mumların onların Şabat ile olan belki de tek bağlantıları olmalarını hesaba alarak New York Times gazetesinin her Cuma mum yakma zamanını ilan etmesinin ne kadar büyük bir Kiduş Ha'Şem olacağını düşünür. Bu şekilde binlerce Yahudi kadın mum yakma saatini bu hiç ummadıkları kaynakta göreceklerdi.
Varlıklı bir iş adamı ile anlaşıp haftada $2,000 karşılığında New York Times'ın ilk sayfasında iki satır buna ayrıldı. İlan, "Yahudi bayanlar: bu Cuma Şabat mumlarını yakma zamanı ....." diyordu.
Maalesef varlıklı iş adamı 2 sene sonra bu haftalık $2,000'ı karşılayamama durumuna gelir. 1997 senesinin Haziran ayında bu ufak ilan gazeteden kaybolur.

Ama hikayenin sonu bu değil.

1 Ocak 2000 tarihinde NY Times Y2K, milenium şerefine özel bir sayı çıkarttı. Özel bir baskı idi bu. İlk sayfa 3 sayfa üzerinde basılmıştı. Ilk sayfa 1 Ocak 1900 aynen o tarihteki şekli ile, ikinci sayfa 1 Ocak 2000 günün haberleri ile ve üçüncü sayfa 1 Ocak 2100, geleceği tahmin eden hayali haberler ile. 1 Ocak 2100 Cuma gününe rast geliyor. Bu sayfada (resmi ekte) Küba'nın 51inci eyalet olması veya robotların seçimlerde oy kullanıp, kullanamayacakları hakkında haberler vardı.
Bu ilginç haberlerin yanında 1 Ocak 2100 sayfasında alt sol köşede bir ufak ilan daha vardı: "Yahudi bayanlar: bu Cuma Şabat mumlarını yakma zamanı ....."
Bu ilan için kimse bir istekte veya ödemede bulunmamıştı.
NY Times'ın prodoksion müdürüne -- İrlandalı bir Katolik -- bu nereden çıktı diye sorulur.
Verdiği cevap basit ve aynı zamanda da Yahudiliğin devamının binlerce yıllık hikayesini tüm anlamı ile ortaya koyuyordu: "Bakın 2100 yılında gerçekte ne olacağını bilmiyoruz. Geleceği tahmin etmek imkansız. Ancak şundan emin olabilirsiniz: 2100 yılında da Yahudi kadınlar Cuma akşamüstü Şabat mumları yakmaya devam edecekler..."

Goylarin dahi şahitlik ettikleri bu devamlılığın bir parçası olmak kadar gurur veren başka ne var hayatta?

Herkese Şabat Şalom...

NY times 1 Ocak 2100:

https://mail.google.com/mail/u/5/#inbox/15b215b7bf6d10c4?projector=1




*Kaynak: Rabbi David Hoffman

Cuma, Mart 10, 2017

AMALEK'İN YAPTIĞINI HATIRLA -- UNUTMA

bs"d



Bu Şabat "Şabat Zahor" diye bilinir. Purim'den önceki Sabat.
Herkesin tüm sene içinde işitmeye mecbur oldukları tek Peraşa. Bazı istisnalar dışında tüm otoriteler kadınların da bu Peraşayı işitmek zorunda olduklarını söylüyorlar.
Amalek'in bize Mısır'dan çıktığımızda yaptığını unutmamamızı söylüyor bu Peraşa:

זכור את אשר עשה לך עמלק, בדרך בצאתכם ממצרים.
אשר קרך בדרך ויזנב בך את כל הנחשלים אחריך.
("Siz Mısır'dan çıktıktan sonra Amalekliler'in yolda size neler yaptığını anımsayın.
Siz yorgun ve bitkinken yolda size saldırdılar; geridekalan bütün güçsüzleri öldürdüler. Tanrı'dan korkmadılar.)


Amalek'in bize karşıdan değil, arkadan güçsüzlerin, marjinal olanların olduğu yerlere saldırdığını söylüyor: (ויזנב בך את כל הנחשלים אחריך)
Burada çok önemli bir ders var.
Toplumun dışında kalanların, herkes gibi olmayanların ilk hedef olduğunu anlatıyor.
Günümüze uyarlarsak: 
Yeteri kadar Yahudi eğitimi almayan, çevre toplumların göze ve kulağa hoş gelen kültürlerine kendini kaptırıp asıl ve asil köklerini unutanların ilk yem olduğu.
Hahamlarımız da bize tüm sene içinde Kal'a gelmeyenlerin bile bu Peraşa'yı işitmek için gelmesi gerektiğini söylüyorlar.
Uçlarda kalmış, unutulmuş köşelerde gördüğümüz, bizden kopma eğilimine yakın tüm kardeşlerimizin korunması için hepimizin aynı sorumluluğu taşıdığımızı bize hatırlatıyor bu Perasa.
Amelek sadece Haman, Hitler, Arafat ve Iran'ın mollalarını yaratmadı.
Amalek bugün bize en büyük zararı veren Asimilasyon'u da kapsıyor.

Hatırla -- unutma diyor Tora.

Herkese Şabat Şalom ve Purim Sameah

Perşembe, Şubat 23, 2017

EMUNA VE MAN

bs"d




Emuna (inanç) konusunda bu sabah duyduğum kısa bir söz:

İsraeloğulları Mısır'dan çıktıktan sonra Tan-rı onlara 40 sene boyunca gökten "MAN" adı verilen bir gıda yağdırdı. 
Bu gıda maddesinin ismi neden MAN idi?
Adam başına 1 "omer" (bir hacim ölçüsü birimi) almaları gerekiyordu ve ne daha fazla alan, ne de daha az alan da bir değişiklik oluyordu. Hatta fazla alıp ertesi güne bırakmak isteyenlerinkisi sabaha kadar kurtlanıyor ve yenilemeyecek bir şekle geliyordu.
Şabat'ta çıkıp toplamak yasak olduğu için Cuma günü çift porsyon yağmakta idi.

Burada Tan-rı İsraeloğulları'na bir "emuna" dersi vermekteydi.
Halk ilk bu maddeye rastladığı zaman ne olduğunu, ne ismi olduğunu bilmiyordu ve Tora bize bir birlerine "Man Hu" dediklerini söylüyor ve bu yüzden de adı MAN diyor.
Ama İbranice'de "bu nedir?" "Man Hu" olarak değil "Ma Hu" olarak söylenir.
וַיֹּאמְרוּ אִישׁ אֶל-אָחִיו מָן הוּא--כִּי לֹא יָדְעוּ, מַה-הוּא

"Man Hu" kelimesinin harfleri Emuna.
מן הוא = אמונה

Salı, Şubat 21, 2017

REFORMASYON NEREDE İŞLEYEBİLİR?

bs"d


Bu resim Yahudiliği kültürel bir din olarak gören ve etnisite olarak gören iki ayrı dünya görüşünü yansitiyor.
Martin Buber ve Rabbi Binyamin (Bilin hangisi hangi görüşte)


Mustafa Akyol "Yahudilik İslam'a ne öğretebilir?" başlıklı makalesinde Yahudiliğin uğradığı refarmasyonu işliyor ve bunun İslam'a da uygulanması gerektiğini yazıyor.  Benim görüşüm İslam'a uygulama konusunda iki durumun birbiri ile karşılaştırılamayacağıdır. Ve kendisinin kopyalamak istediği "haskala" refarmasyonunun aslında Yahudi dünyasında sonuçta sessiz Holokost'u tetiklediğini üzüntü ile izliyoruz.

Bize dokunan bölümü hakkında düşüncelerim:

Çok yanlış bir yaklaşım ve verdiği örnekler ile alakalı olmayan bir felsefeden bahs ediliyor.
Dinler ve İdeolojiler reforme olur ve yaşamaya devam edebilirler.
Ama Yahudilik ne bir din ne de bir ideoloji olmadığı için reformasyon kimlik değişikliği yaratmak zorunda kaldı ve değişen kimlik ile ortaya çıkan Yahudilik olmadı.
Bunun yanında; İslam'ın uğraması gereken reformasyon pratikte gerçekleşebilecek bir şey değil. Bu konuya girmeyeceğim.

Yahudilik'te ise:

Eğer biz Tora'yı literal olarak uygulamaya kalksa idik en az onlar kadar vahşi bir görünüm sunacaktık. Ama ilk günden itibaren sistemin öyle işlemediği biliniyor. Belgelenmiş 1 episod yoktur ki "göze göz, dişe diş" literal olarak uygulanmış olsun.

Tora'yı kabul edip bir "millet" olduğumuz andan itibaren yazılı textin yanında ağızdan verilmiş ikinci bir Tora'nın da olduğu biliniyor.

Eğer daha sonra ortaya çıkan şartlar dolayısı ile yazıya dökülmüş "sözlü Tora"yı kabul etmeseydik bugüne varamazdık zaten. 

Bu yüzden o çok "inançlı" olduğunu söyleyen ve "ben sadece Tora'da yazılı olanı kabul ederim" diyenlerin dürüstce ne dediklerini düşünmeleri gerekiyor.

Bu konuda vakti olup -- [vakit yaratılır eğer dürüstçe değer verilirse] --  ve bilgilendikten sonra karar vermek isteyenler için şu seriyi dinlemelerini tavsiye ederim. (Ben 8inci bölümdeyim) 
Hiç bir bilgiye sahip olmadan elimizin tersi ile red ettiğimiz bu değerlerimizden bizi mahrum etmiş dönemin evlatlarıyız çoğumuz. 

Bunun ne kadar acı bir durum olduğunu gördükce insan kahr oluyor. Kaybolan yıllar, kaybolan nesiller.

Linkler hep İngilizce:


Pazar, Şubat 19, 2017

Pazartesi, Şubat 13, 2017

İNANABİLMEK İÇİN BİLMEK

bs"d



Moşe'den Moşe'ye Moşe gibisi gelmedi deriz.
Yani Moşe Rabenu'dan (Musa Peygamber) Moşe Ben Maymon'a (Maimonides -- Ramba"m) kadar Moşe gibisi gelmedi.
Ramba"m genelde Yahudiliğe rasyonalizm ile yaklaşması ile tanınır.
14 ciltlik Magnum Opus eseri Mişne Tora'nın ilk kitabı "Sefer Ha'Madaa" (Bilgi - bilim kitabı) şu şekilde başlıyor: 
İlk bölüm -- Tora'nın temelleri:
İlk Mitzva:
 לידע שיש שם אלוה
Tanrı'nın varlığını bilmek.
Yani inanmak değil. Bilmek.
Bilmeye mecburuz.

Kısaca Yahudi inancı bilmek üzerine temelli.
Bilmeyen tabii inanamaz da.
Bilmek için de öğrenmek, çalışmak lazım. Bazen gerekirse bir ömür boyu.
Kısaca "ateizm ideolojisi" aynen diğer bilimum ideolijiler gibi Yahudiliğin içinde kendine yer bulamaz.
Yaptım, buldu diyenler ise sadece bilgisizlikten muzdaripler.

Tabii aynı şekilde "inanıyorum" diyenlerin hepsine de inanmanıza gerek yok. Bilgisiz inanç tehlikelidir.
Bilgiye dayanmayan inanç sallanır, köksüzdür ve köşeye sıkışınca şiddet içermeye kadar varır.
Bilmek o kadar önemli ki, Yahudilik'te fiziksel dünyadan ayrıldıktan sonra dahi bilgi arttırma bir ödül olarak söz verilmiştir.
Sex partileri filan değil.
Öğrenmeye devam diyorlar.

Peki bizler ki sadece 5 duyumuz ile bilgiyi kavrayabiliyoruz; 5 duyu ile varamayacağımız bu bilgiye ne şekilde ulaşabiliriz?
Pesah Agadası'nda dediğimiz gibi "tze ulmad" -- çık ve öğren...

BIR IHTIMAL VAR DERSEK...

bs"d
Her mizahta bir gerçek yatar. Yani isteyen mizah olarak alsın, isteyen düşünsün ve gerçeği anlamaya çalışsın:
Ya bu Yahudilik çok sıkıcı.
Yahudilik'te Cennet neymiş?
Efendim oturup burada kafa yorduğun metinleri daha iyi anlayabilmek için eski bilgelerle orada kafa yoracakmışız.
Burada oku, oku öl ve yine okumaya devam.
Tabii ki bizden çıkmaz gönüllü intihar komandoları.
Ateistler için ise ölmeden önce "bir ihtimal var" deyip tövbe edip ya Yahudi, ya da Müslüman olmak daha mantıklı.
Okumayı sevdikleri için ve bu yüzden inançsız olduklarını iddia eden kültürlü ateistler için Yahudilik. (Ateistlerin çoğu eğitimli olduklarını iddia ederler ya, orada da okumaya devam edebilirler)
Moda için ateist takılıp son anda aklı başına gelenler için öbür taraftan sabahtan akşama karı, kız sözü veren radikal İslamist olmak.
Zaten ben anlamıyorum neden bir ateist milyarda bir ihtimal dahi olsa Cennet var deyip son anda, nalları dikmeden intihar komandosu olup bir Joker kullanmıyor.

Çarşamba, Şubat 01, 2017

BİR ALKOLİKTEN YORUM

bs"d



Bir alkolikten Tora'nın ilk 3 kelimesi ile ilgili Raşi'nin yaptığı yoruma dünyanın bu haline bakan müthiş bir yeni açıklama duydum. 
Raşi'nin "Ha'Şem Tora'ya neden yaratılış hikayesi ile ilgili başladı?" sorusuna verdiği cevabı çoğumuz biliyoruz.
Ama bu alkolik bakın ne diyor:

בראשית: אמר רבי יצחק לא היה צריך להתחיל 
In the beginning: Said Rabbi Isaac: It was not necessary to begin
Başlangıçta: Rabi Yitzak der ki: Başlamaya gerek yoktu...

Hakikaten dünyanın, insanlığın haline bakınca bu alkoliğin yorumu ne kadar doğru geliyor.
Yaratmaya gerek yoktu...

Karışık gelmişse iki duble yuvarlayıp tekrar okuyun anlayacaksınız, garanti.

Cuma, Ocak 20, 2017

BATYA VE MOŞE ÜZERİNE

bs"d



Uzun bir aradan sonra bu hafta okuyacağımız Şemot Peraşa'sından Rabbi Wallerstein'dan duyduğum bir dvar Tora:

Paro'nun tüm İbranilerin erkek bebeklerinin Nil nehrine atılıp öldürülmesi emri sonrası annesi ve babası tarafından 3 ay saklandıktan sonra çaresizlik ile Nil nehrine bir sepet içinde bırakılan Mose'nin ağlayışını duyan Batya (Paro'nun kızı) nehirden çıkarttığı sepeti açtığında içinde bir bebek görür. Tora bize bu episodu 1 cümle ile anlatıyor:
וַתִּפְתַּח וַתִּרְאֵהוּ אֶת-הַיֶּלֶד, וְהִנֵּה-נַעַר בֹּכֶה; וַתַּחְמֹל עָלָיו--וַתֹּאמֶר, מִיַּלְדֵי הָעִבְרִים זֶה.
Benim tercümem ile:
[Batya sepeti] acar ve bebeği (yeled) görür, ve işte genç (naar) ağlıyor, ona acır ve bu İbranilerden bir bebek der.

Tora kullandığı kelimeleri seçmekte çok dikkatlidir.
Neden burada önce bebek (çocuk) ve sonra genç ağlıyor demekte?
Bilgelerimizden gelen bir açıklamaya göre:
Evet Batya sepeti açınca içinde bebeği buluyor ve aynı zamanda kıyıda ne olup bittiğini izlemekte olan bir başka çocuk (naar) daha vardır ve ağlamakta. Kimdir bu çocuk?
Moşe'nin ağbisi Aaron.
Batya işte bu ağlamakta olan çocuğu (naar) görünce sepetteki bebeğin İbranilerden olduğunu anlıyor.
Düşünün Mısır'da esaret altındaki bu ulusun bir ferdini Prenses kurtarıyor ve evinde tüm lüksler ile büyütecek. En iyi gıdalarla beslenecek, en iyi okullarda okuyacak, en muhteşem saraylarda yaşayacak en lüks arabalarla gezecek, taillere gidecek.
Bundan daha güzeli olabilir mi?
İşte burada Batya ağlayan Aaron'u görünce bu bebeğin Ibraniler'den, Yahudiler'den olduğunu anlıyor.
Evet Aaron kardeşinin yukarda sayılan en iyi koşullarda büyüyeceğini biliyor ama bunun karşılığında neleri kaybettiğini de görüyor.
Hepimiz maalesef asimile olan, karışık evliliklere giden kardeşlerimizi görüyoruz ve bazen buna kendimizce sevinecek noktalar bulmaya çalışıyoruz. Eh işte en iyi hayatı yaşayacak, iyi şartlar için bazı şeylerden vaz geçmek lazım gibilerden kendi kendimizi avutacak, kandıracak nedenler yaratmayı biliyoruz.
Ama Aaron ağlıyordu.
Her sabah söylediğimiz bir Beraha vardır. Baruh şe lo asani goy. 
Bilgelerimiz bu Beraha'yı söylerken kendi görüşmüz ile en çok değer verdiğimiz bir goyu düşünmemiz gerektiğini söylerler. Bazıları bunu ırkçılık olarak görürler ama bu işte Aaron'un neden ağladığını anlayabilmek ile başlıyor.

Batya bunu anlamıştı.
Kendi kardeşinin asimilasyon tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını görüp göz yaşı döken, içi yanan sadece Yahudi olabilir.
Sepetteki bebeğin de Yahudilerin (İbranilerin) bir bebeği olduğunu Aaron'un göz yaşı dökmesi ile anlamıştı Batya.
Ve tüm bu bilgisine rağmen ve babasının emrine rağmen bu bebeği kurtaması yüzünden de Ha'Şem ona Bat-Ya (Ha'Şem'in kızı) ismini verir.

Şabat Şalom

Related Posts with Thumbnails