shomer shabat

Pazar, Ocak 18, 2015

BİR FİLM TAVSİYESİ

bs"d

Sony'nin gündem yaratan "röportaj" filmine ayağınızı bile atmayın.
Görülmemesi kaçınılmaz olan rezalet bir film.
Gitmemenizi hararetle tavsiye ediyorum.

Benden söylemesi.
Bir kenara da yazmayın, sadece böyle bir film yapıldığını dahi unutun derim.

TAG MEHİR -- iŞTE BUDUR

bs"d


Falastin'li profesör Muhammed Dajani'nin arabası bu şekilde yakılmış olarak bulundu.
Kesinlikle bir Tag Mehir terör atağı olduğu belli olan bu olayın faillerinin yakalanıp idam cezası ile yargılanmaları gerekiyor.
Dünya toplumuna kendi içimizdeki teröristleri (bu tıp olayları vandalizm diye adlandıran ve terör olduğunu silmeye çalışanlara kulak vermeyerek) ne şekilde gözlerinin yaşlarına bakmadan cezalandırdığımızı ispat etmek ve gözlerinde değer bulmak için bulunmaz bir fırsat.

Arada bu Profesörün Falastinli öğrencilerini eğitmek için Auschwitz'e götürmüş olduğunu eklemeyi unuttum. Tabii kimse bu yüzden arabasının bu şekilde "barış sever Arap" gençler tarafından yakılmış olabileceğini düşünmesin. Ya Cami duvarlarına grafiti terörü saldırılarında bulunan radikal Yahudi terorristler yapmıştır, ya da arabasındaki "check engine" uyarısına kulak asmayan ve motorun yanmasına neden olan profesörün kendisidir. Başka bir ihtimal olabileceğini düşünenler dünyada huzuru bozmaktan başka hiç bir ise yaramayan barış düşmanlarından başka bir şey değillerdir.


BATı İKİ YÜZLÜLÜĞÜ

bs"d

Aynı şekilde İslami teröre Yahudiler kurban olunca da aynı marjinal istatistik hata söz konusu oluyor:

Çabuk, şunu tut ve Fransız olduğunu söyle...

RADİKAL İSLAM'İN MİZAH ANLAYıŞı

bs"d


ZıNDıK !!!! SEN OBAMA'DAN DAHA MI İYİ BİLECEKSİN?

bs"d

İSLAM'LA ALAKASı YOK!!!!!
diyerek dalga geçtiğini sanıyor.

Obama'dan daha iyi bildiğini sanan bir zındık daha. 
Kellesini bir gün Troika'nin önüne altın tepsi içinde getireceklerdir.

ISRAEL'DE BIR SOKAK --

bs"d

Aşağıdaki yorumu Şalom gazetesinde okuyamazsınız.
Eğer Bar Rafaeli'nin haberlerinden biraz daha önemli şeyler olduğuna inanıyorsanız:

İsrael'de Martin Luther King anısına adlandırılan bir sokağın tabelası.


Merak ediyorum hangi Arap ülkesinde veya Ferguson yagmacilarinin destekledikleri Falastin'de Dr. Martin Luther King'e saygı olarak bu şekilde adlandırılmış bir sokak var mıdır?
Veya bir Park var mıdır?
Ferguson yagmacilarinin (eskiden adı Adalet Bakanlığı olan) ABD "Propaganda Bakanı" Herr Eric Holder'in direktifleri ile sürdürdükleri kampanyanın Abbas tarafından katillerin onurlarına isimlendirilmiş meydanlarda Falastin ile yaptıkları dayanışma ile paralel gitmesini bizim liberal düldüller ne şekilde yorumlayacaklar?

ABD'de Ferguson'da olan olayları büyük bir yalan propaganda haline getirenlerin (İsrael'i katliamcı diye adlandıran DUR-DE örgütü de dahil olmak uzerer) kimlerle saf tutmaya hazır olduklarının bir ispatı daha:

Ferguson Anti-Police Brutality Protesters Take Historic Trip To Palestine

Ferguson yağmacıları "işgal" altındaki Nazaret şehrinde. işgal altındaki Hayfa'ya da uğramışlardır mutlâka.


işte kendilerini aydın - progresiv göstermek için bilmeden, anlmadan sadece "ırkçılığa karşı bir protesto" olduğu yalanına inanıp peşlerinden gittiğiniz Ferguson yagmacilarindan bir grup. Falastin'e yaptıkları ziyaretin amacı da şu:

Amaç öncelikle grup üyelerinin İsrael'in işgalini ve Filistinlilere uyguladığı etnik temizliği ve gaddarlığı ilk elden yaşamaları ve görmeleri olduğu gibi aynı zamanda da özgürlüğe ulaşmak için gereken savaşta işbirliği için gerekli ilişkileri arazide kurabilmekti.

işte bu haberi bu şekilde Şalom gazetesinde gerçekleri irdelemiş bir şekilde, gereken paralel kurulmuş bir şekilde göremezsiniz. Olsa olsa böyle bir sokağın adlandırılmış olduğunun okuyabilirsiniz. Ama basının ana görevlerinden biri olan günün gerçekleri ile sizleri düşünmeye zorlayacak paraleller kurmaya yöneltmeyeceklerdir.  Bugün Şalom'un da dahil olduğu medya sadece ve sadece tembel ve düşünmekten uzak bir kitle yaratmak ve onlara lokmaları çiğneyip yutturmak amacında. Bar Rafaeli'nin pozları ile yetinecek bir kitle yaratmak amaç.

Sene 2015 ama amaç 1984...

Cumartesi, Ocak 17, 2015

HAYSİYET VE SESSİZLİK --İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SıNıRLARı

bs"d




En az senede bir kere 20. yüzyılın en büyük Yahudi düşünürlerinden Rabbi Joseph B. Soloveitchik'in "the lonely man of faith" (inancın yalnız adamı / inançlı adamın yalnızlığı) adlı makalesini okumaya çalışırım. Makale Tora'nin Beresit'te bize ilk insanın yaratılış hikayesini neden iki ayrı versiyon ile verdiğini işlemekte. Makalenin başında Rav "kavod" kelimesinin taşıdığı anlamlardan birinin de "haysiyet - asalet" (dignity) olduğunu yazıyor ve su şekilde devam ediyor:


Anonimlikte (gizli kalmakta) bir haysiyet yok. Eğer şahıs mesajını iletebiliyorsa haysiyetlilik iddiasında bulunabilir. Mesajı saklı ve kişiliğinin derinliğine bastırılmış sessiz şahıs haysiyetli (asaletli) sayılamaz.

Yani bizim bazen milli karakterimiz olması ile övündüğümüz "kayadez" sessizlik hiç bir şekilde bir "haysiyet" ifade etmemekte. Yine benim için 20. yüz yılın en büyük diğer düşünürlerinden biri olan Jabotinsky'nin "sessizlik çöptür dizelerini bu bağlamda değerlendirmek te daha da anlamlı.
Bütün bunları bir de son günlerde özellikle konu olan ifade özgürlüğünün sınırları ile ilgili değerlendirmek mümkün. Özgür ve demokratik toplumlarda ifade özgürlüğü nerede ise sınırsız. ABD'de mesela bunun en üst sınırı olarak bir sinema salonunda "yangın var" diye bağırmanın ifade özgürlüğünü aştığı nokta olarak belirlenmiştir. Bugün dünyada 1 milyara yakın Müslüman'in hassas olduğu Hz. Muhammed'in onurunu ayaklar altına alan karikatürleri yayınlamanın sinemada "yangın var" diye bağırmakla aynı olduğunu iddia edenler var. Bunun yanında kendini halkın Papa'si olarak lanse eden ama aslında Soros'un planlinin bir piyonu olan Stalin'in Papa'sinin "anneme küfr edenin ağzını yumruklarim" sözü ile "politik iki yüzlülüğünü" ortaya koyan ve İsa doktrinine (öbür yanağı çevirme doktrini) ters düşen bir ifade ile Paris'teki saldırıları hafifletmesi var.
Evet annene küfr edene "ayıp ettin" demek yetersiz olabilir ama makine tüfeklerle de taranmayi gerektirecek bir durum değil.
Benim için ifade özgürlüğünün hangi noktada bittiğini tespit edecek durum fiziksel ihtilafa vardığı ana kadardır. Sinemada "yangın var" diye bağırmak bu sınırı çok güzel ifade ediyor. Ama kisininkabullendigi kutsallara dil uzatma ifade özgürlüğünün sınırları içinde kalmalı. Benim kutsallarim da dahil olmak üzere.
Ama tabii bu daha çok su kaldıracak bir konu. Mesela aynı karikatürler Atatürk'u hedef alan şekilde yayinlansalardi ne derdik? Eğer Atatürk - ki bir çok aydın Türkiyeli için "kutsal"dir - bu sınırların dışında ise o zaman Hz. Muhammed'in de aynı sınırlar dışında olmasını talep edenleri normal karşılamalıyız. Ama eğer içinde ise aynı şekilde kendi kutsalimizi da o sınırların içinde görmemiz gerekiyor. Aynı şey tabii Yahudi kutsalları için de geçerli.
Evet kızmaya, protesto etmeye, sivil itaatsizlik sergilemeye hakkımız olmalı. Ama iş İslami teröristlerin yaptığı gibi bir kutsalın kutsallığını kan dökerek korumak gibi bir yolu seçmeye vardığı anda her şey biter.
Müslümanlar bu karikatürlere kızmakta haklılar, protesto etme hakları da her zaman korunmalı.
Dediğim gibi en güzel litmus testi kendi kutsallarimizi bu tıp tacizlere kurban gördüğümüz de ne şekilde tepki verecegimizdir.
Eminim bu İslami teröristlerin yaptıkları gibi olmayacaktır. O yüzden de Stalin'in Papa'sinin bu iki yüzlü ifadesi yüzünden Paris kurbanlarından özür dilemesi gerekiyor.

Ama en acı durum insanın hiç bir baskı altında olmamasına rağmen tepki verme ihtiyacını hissetmesine rağmen yanlış analiz edilmiş bir haysiyet, asalet duygusu ile sessiz kalmayı tercih etmesidir. Kendi ifade özgürlüğünü baskı altında tutma seçeneği aynen Rav Soloveitchik ve Jabotinsky'nin dedikleri gibi doğru olmayan bir yol.

TÜYLER ÜRPERTiCi -- SON TEXT MESAJı

bs"d



Paris'te geçen hafta İslami teröre kurban verdiğimiz Yoav Hattab'in (z"l) arkadaşına yolladığı son text mesajı tüyler ürpertici. Yoav Tunus Hahambaşı'nin oğlu.

Tercüme Habad'in sitesindeki İngilizceden:

Yoav: Gelir gelmez Şabat'i tutmaya çalış

Arkadaş: Bu Şabat çok stresli. Yarın sabah sınavlarım var ve uçuyorum. Ama gelecek Şabat mutlaka.

Yoav: Fransa'daki Yahudiler için zor günler. En azından dene.

Yoav: Herşeyi yapma ama en azından dene.

Arkadaş: Endişe etme! Mutlaka.

Yoav: Bombasın!

Arkadaş: Teşekkürler!

Cuma, Ocak 16, 2015

SUUDİ ARABİSTAN'DA KARDAN ADAM OLMAK

bs"d



Suudi Arabistan'da önemli bir din adamının verdiği fetvaya göre "haram" olan kardan adamlar teker teker yakalanıp, acısız bir şekilde imha ediliyorlar.

Kim derdi Suudi çöllerinde bu kadar gizli kardan adam olduğunu.

Kardan adamlardan bir tanesinin son sözleri "kardan adam olur ama bunlardan adam olmaz" oldu…

inançsızlar için: Icimizdeki kardan adamlar...

Perşembe, Ocak 15, 2015

KISA KISA -- MEÂ MAXİMÂ CULPÂ

bs"d

Bundan bir kaç hafta evvel bu seçimlerde Herzog'un kazanmasını istiyorum demiştim. Biraz evvel listedekilerin secerelerini okudum. Sözümü geri alıyorum ve Bli neder Bayt Yehudi'ye bağışta bulunuyorum. All-ah yazdıysa bozsun.
Benim de bazen hatalı olma hakkım var.

Bir kenara yazın bulunsun.
Related Posts with Thumbnails