shomer shabat

Perşembe, Ağustos 20, 2009

9 KOY VE MUHTAR EFENDI


bs"d

Eski genel kurmay basi Yaalon bir laf etti , ama isin kotusu dogru laf etti.

Ortalik ayaga kalkti .

"simdi baris" adli antisemit orgurtun isci bordorosundaki 9 koyun muhtari hemen Yaalon'u gorusmeye cagirdi.
Bazilarimizin senelerce sarf ettigi laflari boyle acik acik soylersen tabii 9 degil 19 koyde bile adami taslarlar.

Shalom Ahshav yani simdi baris 'in ne oldugunu gormek icin : Shalom Ahsav

Ama buna karsilik Yigal Tumarkin adinda ve bu "simdi baris" grubunun kuruculari arasindaki eski- Alman Nazi'sin oglu , yeni Yahudi Nazi'nin Israil'deki dindarlar veya sag gorusluler icin her istedigini soylemeye hakki var. Birak hakkini ustune ustluk bir de Israil Odulu'ne layik gorulur.

Bu neo-nazi'den bazi alintilar :
"My true contribution would be if I grabbed a sub-machine-gun, instead of a pen and pencil and killed them." (Hadashot, September 28, 1988)
ve tabii en guzeli : "When I see the black-coated Orthodox Jews with the children they spawn, I can understand the Holocaust."

Bu neo-nazi'yi Israil odulune layik gorenlere helal olsun.

Halen Israil'in ne buyuk bir yalan ve nefret ile yonetildigini (elit sol) gormemeye calisanlara. Yahudilikle sadece gourme (matza ball corbasi) iliskisi uzerine alakasi kalmislarin vizyonu.

Garip memlekettir bu Israil , "ortadogunun en buyuk demokrasisi" . Yok daha neler ...

ISRAIL SOLUNDAN BIR PROFIL


bs"d

Israil solundan tipik bir profil.

Adi : Ezra
Soyadi : Nawi

Ezra Yerushalayim'li.

New York Times'da yayinlanan bir makaleyi okuyacak olursaniz bu adami tamami ile bir melek , modern zamanlarin bir Robin Hood'u olarak goreceksinizdir.

Ezra kendini bir pasifist olarak tanimliyor , ancak hakkinda siddet kullandigi ile ilgili sikayetler bulunmakta. Ama bu sikayetlerin yalan oldugunu tahmin etmek guc degil. :-)

Ezra su anda bazi yerlesimci (halutzim) Yahudiler ile mahkemelik olmus durumda. Yerlesimci Yahudilerin avukatlari dosyalari incelerken ilginc bir seyle karsilastilar. Savunma bakanligi Ezra hakkindaki bazi dosyalari "cok gizli" ibaresi ile muhurlemis.
Bu dosyalarin acilmasi icin mahkemeye bas vuran avukatlar bu "tipik humanist solcu"nun aslinda bir "Hamas" isbirlikcisi oldugunu ortaya cikardilar.

Hamas'in veya Polyanna'larimizin "baris ortaklari" Fatah'in isbirlikcilere ne yaptigini hatirlatmama gerek yok tabii. Iki ayri dunya .

Bizim solumuz Ezra Nawi'yi kahraman ilan edecektir.

Liberal sol dunya capinda bir mental hastalik maalesef.
Ancak Israil'de havasindan midir , suyundan midir nedir bilmiyorum ama etrafina etkileri OLDURUCU .

Pazartesi, Ağustos 10, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 10 AGUSTOS 2009

bs"d

Çok özel bir bisikletçi...

Bisiklet, Sam’in çocukluk aşkıydı. Ve çok küçük yaşlarından beri bisikletiyle gerek lokal, gerek ulusal arenada birçok başarı elde etmişti. Takvimler 1966’yı işaret ederken Sam Zeitlin kendisini pistlerdeki rüzgara ek olarak antisemit esintilere karşı da yarışırken bulmuştu. Sebep oldukça basitti. “Yahudi çocuk” 1965’te New York Kısa Mesafe Şampiyonası’nı kazandığında bisiklet dünyasının her köşesine adını duyurmuştu. Bir gün, Queens’te ulusal bir yarış için antrenman yaptığı sırada bir grup sokak serserisi küfürler savurarak ellerindeki bira şişelerini Sam’e fırlattılar. Yetenekli bisikletçi o gün Kissena Park’ta ilk kez antisemitizmin ciddi sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyordu. Aynı gece evine dönerken bir arabanın direksiyonunu üzerine kırışına maruz kaldı. Arabadan: “Sonsuza dek zirvede kalamayacaksın, pis Yahudi!” bağırışları yükselirken, Sam bu olayı da küçük yaşlarından beri geliştirdiği refleksleri sayesinde atlatıyordu. Eve vardığında gün boyunca yaşadığı olayları aklından geçirdi, çok kırgındı ancak kendisini bu şekilde engellemeye çalışanları kafasına takmamaya kararlıydı.

Birkaç ay sonra, 1967 Amerika Grand Prix’i için başlama çizgisindeki yerini almıştı bile... Illıonis’te gerçekleşen yarışı birinci olarak tamamlamayı başardı. “Finish” noktasını geçtiğinde ertesi gün bütün gazetelerin ondan bahsedeceğini düşünüyordu. Ancak bisikletinden indiği anda büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya kaldı: Diskalifiye edilmişti! O güne dek (ve o günden bu güne kadar da) hiç uygulanmamış olan bir kural bahane edilerek Sam’in birinciliği geçersiz sayılmıştı. Gerekçe Sam’in bitiş çizgisini geçmeden hemen önce ellerini bisikletin gidonundan kaldırması ve kenardaki izleyicilerin hayatlarını(!) tehlikeye atmasıydı. Sam bu noktada dayanacak gücünün kalmadığını hissetti. Bu engelin de antisemit duyguların eseri olduğunu gayet iyi biliyordu. Amerika’yı terk etmeye karar verdi. Kanada’yı kışları çok soğuk geçtiği için, Meksika’yı ise yüksek rakımdan dolayı istemedi. Okyanusun ötesine gidecekse, bu sporun oldukça popüler olduğu bir ülke olmalıydı. Sam, uzun süre düşündükten sonra İsrail’i seçti. Seküler bir Yahudi’ydi ve seçimini duygularıyla değil mantığıyla yaptığını düşünüyordu.

Sam, İsrail’e varır varmaz kariyeri ile ilgili başvurulara başladı. 1965 Maccabi Oyunları’nı kazanmış olmasının kendisine kazandırdığı ünün de yardımıyla Hapoel Tel Aviv Spor Kulübü’nde kendisine yer buldu. Takımın Genel Menajeri Nati, Sam’i tanıdıkça onun liderliğindeki bir milli bisiklet takımının yaklaşan olimpiyatlarda büyük başarılar kazanacağında dair inancı da arttı.

Bir gece ağır bir antrenmanın ardından ayakları Sam’i Ağlama Duvarı’na sürükledi. Daha önce, orada hiç bulunmamıştı ancak insanların dua ettikleri bir yer olduğunu biliyordu. Kotel’e vardığında orada gördüğü dua eden kalabalık karşısında hayretlerini gizleyemedi. Küçük yaşlarda söylediği “Şema” duasını hatırlayarak söylemeye başladı. Duasını tamamlarken Ağlama Duvarı’nın altın renkli taşlarını öptü ve kalabalığı izlemeye koyuldu. Bu insanlar nasıl oluyor da durmaksızın dua edebiliyorlar, onların bilip kendisinin bilmediği şey ne, diye geçirdi içinden. Merakını biraz olsun dindirmek için dindar görünümlü iki gence yöneldi, onların da Amerikalı olduklarını anladıktan sonra din içerikli sorular sormaya başladı. Gençler, Haim ve David, uzun bir sohbetin ardından Sam’i Chicago günlerinden tanıdıkları Rabbi Gershon Weinberger’e yönlendirdiler. Bir süre sonra Sam ile Rabbi Weinberger, oldukça samimi arkadaşlara dönüştüler. Hafta boyunca birlikte Tora hakkında konuşur, Şabatları birlikte geçirir oldular. Birkaç ay sonra Rabbi, Sam’e bir teklifle geldi. Sam’e yakın arkadaşı Rav Noah Weinberg’in yeni açmakta olduğu yeşivaya katılmak isteyip istemediğini sordu. Sam bu teklifi kabul etti ve Yesivah Magen Avraham’ın beşinci “talmid”i (öğrencisi) oldu. Yeşiva’da kendisini ruhani anlamda geliştirirken, Rav Weinberg’in ısrarları sonucu bisiklet antrenmanlarına da devam etti. Her gün Şahrit duasını takiben özel olarak yaptırdığı Holdsworth marka bisikletiyle kah Caesarea yönünde, kah Tel Aviv-Haifa kara yolunda en az üç saat pedal çevirdi. Bu çalışmalarda kendisini güçlendirmek için geliştirdiği yenilikçi metotları uygularken bir yandan da Shabbos Hayom LaShem’in sözlerini mırıldanıyordu.

Olimpiyatlar yaklaşıyordu ve kariyerinin tavan noktasında önünü kesen antisemitik hareketlere cevap vermek için en uygun ortamın yaklaşan olimpik oyunlar olduğunun farkındaydı. Birgün uyandı ve İsrail Spor Federasyonu’nun Olimpiyatlarda yarışmak isteyen sporcular için düzenleyeceği elemelerin ilanını gördü. Elemeler Cumartesi günü yapılacaktı, yani Şabat’ta pedal çevirmek durumundaydı. Sam yetkililere, başka bir gün yarışmak için yalvardı ancak aldığı cevap “hayır” oldu. Ona yeteneklerinin farkında olduklarını ancak “onun için dahi” kuralları değiştiremeyeceklerini söylediler.

Sam, kuralları değil belki ama karşısındaki kişileri değiştiremeyeceğini anlamıştı. İçsel bir çekişme yaşıyordu. Saatlerce koşmuş, ip atlamış, ağırlık kaldırmış, bisikletiyle tepelere tırmanmıştı. Yağmur, çamur dinlemeden... Hepsini isminin milyonlar tarafından bilinmesi, Olimpiyatlara katılabilse alacağından emin olduğu altın madalya ile adını dünya spor tarihine yazdırmak için yapmış, bütün zorlukları bu hedef uğruna göğüslemişti. Fakat öte yandan Şabat, hayatının yeni anlamıydı. Şabat, hayatını yöneten Büyük Güç’e duyduğu bağlılığın ifadesiydi. Kararını vermişti. Tora yolunda bir yaşamı, zirvede geçireceği bir ana tercih etti. Olimpiyatlara katılmayacaktı.

İsrail, 1972 Olimpiyatları’na bisiklet takımı göndermedi. Olimpiyat seviyesinde yarışacak kalitede bir bisiklet takımına sahip olunmadığı düşünülmüştü. 1972 Olimpiyatları da dünya Olimpiyat tarihine sportif başarılarla değil, kanlı saldırılarla geçti. Münih’teki Olimpiyat Köyü’ne giren teröristlerin dünyanın gözü önünde İsrailli sporcuları katlettikleri bir olimpiyat olarak...

Sam, Münih’te yaşananları radyodan duydu. Şok, üzüntü ve yas içindeydi. Sam’in altın madalyaya tercih ettiği Şabat belki de sadece kendisini değil, Sam katıldığı takdirde Olimpiyatlarda yer alacak potansiyel bisiklet takımını da katledilmekten kurtarmıştı.

Sam o günden beri Şabatları söylediği bir şarkıyı çok daha güçlü duygularla seslendirmeye başladı: “Ki eshmerah Shabbos, Keil yishmereini!,”; “Şabat’ı korursan, Tanrı seni korur!”

Sam’i görmek isteyenler kendisini bugün Kudüs’te Ağlama Duvarı’nın hemen karşısında yer alan Aish HaTorah’da bulabilirler.



HERGÜN 1 ALAHA
AARON ESHKENAZI

AZMI BASHARA'DAN BIZIM SOLCULARIN VE SOZDE SAGCILARIN ANLAMADIKLARI

bs"d

2006 yilindaki ikinci Lubnan savasi sirasinda Hizbullah adina casusluk yaptigi ortaya cikan ve apar topar Israil'den kacan , eski BALAD partisi milletvekili Azmi Bashara'dan guzel bir itiraf .
Yaptigi vatan hainligini gayet anlayisla karsiliyorum.
Sanirim Yahudi egemenligi altinda yasayan bir Arap'tan bunu beklemek gayet normal.
Buyuk bir cogunlugunun da bu menatalite icinde oldugunu zaten biliyoruz. Sadece bizim Poliannalar bu grubun Israil milli marshi "Hatikva"ya veya Israil bayragina saygili olabileceklerini umut ederler.
Asagidaki kisa videoda Azmi Bashara gercekleri ve sorunun temelini bize cok guzel acikliyor.
Tabii biz yine ozel huniler kullanarak bunun gibi acik sozle soylenen her seyi yamultup kendi kendimize satiyoruz. :

Çarşamba, Ağustos 05, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 5 AGUSTOS 2009

bs"d

Şabat'a Özel...

Gimara Şabat, Perek Elu Keşarim'den öğrendiğimiz bir alaha; Neviim'deki şabat ile ilgili olan pasuk diyor ki; "vehibadto" - şabat'a saygı duyulmalı. Gimara soruyor; Peki Nasıl???

Şabat günü giydiğiniz kıyafetleri, hafta içi giydiğiniz kıyafetlerden daha özel tutarak.

Maran, Şulhan Aruh'ta Reş Sameh Bet, Alaha Bet 'de diyorki; Şabat onuruna temiz, güzel, şık kıyafetler giymeli.

Mişna Berura ve de Kaf Ahayim, şabat günü giydiğimiz kıyafetleri, kişilerin onuruna değil, şabatın onuruna giymemiz gerektiğinin altını çiziyor. Bu sebeple, diyelim kişi yanlız başına şabat geçiriyor, veya evde yanlız, veya yahudi olmayan bir çevrede, goylarla birlikte, bu tip durumlarda bile, normal günlük kıyafetlerimi giyinebilirim diye düşünmemelidir. Bu özel kıyafetler kişi ve yer için değil, nerde ne konumda olursam olayım, şabat onurunadır düşünce yapısı ile kullanılmalıdır.

Ayrıca Mişna berura, kişinin bu özel şabat kıyafetlerini, hafta içi giymediği bir kıyafet olmasının tavsiye edilen, çok doğru bir davranış olduğunu bizlere açıklamaktadır.

Arizal'ın kendisi Şabat günü en az 4 tane beyaz giysi giymeye dikkat ederdi. Ayrıca kabalanın bize indirdiği çok ilginç başka bir bilgi de, kişinin şabat günü giydiği kıyafetlerin Olam Aba (gelecek Dünya) 'da giyeceği kıyafetler olmasıdır. Bu yüzden kişi şabat günü "uygun" kıyafetler giyinerek ruhunun sonsuzlukta rahat etmesini ve Has Beşalom utanmamasını sağlayabilecektir.

Diğer önemli bir konu ise, Şabat kıyafetleri - Bigde Şabat, Avdala sonuna kadar giyilme zorunluluğu alahasıdır.

Kaf Ahayim ise, bu süreyi biraz daha uzatarak, Melave Malka, Şabat sonrası 4. seuda da bile şabat kıyafetlerinin giyilmesi gerektiğini öğretmektedir.

Özellikle de şu günler de, sıcaklar bahanesi ile hafife alınan kıyafet konusu gündem de iken, mişna berura ve kaf ahayim kitaplarının belirttiği üzere, şabat gününün her anının önemli olduğu, şabatın kutsallığının tüm gün boyunca devam ettiği hatırlanmalı, cuma akşamı, cumartesi sabahı ve cumartesi akşamı, şabat bitene kadar, kişinin kıyafetlerine olanı özeni, şabatın her anında göstermesi gerektiği bilinci oluşmalıdır.

Bu uygulama için öncelikle kendimize sonra etrafımıza ve cemaatimize örnek olmanın faydasını görebilmemiz dileği ile...

Hergün 1 ALAHA
Aaron ESKENAZI
Related Posts with Thumbnails