shomer shabat

GUNLUK TORA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GUNLUK TORA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ağustos 10, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 10 AGUSTOS 2009

bs"d

Çok özel bir bisikletçi...

Bisiklet, Sam’in çocukluk aşkıydı. Ve çok küçük yaşlarından beri bisikletiyle gerek lokal, gerek ulusal arenada birçok başarı elde etmişti. Takvimler 1966’yı işaret ederken Sam Zeitlin kendisini pistlerdeki rüzgara ek olarak antisemit esintilere karşı da yarışırken bulmuştu. Sebep oldukça basitti. “Yahudi çocuk” 1965’te New York Kısa Mesafe Şampiyonası’nı kazandığında bisiklet dünyasının her köşesine adını duyurmuştu. Bir gün, Queens’te ulusal bir yarış için antrenman yaptığı sırada bir grup sokak serserisi küfürler savurarak ellerindeki bira şişelerini Sam’e fırlattılar. Yetenekli bisikletçi o gün Kissena Park’ta ilk kez antisemitizmin ciddi sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyordu. Aynı gece evine dönerken bir arabanın direksiyonunu üzerine kırışına maruz kaldı. Arabadan: “Sonsuza dek zirvede kalamayacaksın, pis Yahudi!” bağırışları yükselirken, Sam bu olayı da küçük yaşlarından beri geliştirdiği refleksleri sayesinde atlatıyordu. Eve vardığında gün boyunca yaşadığı olayları aklından geçirdi, çok kırgındı ancak kendisini bu şekilde engellemeye çalışanları kafasına takmamaya kararlıydı.

Birkaç ay sonra, 1967 Amerika Grand Prix’i için başlama çizgisindeki yerini almıştı bile... Illıonis’te gerçekleşen yarışı birinci olarak tamamlamayı başardı. “Finish” noktasını geçtiğinde ertesi gün bütün gazetelerin ondan bahsedeceğini düşünüyordu. Ancak bisikletinden indiği anda büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya kaldı: Diskalifiye edilmişti! O güne dek (ve o günden bu güne kadar da) hiç uygulanmamış olan bir kural bahane edilerek Sam’in birinciliği geçersiz sayılmıştı. Gerekçe Sam’in bitiş çizgisini geçmeden hemen önce ellerini bisikletin gidonundan kaldırması ve kenardaki izleyicilerin hayatlarını(!) tehlikeye atmasıydı. Sam bu noktada dayanacak gücünün kalmadığını hissetti. Bu engelin de antisemit duyguların eseri olduğunu gayet iyi biliyordu. Amerika’yı terk etmeye karar verdi. Kanada’yı kışları çok soğuk geçtiği için, Meksika’yı ise yüksek rakımdan dolayı istemedi. Okyanusun ötesine gidecekse, bu sporun oldukça popüler olduğu bir ülke olmalıydı. Sam, uzun süre düşündükten sonra İsrail’i seçti. Seküler bir Yahudi’ydi ve seçimini duygularıyla değil mantığıyla yaptığını düşünüyordu.

Sam, İsrail’e varır varmaz kariyeri ile ilgili başvurulara başladı. 1965 Maccabi Oyunları’nı kazanmış olmasının kendisine kazandırdığı ünün de yardımıyla Hapoel Tel Aviv Spor Kulübü’nde kendisine yer buldu. Takımın Genel Menajeri Nati, Sam’i tanıdıkça onun liderliğindeki bir milli bisiklet takımının yaklaşan olimpiyatlarda büyük başarılar kazanacağında dair inancı da arttı.

Bir gece ağır bir antrenmanın ardından ayakları Sam’i Ağlama Duvarı’na sürükledi. Daha önce, orada hiç bulunmamıştı ancak insanların dua ettikleri bir yer olduğunu biliyordu. Kotel’e vardığında orada gördüğü dua eden kalabalık karşısında hayretlerini gizleyemedi. Küçük yaşlarda söylediği “Şema” duasını hatırlayarak söylemeye başladı. Duasını tamamlarken Ağlama Duvarı’nın altın renkli taşlarını öptü ve kalabalığı izlemeye koyuldu. Bu insanlar nasıl oluyor da durmaksızın dua edebiliyorlar, onların bilip kendisinin bilmediği şey ne, diye geçirdi içinden. Merakını biraz olsun dindirmek için dindar görünümlü iki gence yöneldi, onların da Amerikalı olduklarını anladıktan sonra din içerikli sorular sormaya başladı. Gençler, Haim ve David, uzun bir sohbetin ardından Sam’i Chicago günlerinden tanıdıkları Rabbi Gershon Weinberger’e yönlendirdiler. Bir süre sonra Sam ile Rabbi Weinberger, oldukça samimi arkadaşlara dönüştüler. Hafta boyunca birlikte Tora hakkında konuşur, Şabatları birlikte geçirir oldular. Birkaç ay sonra Rabbi, Sam’e bir teklifle geldi. Sam’e yakın arkadaşı Rav Noah Weinberg’in yeni açmakta olduğu yeşivaya katılmak isteyip istemediğini sordu. Sam bu teklifi kabul etti ve Yesivah Magen Avraham’ın beşinci “talmid”i (öğrencisi) oldu. Yeşiva’da kendisini ruhani anlamda geliştirirken, Rav Weinberg’in ısrarları sonucu bisiklet antrenmanlarına da devam etti. Her gün Şahrit duasını takiben özel olarak yaptırdığı Holdsworth marka bisikletiyle kah Caesarea yönünde, kah Tel Aviv-Haifa kara yolunda en az üç saat pedal çevirdi. Bu çalışmalarda kendisini güçlendirmek için geliştirdiği yenilikçi metotları uygularken bir yandan da Shabbos Hayom LaShem’in sözlerini mırıldanıyordu.

Olimpiyatlar yaklaşıyordu ve kariyerinin tavan noktasında önünü kesen antisemitik hareketlere cevap vermek için en uygun ortamın yaklaşan olimpik oyunlar olduğunun farkındaydı. Birgün uyandı ve İsrail Spor Federasyonu’nun Olimpiyatlarda yarışmak isteyen sporcular için düzenleyeceği elemelerin ilanını gördü. Elemeler Cumartesi günü yapılacaktı, yani Şabat’ta pedal çevirmek durumundaydı. Sam yetkililere, başka bir gün yarışmak için yalvardı ancak aldığı cevap “hayır” oldu. Ona yeteneklerinin farkında olduklarını ancak “onun için dahi” kuralları değiştiremeyeceklerini söylediler.

Sam, kuralları değil belki ama karşısındaki kişileri değiştiremeyeceğini anlamıştı. İçsel bir çekişme yaşıyordu. Saatlerce koşmuş, ip atlamış, ağırlık kaldırmış, bisikletiyle tepelere tırmanmıştı. Yağmur, çamur dinlemeden... Hepsini isminin milyonlar tarafından bilinmesi, Olimpiyatlara katılabilse alacağından emin olduğu altın madalya ile adını dünya spor tarihine yazdırmak için yapmış, bütün zorlukları bu hedef uğruna göğüslemişti. Fakat öte yandan Şabat, hayatının yeni anlamıydı. Şabat, hayatını yöneten Büyük Güç’e duyduğu bağlılığın ifadesiydi. Kararını vermişti. Tora yolunda bir yaşamı, zirvede geçireceği bir ana tercih etti. Olimpiyatlara katılmayacaktı.

İsrail, 1972 Olimpiyatları’na bisiklet takımı göndermedi. Olimpiyat seviyesinde yarışacak kalitede bir bisiklet takımına sahip olunmadığı düşünülmüştü. 1972 Olimpiyatları da dünya Olimpiyat tarihine sportif başarılarla değil, kanlı saldırılarla geçti. Münih’teki Olimpiyat Köyü’ne giren teröristlerin dünyanın gözü önünde İsrailli sporcuları katlettikleri bir olimpiyat olarak...

Sam, Münih’te yaşananları radyodan duydu. Şok, üzüntü ve yas içindeydi. Sam’in altın madalyaya tercih ettiği Şabat belki de sadece kendisini değil, Sam katıldığı takdirde Olimpiyatlarda yer alacak potansiyel bisiklet takımını da katledilmekten kurtarmıştı.

Sam o günden beri Şabatları söylediği bir şarkıyı çok daha güçlü duygularla seslendirmeye başladı: “Ki eshmerah Shabbos, Keil yishmereini!,”; “Şabat’ı korursan, Tanrı seni korur!”

Sam’i görmek isteyenler kendisini bugün Kudüs’te Ağlama Duvarı’nın hemen karşısında yer alan Aish HaTorah’da bulabilirler.



HERGÜN 1 ALAHA
AARON ESHKENAZI

Çarşamba, Ağustos 05, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 5 AGUSTOS 2009

bs"d

Şabat'a Özel...

Gimara Şabat, Perek Elu Keşarim'den öğrendiğimiz bir alaha; Neviim'deki şabat ile ilgili olan pasuk diyor ki; "vehibadto" - şabat'a saygı duyulmalı. Gimara soruyor; Peki Nasıl???

Şabat günü giydiğiniz kıyafetleri, hafta içi giydiğiniz kıyafetlerden daha özel tutarak.

Maran, Şulhan Aruh'ta Reş Sameh Bet, Alaha Bet 'de diyorki; Şabat onuruna temiz, güzel, şık kıyafetler giymeli.

Mişna Berura ve de Kaf Ahayim, şabat günü giydiğimiz kıyafetleri, kişilerin onuruna değil, şabatın onuruna giymemiz gerektiğinin altını çiziyor. Bu sebeple, diyelim kişi yanlız başına şabat geçiriyor, veya evde yanlız, veya yahudi olmayan bir çevrede, goylarla birlikte, bu tip durumlarda bile, normal günlük kıyafetlerimi giyinebilirim diye düşünmemelidir. Bu özel kıyafetler kişi ve yer için değil, nerde ne konumda olursam olayım, şabat onurunadır düşünce yapısı ile kullanılmalıdır.

Ayrıca Mişna berura, kişinin bu özel şabat kıyafetlerini, hafta içi giymediği bir kıyafet olmasının tavsiye edilen, çok doğru bir davranış olduğunu bizlere açıklamaktadır.

Arizal'ın kendisi Şabat günü en az 4 tane beyaz giysi giymeye dikkat ederdi. Ayrıca kabalanın bize indirdiği çok ilginç başka bir bilgi de, kişinin şabat günü giydiği kıyafetlerin Olam Aba (gelecek Dünya) 'da giyeceği kıyafetler olmasıdır. Bu yüzden kişi şabat günü "uygun" kıyafetler giyinerek ruhunun sonsuzlukta rahat etmesini ve Has Beşalom utanmamasını sağlayabilecektir.

Diğer önemli bir konu ise, Şabat kıyafetleri - Bigde Şabat, Avdala sonuna kadar giyilme zorunluluğu alahasıdır.

Kaf Ahayim ise, bu süreyi biraz daha uzatarak, Melave Malka, Şabat sonrası 4. seuda da bile şabat kıyafetlerinin giyilmesi gerektiğini öğretmektedir.

Özellikle de şu günler de, sıcaklar bahanesi ile hafife alınan kıyafet konusu gündem de iken, mişna berura ve kaf ahayim kitaplarının belirttiği üzere, şabat gününün her anının önemli olduğu, şabatın kutsallığının tüm gün boyunca devam ettiği hatırlanmalı, cuma akşamı, cumartesi sabahı ve cumartesi akşamı, şabat bitene kadar, kişinin kıyafetlerine olanı özeni, şabatın her anında göstermesi gerektiği bilinci oluşmalıdır.

Bu uygulama için öncelikle kendimize sonra etrafımıza ve cemaatimize örnek olmanın faydasını görebilmemiz dileği ile...

Hergün 1 ALAHA
Aaron ESKENAZI

Cuma, Temmuz 17, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 17 TEMMUZ 2009

bs"d

Herşey için farklı 1 teşekkür???

Yeşiva’da ilkokul öğrencisi iken, sınıf arkadaşlarım ve ben, tuvaletin kapısında asılı olan yazıyı eğlenceli bulurduk. Söz konusu olan, kişinin ihtiyacını giderdikten sonra okuması gereken ve aşer yatsar diye bilinen eski bir Yahudi kutsaması idi. İlköğrenim öğrencileri için idrar ve dışkı çıkarmak için, T-nrı’nın Adını anan kutsal sözcükler okumak kadar tuhaf ve komik bir şey olamazdı. Kutsamalar, dualara ve bayramlara özgüydü; ya da T-nrı’ya verdiği yiyecekler veya bir beladan kurtardığı için okunurdu; sırıtmalara ve kıkırdamalara yol açan bir vücut işlevi için değil.

Dördüncü yüzyılda Babil’de yaşamış olarak Rabi Abaye tarafından oluşturulan bu kutsamanın arkasındaki bilgeliği anlamam onlarca yılımı aldı.

Rabi Abaye’nin kutsaması Yahudi Kanunu ve ilmini içeren ansiklopedik bir çalışma olan ve MS ilk 500 yıl boyunca yazılan Talmud’da yer alır. Yahudilik bu tür kutsamalar, ya da İbranice adıyla berahot ile doludur. Gerçekten de Talmud’un bütün bir risalesi (toplam 128 sayfa) berahot’a ayrılmıştır.

Bu eski metnin 120. sayfası (Berahot 60b) şöyle yazar: “Abaye dedi ki, kişi tuvaletten çıkınca şunları söylemelidir: İnsana bilgelikle şekil veren ve içinde çok sayıda geçit ve boşlukla yaratan Tanrımız, Evrenin Kralı, Sen kutsalsın. Bunlarda biri yırtılsa ya da tıkansa, hayatta kalmasının ve Karşında durmasının mümkün olmadığı, Senin Görkemli Tahtı’nın huzurunda açıktır ve bilinir. Bütün vücudu iyileştiren ve harikalar yaratan Tanrımız, Evrenin Kralı, Sen kutsalsın.”

Dini vecibelerini yerine getiren bir Yahudi, tuvalete her çıktığında, İbranice bu kutsamayı okumak zorundadır. Biz genç Yeşiva öğrencilerine, bu duayı okuma zorunluluğu, tuvaletin hemen dışına asılmış olan ve dua metnini içeren yazılarla hatırlatılıyordu.

Ancak yazı asmak bir şeydir, çocuk yaşta bir öğrencinin, vücut fonksiyonları hakkındaki 1.600 yıllık bir kutsamayı okuma olgunluğuna ve ihtiyacına sahip olmasını beklemek başka şeydir.

Bu kısa duanın ne anlama geldiğini ancak Tıp Fakültesi’nin ikinci sınıfında okurken kavrayabildim. İnsan vücudunun yapı ve işlevindeki en küçük hataların bile yol açtığı korkunç sonuçları bana öğreten, patofizyoloji oldu. En azından, normal bir şekilde tuvalete çıkmayı sıradan bir işmiş gibi görmemeye başladım. Gündelik yaşantıma kısa aralar verdiren bu fonksiyonlar için, ne kadar çok şeyin, gerektiği gibi çalışmasının şart olduğunu anladım.

Yaşamları diyaliz makinesine bağlı hastaları, bağırsak ve mesane sondaları takmak zorunda olanları görünce, Abaye ve kutsamasını hatırladım ve Rabi’nin ne kadar bilge bir kişi olduğunu anladım.

Derken, Abaye’nın kutsamasını okumaya başladım. Başta metni doğru okuyabilmek için dua kitabıma (sidur) başvurmak zorunda kalıyordum. Tekrarlaya tekrarlaya -mesleğinde acemi birinin karşılaştığı vakaların ne kadar çok olduğunu düşünürsek- kutsamayı akıcı bir şekilde, içtenlikle ve anlamına vararak okumayı başardım.

Geçen yıllarla birlikte, aşer yatsar kutsamasını okumak benim için sadece boşaltım sistemim iyi çalıştığı için değil, aynı zamanda sağlıklı olduğum için de şükran sunma fırsatı haline geldi. Ne de olsa kutsamanın metni, vücudun herhangi bir yerindeki yırtılma ve tıkanmaların yol açacağı felaketlerden söz ediyor; sadece mesane ve bağırsak yollarından değil. Peki Abaye, boşluğun tıkanmasının, örneğin koroner arterin lümeninin tıkanmasının, 16 yüzyıl sonra, sanayileşmiş ülkelerde en yaygın ölüm nedeni olacağını öngörmüş olabilir miydi?

Başkaları da sağlıklı oldukları için minnetlerini dile getirmenin bir yolunu arar mı diye sık sık düşünmüşümdür. Hastalığın neden olduğu hasarları her gün izleyen doktorlar, iyi oldukları için zaman zaman teşekkür etme ihtiyacını hisseder. Sağlıklı oldukları için minnetlerini dile getirmek isteyenler için belki de genel, belli bir dine özgü olmayan bir aşer yatsar oluşturulabilir.

Öyküsü, Aşer yatsar kutsamasının ne kadar gerçekçi ve güzel olduğunu vurgulayan, unutamadığım bir hastam oldu. 20 yaşında bir öğrenci olan Josh’un, bir trafik kazasında üçüncü ve dördüncü omurları kırıldı. Ölümden kıl payı kurtuldu ama acil olarak yaşam destek cihazına bağlanması gerekti. Başta, sağ bisepsindeki hafif bir kasılma dışında tamamıyla hareketsizdi.

Uzun ve zorlu bir rehabilitasyon döneminin ardından aniden ve beklenmedik şekilde, nörolojik iyileşme işaretleri ortaya çıktı: bir el parmağı hareketi, bir ayak parmağı oynaması, bir bölgede duyuların geri gelmesi, başka bir yerde bir kas grubunun canlanması... Josh, büyük cesaret, gayret ve mükemmel bir fizyoterapist sayesinde günden güne iyileşmeye başladı. Zamanla bir bacak desteği ve bastonla yürüyebilmesi, mucizeden farksızdı.

Ne var ki Josh hâlâ sürekli sondaya gereksinim duyuyordu. Delikanlının hasta bir mesane yüzünden hayatı boyunca karşılaşacağı sorun ve tehlikeleri çok iyi biliyordum. Ürologlar ileride sonda kullanmayacağı bir zaman geleceği konusunda gayet kötümserdi. Öylesine ağır bir hasar gören omurga yaralanmasından sonra bu türde bir iyileşme ile hiç karşılaşmamışlardı.

Derken imkansız gerçekleşti. Josh’un artık mesane sondasına ihtiyaç duymadığı gün, onun yanındaydım. Abaye’nin aşer yatsar duasını düşündüm. Kutsama için daha anlamlı bir durum olamayacağını belirterek, kendisi de yeşiva mezunu olan Josh’a, duayı okumasını söyledim. Kabul etti. O eski kutsamayı okurken, gözlerimden yaşlar boşaldı.

Josh benim oğlum.


"HERGÜN 1 ALAHA" adına yazan: Dr. Kenneth M. Prager, NY, USA

AARON ASHKENAZI

Perşembe, Temmuz 16, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 16 TEMMUZ 2009

bs"d

Tadar mısnız?

Talmud Yeruşalmi'ye göre Yargı Günü herkese “Benim dünyamın tadına vardın mı?” diye sorulacak.

Dünyanın tadına gerektiği gibi varmak bir mitsva’dır çünkü Tanrı’nın büyüklüğünü bu şekilde algılarız. Rambam’a göre Tanrı sevgisine ulaşmanın yolu, O’nun muhteşem yaratıklarını incelemektir (Yesode Atora 2:1-2). İster süper galaksilerin bulunduğu makrokozmos, ister moleküler yapıların görülebildiği mikrokozmos ya da bir ağaç yaprağının karmaşık tasarımı olsun, dünyanın eşsiz harikaları, Tanrı’nın muazzam bilgelik ve görkemini gösterir. Kısırlık hakkında çalışmalarda bulunan bir doktor bir keresinde şöyle demişti: “Döllenmiş minicik bir yumurtaya mikroskop ile baktım. O andan itibaren anladım ki o tek hücre, her türlü kimyasal madde fabrikasını mahçup edecek bir karaciğere ve birbiri ile ilişkili yüz milyar hücresi olan bir beyne sahip bir tam insanı oluşturabilmek için gerekli tüm kimyasal maddeleri alacak. Tanrı’nın sonsuz bilgeliğini ve gücünü, o zaman anladım”.

Şulhan Aruh, yaratılış harikalarını takdir etmek için okunması gereken bir dizi beraha sıralar. Ben bu beraha’ları okuma şansına sahip oldum çünkü Alaska’daki buzulları, karlarla örtülü Alp Dağları’nı, bir aurora borealis gösterisini (kuzey yarıkürede geceleri gökyüzünde görülen renkli ışıklar), Ein Gedi vahasını, nefes kesen Büyük Kanyon’u, Amazon’un tropik ormanlarını, kudretli Niyagara Şelalesi’ni, California’daki dev kızılağaçları, Galile’de güneşin doğuşunu ve batışını, Güney Afrika ormanlarındaki kuşları ve hayvanları gördüm.

Hahamlarımız dua etmek ve Tora çalışmak için Tanrı’nın görkemini takdir etmenin şart olduğunu son derece açık bir şekilde belirtmiştir; Rambam, bu bilince, doğa mucizesi hakkında düşünerek ulaşılabileceğini söyler. Aynı görüş, Kral David’in Tora’yı övdüğü Mizmorlar’da (19:8-9) da yer alır: “Gökler Tanrı’nın görkemini anlatır ve uzantıları, Onun Elişini gösterir” (19:2). Ayrıca 104:1’de “Ey ruhum, Tanrı’yı kutsa! Aşem, Tanrım, Sen çok büyüksün!” der; ardından doğayı öyle büyüleyici bir şekilde bir tasvir eder ki, bazıları “sadece Mizmor 104’ü özgün halinde okuyup tadına varmak için, insanın İbranice öğrenmesine değer” der. Her gün okuduğumuz ve Tanrı’nın egemenliğini kabul ettiğimiz Şema duasının öncesinde de, gök cisimlerinin görkemini öven paragraflar vardır.

Düzenli bir şekilde dua eden pek çok insan, dualarında şevk, mitsva’larında da hevesin eksik olduğunu kabul eder. Hayatta kalmamız için gerekli tüm besleyici maddelerin, bize lezzetsiz bir gıda halinde verildiğini düşünün. Yaşamımızı sürdürebiliriz ama yeme sürecinin tadı tuzu olmayacaktır. Dua, mitsvot ve Tora öğrenimi, ruhumuzun gıdalarıdır ama bazen biz onları “tatsız” bir şekilde gerçekleştiririz. Kral David haklıydı; harika eserleri sayesinde Tanrı’nın görkemini takdir etmek, dua ve Tora öğrenimi için vazgeçilmez bir koşuldur.

Tanrı’nın yarattıklarının ihtişamını takdir etmek için dünya gezgini, astronom ya da sürekli mikroskopla bakan bir kişi olmak zorunda değiliz. Meyve için “Bore peri aets” beraha’sını okuyan kişi, minicik bir tohumun toprak içinde atomlarına bölündüğünü ve uzun yıllar boyunca bol meyve verecek bir ağaca dönüştüğünü düşünürse, Tanrı’nın görkeminin bilincine varacaktır.

Şöyle bir an durup da, Tanrı’nın dünyasının ne kadar görkemli olduğunu düşünmeye zaman ayırmayan birini, müze gezerken sanat eserlerine baktığında “ben sadece renkler görüyorum” diyen kişiye benzetirim. Müzedeki rehber gelir, adamın camları kirli gözlüklerini alır ve siler. Temiz gözlük camlarının arkasından bakan adam, nihayet tabloların güzelliğini görür.

Tanrı’nın görkemi hakkında gerektiği gibi düşünmeye zaman ayırır ve çaba harcarsak, dualarımız, Tora öğrenimimiz ve mitsva’ları uygulama şeklimiz, bizi ruhani açıdan yüceltecektir.

- Hergün 1 Alaha grubu adına; Rabbi Avraam Twersky...

Aaron Ashkenazi

Pazar, Temmuz 05, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 5 TEMMUZ 2009

bs"d

Alışveriş için Son 4 gun

4 gün sonra (Perşembe günü) 17 Tamuz (Şiva Asar Be Tammuz) oruç günü, bu oruç gününden itibaren 3 hafta sonuna kadar (9 Av- Tişa Beav bitene kadar) שהחיינו - Şeehiyanu - "Bizi bu günlere ulaştırdın" berahası - teşekkürü edilmeme geleneği vardır. Bunun nedeni bu günlerin Bet Amikdaşı anmaya dayalı yas günleri olmasıdır ve yas günlerinde "bizleri bu günlere ulaştırdın" teşekkürünün uygun düşmemesidir.

Yeni bir kıyafet alındığında "şeehiyanu - bizleri bu günlere ulaştırdın" berahası söylenmesi gerektiğinden, bu 3 hafta boyunca yeni bir kıyafet alınmaz. Bu nedenle kişi bu 3 hafta boyunca yeni aldığı kıyafeti giymek istiyorsa Perşembe gününe kadar satın almalı ve bu aldığı kıyafetleri az bir zaman için bile olsa perşembe gününden evvel giymeli ve şeehiyanu berahasını söylemelidir.

Mevsimin yeni bir meyvesini yemeden evvelde שהחיינו - Şeehiyanu berahası söylenir. Eğer uygunsa, kişi bu meyveleri yemeyi bu 3 haftaya bırakmamalı. Ya da bu meyveleri sadece şabat günü, şabat onuruna yemeli ve şeehiyanu berahasını şabat gününde söylemelidir.

Kaynak: Kitsur Şulhan Aruh 122:2
Amaase U İkar - (Asıl olan uygulamadır!)
Hergün 1 ALAHA!

-Aaron ESKENAZI
Pazar, 13 Tamuz 5769

Perşembe, Temmuz 02, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 1 TEMMUZ 2009

bs"d

Neden bu Carsamba Oruç Tutmuyoruz?

İbrani takvimimiz yarın (2 Temmuz Çarşamba) 10 Tamuz'u gösteriyor olacak.

Bundan 2430 yıl evvel, 10 Tamuz 3,339 yılında Yeruşalayim şehri kapıları hain kral Nebuhadnetsar'ın ordusu tarafından yıkıldı. 4 hafta sonra 9 Av (Tişa Beav) günü 1. Bet Amikdaş yıkıldı.

Bu acı olaydan dolayı 70 yıl boyunca 2. Bet Amikdaş kurulana kadar 10 Tamuz günü bir oruç günüydü.

2. Bet Amikdaş'ın yıkılışı sırasında Yeruşalayim'in kapıları 1 hafta sonra 17 Tamuz da yıkıldı.

Hahamlarımız 2 hafta içinde arka arkaya oruç tutmanın ağır yükümlülüğünü göz önüne alarak sadece 17 Tamuz'da oruç tutmamızı yeterli olarak gördü.

Tarihsel olarak 2. Bet Amikdaş'ın yıkılışı bizlere daha yakın olduğundan ve sonuçları açısından 2. Bet Amikdaş'ın yıkımı bizleri daha yakından ilgilendirdiğinden ilk kararlaştırılan orjinal oruç günü, bugün geçersiz durumdadır.

Talmud Yeruşalmi (Taanit 4:5) Yeruşalayimm şehir duvarlarının her 2 Bet Amikdaş zamanında da 17 Tamuz günü yıkıldığını ancak 1. Bet Amikdaş'ın yıkımı zamanında oluşan telaş ve hengame sonucunda Yeruşalayim şehir duvarlarının düşüş tarihinin yanlış kayıt edildiğini açıklamaktadır.

Kaynak: Tur Shulchan Aruh, Orah Hayim 549

Aaron ESKENAZI
HERGUN 1 ALAHA!!!
İLK TÜRKÇE TORA ÖĞRENİM FACEBOOK GRUBU!

Perşembe, Haziran 25, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 25 HAZIRAN 2009

bs"d

El sıkıştıktan sonra Netila...???

Rav Hayim Palaçi (İzmir, 1788,1869) çeşitli çalışmalarında (Lev Hayim, Ruah Hayim ve Kaf Ahayim) Zohar'dan kaynak getirerek goyların (yahudi olmayanların) Tuma (manevi kirlilik) taşıdığını ve bulaştırdığını belirtmekte. Bu bilgiye göre 1 yahudinin, yahudi olmayan birinin vucuduna dokunması veya onla el sıkışması durumunda netila yaparak ellerine bulaşmış olan manevi kirliliği (tumayı) atması gerektiğini belirtiyor.

Buna rağmen Peri Megadim (Rav Yosef Teomim, 1727-1792) insanların genel uygulamada bu kural için makpid (daha hafif) olduğunu belirtiyor. Çünkü tuma (manevi kirlilik) durumu ancak, manevi saflık (keduşa) varsa gerçekleşebilir. "Manevi saflık" sadece yahudilere özel bir kavram olduğuna göre tuma (manevi kirlilik) boyutuna ancak bir yahudi ulaşabilir. Bu durumda yahudi olmayan biri ile el sıkıştığımızda kendisinden bizlere manevi kirlik geçeceği derdine kapılmamıza gerek yoktur.

Bu alaha konusunda Lemaase - uygulamada, tabiki kişi için mahmir (daha ağır) olmak; yani her el sıkıştan sonra ellerini netila düzeninde yıkamak ve her seferinde üzerinden bu manevi kirliliği atmak heralde çok zor olacaktır. (Bu arada tabiki; erkek kadın el sıkışması durumundan bahsetmiyoruz, zaten alahanın bunu yasakladığı açıktır) Bu yüzden kişi Peri Megadim'in getirdiği açıklamaya dayanarak alahanın uygulamada daha hafif yönünü (el yıkamanın gereksizliği yönünü) seçebilir.

Bunun yanında bu alaha konusunda daha ağır - mahmir davranmak isteyen biri alahayı tabi ki Rav Palaçi'nin belirtiği üzere uygulayabilir ama bu uygulamasını komşularımız ve dostlarımız ile olan ilişkilerimizden dolayı apaçık - herkesin fark edebileceği şekilde yapmamalıdır.

Son olarak ekleyebiliriz ki; kişi hangi sebeple olursa olsun goy (yahudi olmayan kişiler) mezarlığına giderse çıkışında ellerini yıkamalıdır.

Hergün 1 alaha
Aaron ESKENAZI

Pazartesi, Haziran 15, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 15 HAZIRAN 2009

bs"d

Bugün'ün Purim ile alakası nedir???

Bugün (Pazartesi) bundan 2300 seneden fazla bir süre evvel, Ester ve Mordehay'a Kral Ahaşveroş, kendilerini Aman'ın vermiş olduğu karara karşı korumaları iznini verdi. Bu sayede kurtuluşa kavuşuldu.

Güzel sonuçlar elde edildiğinde veya güvenilir kaynaklardan iyi haberler duyulduğunda, teşekkür berahası söylenir.

Eğer iyi haber sadece kişinin kendisine etki ediyorsa, o zaman Şeehiyanu Berahası söylenir: Bizleri bu güne ve bu ana ulaştırdığı için teşekkür anlamı olan bu beraha şöyledir:

Baruh Ata Ado-nay Elo-enu Meleh Aolam Şeehiyanu Vekiyemanu Veigiyanu Lazeman Aze

ברוך אתה ה' אלקינו מלך העולם -
שהחינו וקימנו והגיענו לזמן הזה

Eğer iyi haber bir grup insana etki ediyorsa, o zaman kişi "İyi olan ve İyiyi Bağışlayan'a teşekkür anlamı taşıyan Atov Veametiv berahasını söyler:

Baruh Ata Ado-nay Elo-enu Meleh Aolam Atov Veametiv.

ברוך אתה ה' אלקינו מלך העולם -
הטוב והמטיב

Eğer kişi berahayı bulunduğu mekan ve durumdan dolayı hemen o an söyleyemiyorsa, bu sevinci hissetmeye devam ettikçe söyleyebilir.

Kaynak: Kitzur Shulchan Aruch 59:1,3

- Aaron ESKENAZI
Pazartesi, 23 Sivan 5769

Pazar, Haziran 14, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 14 HAZIRAN 2009

bs"d

LAMPLIGHTHER!- AYDINLATICI

Bu hafta okunan Beaaloteha Perasa' sında, T-nrı Aaron' a 7 kollu Menora' yı nasıl yakması gerektigini anlatıyor. Bundan tüm Yahudiler e açık bir ders çıkıyor: Bizler dünyamızı aydınlatmak için "Işıklar yakmamız" gerekiyor.

Bir mum (normal anlamda) ışık verir ve etrafını aydınlatır. Yakılmamış veya söndürülmüş bir mum bir işe yaramaz ve böyle bir durumda anlamsızdır. Eğer sadece ışık meydana getirebilirse ve ışık saçarsa amacına ulaşmış olur: İnsanlara hizmet edip, ışıkları ile onların görebilmelerini sağlamak. Mum yolumuzu aydınlatır ki, karanlıkta tökezlemeyelim ve yükümlülüklerimizi yerine getirebilmemiz için bize yardım eder.

Eğer bir alevi, küçük bir alevi bile- bir mumun fitiline doğru tutarsak, fitil yanmaya başlar ve kendi işiğını yayar. Aynı zamanda haftanın Peraşası bu yöne de işaret ediyor. Bu yüzden Bilgelerimiz " Kandilleri yaktığın zaman" cümlesini bu şekilde açıklarlar:" Onları yak ki, kendi alevlerini meydana getirebilsinler"

Bununla günümüz arasında nasıl bir bağlantı kurabiliriz?

T-nrı insana bir ruh hediye etti, T-nrısal bir "Kandil", yazdığı gibi:" Insanın ruhu, T-nrı nın kandilidir (lambasıdır). Bu kandilin amacı, yaşam yolumuzu aydınlatmak ve tum dunyayı T-nrısallık ile aydınlatmaktır. Ama önce ruhun bu lambasını Torah nın ateşiyle yakmamız gerekmektedir ki, gerçek ışığını saçabilsin - Mitzvaların ışığı. Çünkü " Mitzvalar mumlardır ve Tora da ışık".

Demekki her Yahudi nin görevi ve hedefi parlayan bir kandil olmak ve karşılaştığı her T-nrısal kandili - her Yahudi ruhu- yakmak veya daha da parlaklaştırmaktır. Eğer bunu yaparsak, yaktığımız bu lambalar, kendi kuvvetlerinden yanan ve diğer ruhları yakan "Kandil yakıcılara" dönüşür - sonsuz bir zincir.

Kandillerin nasıl yakılacağı Aaron söylenmiş olsa bile, bunlar tabikide her Yahudi nin ruhani yaşamı için geçerlidir çünkü her Yahudi " T-nrı nın Kohen Krallığına " aittir.
Bizler hatta, bu konuda uyarıldık: " Genç Aaron lar olun... yaratılanları sevin ve Torah ya yaklaştırın." Genç Aaron lar olabilmemiz için, içimizin tüm Yahudiler' e karşı sevgi ile dolması gerekmektedir.

Tüm bunlar daha da çok, Yahudi kadınları için geçerli çünkü onlar gerçek Kandil yakıcılar. T-nrı onlara özel bir görev verdi, sıradışı bir ayrıcalık, olağanüstü bir Mitzva: kutsal Shabat gününde ve Yom Tov da mumları yakmak.

Hergün 1 alaha!
Aaron ESKENAZI

Kaynak: Lampenanzünder (Kandil Yakıcılar) başlıklı yazıdan amatör ceviridir:

Cuma, Haziran 12, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 12 HAZIRAN 2009

bs"d

Yenmesi Yasak Yiyecekler 2

10. Eğer kişi, içinde et, et suyu, et yağı barındırmayan bir yemeği daha evvelden etli yemek pişirilmiş ama sonradan iyice yıkanmış bir kapkacakda pişirirmiş ise, bu yemekten sonra sütlü yemek yiyebilir.

11. Peynir yedikten sonra, etli bir öğün hemen ardından yenilebilinir. Ama bunun yapılabilmesi için ellerimize yapışmış olabilecek peynir parçalarının olmadığını çok iyi incelemeliyiz Ayrıca peynir yedikten sonra et veya etli öğünü yemeden evvel ağzımızı temizlemeli ve çalkalamalıyız. Eğer peynir sert ise yani; mayası ile kesildi ise ve 6 aydan daha eski bir peynir ise veya üzerinde peynir kurtları varsa; bu peynir tüketildikten 6 saat sonra etli ürün tüketilebilinir.

12. Eğer etli öğün yedikten sonra sütlü öğün tüketilmesi isteniyorsa, sütlü öğün ile yenen kalan ekmek masadan kaldırılmalıdır. Üzerinde sütlü öğün yenilen masa örtüsünde etli öğün yenilmediği gibi etli öğün yenilen masa örtüsünde de sütlü öğün yenilemez. Ayrıca et öğünü için kullanılmış bir bıçak ile (bıçak tertemiz olsa bile) süt ürünü yenilecek bir öğün için gerekli ekmek kesilemez. Çok ciddi ve acil durumlarda, başka seçeneğimiz yok ise, sütlü ürün tüketilecek öğünde sadece kullanacağımız ekmeği kesmek için, daha evvelden etli öğünde kullanılmış bir bıçak tertemiz olma koşulu ile kullanılabilinir.

Kaynak: Kitsur Şulhan Aruh Bölüm 46, Alaha 10 - 13

Hergün 1 alaha! 280'den fazla facebook üyesinin hergün alaha öğrendiği ve hergün bu alahalar hakkında sorular sorduğu ilk interaktif türkçe Tora öğrenim grubu.

Aaron ESKENAZI

Pazartesi, Haziran 08, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 8 HAZIRAN 2009

bs"d

Yenmesi Yasak Yiyecekler

1. Yumurtada bulunan kan yasaktır. Eğer yumurtada kan bulunursa tüm yumurta yasaktır. Bu yüzden yemekte kullanılacak yumurtalar yemeğe katılmadan evvel yumurtanın kan barındırıp barınmadığı iyice kontrol edildikten sonra kullanılmalıdır.

2. Balık kanının kullanımına izin verilmiştir. Ama eğer bu kan bir sürahiye / kaba doldurulmuş ise kulanımı yasaktır. Bunun nedeni kullanılacak olan bu kanın görüntüsünün, yanlış bir izlenim bırakabilecek olması; yani kullanılması yasak bir kan olduğu fikri yaratabilecek olmasıdır. Ama buna rağmen bu kanın içinde pullar var ve bu kan sürahideyse bile yanlış izlenim vermesi şüphesi olmadan kullanılabilinir.

3. Eğer bir parça ekmek veya herhangi bir yemek ısırdıysak, ve bu ekmek yada yemek parçasında ağzımızdan akmış olan kan var ise, bu parça kesilerek ayrılmalı ve atılmalıdır.

4. Bazen inekten sağınılan sütte kan bulunulabilinir. Bu durumda konuyu çözmek için bir rav'a danışılmalıdır.

5. Etli ve sütlü yiyecekler beraber yenmemeli ve beraber pişirilmemelidir. Yemek ve pişirmek dışında ayrıca et ve süt karışımından başka herhangi bir fayda sağlamak da yasaktır.

6. Biri etli, biri sütlü öğün yemek yiyen 2 yahudi aynı masada aynı anda öğünlerini tüketemezler. Öğünlerini aynı masada tüketebilmeleri için kesin ayırıma sahip olmaları gerekmektedir. Örneğin aralarına masaya normalde konulmayan bir nesne ile ayırımın sağlanması vs. Ama kesinlikle aynı sürahideki suyu kullanmamaya özen göstermelidirler.

7. Aynı somun ekmek ile hem etli hem de sütlü bir öğün yiyemeyiz.

8. Etli yiyecekler için kullanılan kapkacaklar ile karışmaması adına sütlü kapkacakları işaretlemek gelenektir.

9. Et veya etli bir yiyecek tüketildikten sonra sütlü bir yiyecek tüketilmeden evvel 6 saat beklenmelidir. Bebek için et veya etli bir yemeği sadece çiğneyen bir kişi de sütlü bir yiyecek tüketmek için 6 saat beklemelidir. Et veya etli yemek tüketildikten 6 saat sonra dişlerimizin arasında et parçaları kaldığını fark edersek, hemen o parçalar çıkarılmalıdır ama bir 6 saat daha beklemek gerekli değildir. Ağzımızı temizlemeli ve çalkalamalıyız. Ağız temizliği deyişi bir parça ekmek yiyerek ve ağız çalkalama deyişi ise su yada başka bir likitin ağızda çalkalanması ile yapılabilmektedir.

Kaynak: Kitsur Şulhan Aruh, 46. bölüm: 1-9
Hergün 1 alaha! - Türkiye'nin İLK ve en çok katılımcılı Facebook Tora öğrenim grubu!
Aaron ESKENAZI

Çarşamba, Haziran 03, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 3 HAZIRAN 2009

bs"d

Bu hafta okuyacağımız Naso peraşasında "Sota" konusunu öğrenmekteyiz. Bet Amikdaş'ın ayakta olduğu dönemde uygulanan Sota kuralı; kocası tarafından, belirtilen bir erkekle görüşmesi yasaklanan evli bir kadının durumu konusudur. Evli hanımın eşi, kendisine bu yasaklamayı, karısı ve bu adam arasında hissetmiş olduğu samimiyet üzerine belirtmektedir.

Eğer kadın bu yasaklamaya karşı gelir - kocasının görüşmesini doğru bulmadığı adamla görüşür, bu adamla yanlız kalırsa; kadının Bet Amikdaş'a götürülüp "Sota suyu" içip masumiyetini kanıtlamasından evvel, kocası ile beraber yaşayaması yasaktı.

Karısının alahaya uygun yaşadığından emin olmak, bir erkeğe verilmiş en önemli mitsvalardan biridir. Özellikle de giyim kuşam ve ahlaki yaşam konusunda. Buna rağmen Bet Amikdaş'ımızın yıkık olduğu günümüzde; sota kurallarının uygulanabilirliğinin kalmadığı ama geçerliliğinin de yok olmadığı şu zamanlarda, bir koca karısına direk olarak Bay XXX ile görüşmeni, samimi olmanı yanlız kalmanı istemiyorum diye direktif vermekten kesinlikle uzak durmalıdır. Çünkü kocanın karısını sadece uyarması ve karısının bu sözlere itaat etmemesi bile belkide şu an çözüme ulaştıramayacağımız alahasal bir problemi yaratmış olabilir diye kuşkumuz vardır. Bu kuşkunun geçerliliğini bilmediğimiz gibi, geçerliliğinden emin olsak bile şu an sota çözüm prosedürünü de uygulayabilme şansımız yoktur.

Kaynak: Kitsur Şulhan Aruh 145:25

- Aaron ESKENAZI
Çarşamba, 11 Sivan 5769

Pazartesi, Mayıs 25, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 25 MAYIS 2009

bs"d

Bugün Özel bir gün

Bugün 2449 yılında (bundan tam 3320 yıl önce), Matan Tora'nın (Tora'nın alınışının) birkaç gün öncesinde T-nrı bizleri seçilmiş halk olarak ilan ettiğini açıkladı:

וִהְיִיתֶם לִי סְגֻלָּה מִכָּל-הָעַמִּים, כִּי-לִי כָּל-הָאָרֶץ
(Şemot 19:5)

Bunun sonucunda,

Bugün bazı çevrelerde "Soy günü; Yom Ameyuhad.

Sivan Ayında Tahanun - Af duaları Şavuot bayramı sonrasına kadar yoktur. Bu cemaatsel geleneğe göre hemen bayram ertesine veya bayramın 1 hafta sonrasına kadar değişebilir.

Kaynak: Kitzur Shulchan Aruch 22:8, 198:14

Aaron ESKENAZI

Pazar, Mayıs 24, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 24 MAYIS 2009

bs"d

Roş Hodeş Onuruna

Bugün Roş Hodeş Sivan, yahudi takviminin 3. ayı.

Roş Hodeş onuruna normal günlerden farklıdaha özel bir seuda (yemek) yapma mitsvası vardır.

Roş Hodeş onuruna yeni kıyafetler giymek de doğru bir hareket olacaktır.

Roş Hodeş'te tahanunim - af duaları söylenmez.

Kaynak: Kitzur Shulchan Aruch 77:2

Hodeş Tov!
HERGÜN 1 ALAHA
Aaron ESKENAZI

HER GUN 1 ALAHA -- 23 MAYIS 2009

bs"d

Her Dakikayı Değerlendir

"T-nrı Moshe' ye konuştu ve dediki: Levilere Mişkan ' ın sorumluluğunu ver, kurulumunu ve ona ait olan herşeyi... Mişkan' ın yeri değişeceği zaman, Leviler onu sökmeli ve kamp yapılacağı zaman, onu inşa etmelidirler." (Bamidvar: 1:49-52)

" Sadece Leviler değil, tam tersine ruhları aydınlanmış, dünya sakinleri arasındaki her insan ve bunu T-nrı' nın huzuruna çıkmak ve O 'na hizmet etmek için, O 'na ibadet etmek için, O ' nu tanımak için ve adil, dürüst olmak için yönlendiren ve bir insana özgü birçok tutkunun boyundurluğundan kurtulmuş kişi aynı şekilde kutsanır, Kutsallar arasında bir Kutsayıcı, ve T-nrı sonsuza kadar onun kaderi ve talihi, kısmeti olacak... Aynı Kohenler ve Leviler gibi (Maimonides)

1955 yılının yazında genç bir adam Lubawitscher Rebbe' ye bir şehire yapacağı kısa bir gezi ile ilgili planını yazdı.
Rebbe cevabında, bu gencin oradaki Yahudileri pozitif etkilemesi gerektiği konusunda ısrar etti.

Çöldeki yolculukları sırasında, Rebbe anlatıyor, Yahudi halkı Mişkan ' ı inşa ettiler, her durakta tekrardan kurulan, taşınabilir bir ibadet evi. Mişkan yüksek ve altın kaplanmış duvarları, bir çok katmandaki işlemeli duvar halıları ile, kolonlardan oluşan büyük duvar, direkler yüzlerce taban maddesi ve bir sürü diğer bölümü ve parçaları ile Tora ' da en ince detayına kadar yazılmış göze çarpan bir yapıydı. Bir işçi takımı - binlerce Levi- her kamp yerinde bütün parçaları boşaltıp, Mişkan ' ı tekrar inşa ediyor ve eğer T-nrı halka ilerlemelerini söylerse, demonte edip araçlara yüklüyorlardı.

T-nrı ' nın varlığını simgeleyen bir bulut, Mişkan' ın üzerinde bulunuyordu.
Eğer bulut yukarı yükselirse, bu hareket etmek anlamına gelen T-nrısal bir işaretti.

Tora ' da diyorki: "T-nrı ' nın kelimelerine göre Israeloğulları hareket ettiler ve T-nrı ' nın kelimelerine göre kamp yaptılar. Bulut Mişkan ' ın üzerinde dinlendiği sürece kamp yaptılar...Eğer bulut günlerce Mişkan ' ın üzerinde durduysa, T-nrı ' nın emrini dinleyip hareket etmediler. Bazı zamanlar bulut sadece çok az gün Mişkan' ın üzerindeydi... bazen akşamdan sabaha... Ne zaman bulut yükseldiyse, ozaman hareket ettiler."

Ve en kısa zamanlarda bile Mişkan, en küçük parçasına ve bağlantısına kadar tekrar kuruldu, T-nrı ile buluşulabilen bir yer olduğu için, bir gün için bile olsa.
"Aynı şekilde sen de" yazdı Rebbe, oraya vardıktan sonra her boş dakikanı, oradaki Yahudileri ziyaret etmek ve onlara Tora ' nın kaynaklarını götürmek için kullanman lazım, orada ne kadar kalmak istediğinin farkı olmaksızın.

Aaron Ashkenazi

Perşembe, Mayıs 21, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 21 MAYIS 2009

bs"d

Yakşan Bayramımız Şavuot ve Tora Öğrenimi

Anglo-Yahudi mizahçı Hayim Bermant, Şavuot’un, en sevdiği bayram olduğunu söyler. Neden? Çünkü, Pesah’ta istediğiniz her şeyi yiyemezsiniz. Sukot’ta istediğiniz her yerde yiyemezsiniz (sadece Suka’da yemek yenilebilir). Roş-Aşana’da istediğiniz zaman yiyemezsiniz. Yom Kipur’da ise hiç bir şey yiyemezsiniz! Oysa Şavuot için böyle bir kısıtlama yoktur.

Şaka bir yana, her bayramdan farklı olarak, Şavuot için özel uygulamaların ön görülmemiş olması oldukça ilgi çekicidir. Şavuot’la ilgili göze çarpan tek uygulama, Bet-Amikdaş zamanında “Bikurim – İlk Meyveler”in tapınağa getirilmesidir. Ancak bu, bayramın, tarımla ilgili olan bölümüyle alakalıdır. Oysa, Mısır’dan Çıkış’ın anısına matsa ve acı otlar yediğimiz Pesah’tan ve çöldeki yolculuk sırasında kaldığımız çardakların anısına Suka’da oturduğumuz Sukot’tan farklı olarak, Şavuot’un tarihi yönüyle, “Zeman Matan Toratenu – Tora’mızın Veriliş Zamanı” olmasıyla bağlantılı olarak herhangi bir özel uygulama mevcut değildir.

Belki de, bayramın tarihi yönüyle ilgili olan uygulama, böylesine bir “hatırlatıcı” mitsvanın var olmamasıdır. Bu bakış açısını daha iyi anlayabilmek için, mitsvalarla ilgili eğitim ve uygulama konularına biraz daha yakından bakmaya çalışacağız.

Görünüşte, Tora öğrenimi sadece amaca giden bir yoldur. Eğitim, mitsvaların gerektiği gibi yerine getirilebilmesi için gerekli bilgiyi sağlar. İlk bakışta, bu tipteki bir yaklaşımın Hahamlarımızın sözlerinden doğduğu fikri ortaya çıkabilir. Talmud’da (Kiduşin 40) şu soru sorulur: “Hangisi daha önemlidir? Tora öğrenimi mi, yoksa Tora uygulaması mı? (Cevap :) “Gadol Talmud Şemevi Lide Maase – Eğitim daha önemlidir, çünkü uygulamayı beraberinde getirir.”

Ancak Rambam bu konuda daha farklı bir bakış açısı sunmaktadır. “Talmud Tora – Tora Öğrenimi” ile ilgili kurallardan bahsettiği bölümün başında, Rambam şöyle demektedir: ‘Eğitim uygulamadan önce gelir; çünkü, eğitim uygulamayı getirir fakat uygulama eğitimi getirmez.’ Başka bir deyişle, Tora eğitimi başlı başına bir amaç olmasaydı, uygulamanın eğitime yol açmaması o kadar önemli olmazdı. Bu sebeple, Rambam’a göre, eğitim ve uygulama konusunda birinciyi üstün kılan, ikinciyi beraberinde getirebilmesidir.

Rav Yitshak Hutner, eseri Pahad Yitshak’ın, Şavuot’la ilgili bölümlerinde, eğitim ve uygulama arasında daha da asimetrik bir bağlantıdan bahsetmektedir. Rav Hutner, Tora eğitiminin, mitsvaların yerine getirilişini, eğitimin bir parçası haline getirdiğini ve “aktif eğitim”i sağladığını açıklar. Bu şekilde eğitim, uygulamaya yönelik hale gelir. Bu bakış açısıyla, Talmud’dan yaptığımız yukarıdaki alıntıyı şu şekilde anlayabiliriz: “Uygulamayı beraberinde getiren eğitim daha önemlidir.”

Talmud, bu cümlenin devamında, eğitimin bağımsız ve kendisine ait bir özel öneme sahip olduğu fikrini savunur. Tora, içindeki emirlerin birçoğunun uygulanabileceği zamanın çok öncesinde verilmiştir. Örneğin, Erets-Yisrael’e özgü kurallar, çölde iken verilmişti; fakat elbette o zamanda uygulanabilirliği yoktu. Zira bu kurallar sadece Erets-Yisrael üzerinde uygulanabilirdi. Bu durum, Tanrı’nın bize Tora’yı, sadece mitsvaları nasıl yerine getireceğimizi tarif etmek için bir rehber olarak vermediğini, bunun yanında, onu iyice öğrenmemiz ve üzerinde düşünmemiz için verdiğini göstermektedir. Benzer bir şekilde, Gimara’nın değişik yerlerinde birçok kez karşımıza çıkan “Tora Umitsvot – Tora ve Mitsvalar” ifadesi de, Tora eğitiminin ve Tora uygulamasının Tanrı’ya yönelik hizmette iki farklı yön olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde, “Deroş Vekabel Sehar – (Tora’nın sözlerinin anlamını) araştır ve (manevi) kazanç edin” deyişi de, eğitimin kendine özel bir değeri olduğunu belirtmektedir.

Tora eğitiminin bu, uygulamadan bağımsız özelliği; Tora’nın, Sinay Dağı’nda doruğa ulaşan kollektif tecrübe sırasında ve milletin tüm bireylerinin Tanrı’ya bizzat şahit olduğu, dünya üzerinde bir benzerinin gerçekleşmediği bir ortamda söylenmiş “Tanrı’nın sözleri” olmasından kaynaklanır. Bu olağanüstü tecrübenin temeli elbette ki, Tanrı’ya inancın ve tapınmanın gerekliliğini, Şabat kurallarına uyulmasının önemini vs. öğreten “bir bilgi bankası”nın alınması değildi. Zira bu bilgiler, Tora’nın alınışından önce bile Bene-Yisrael tarafından bilinmekteydi. Sinay Dağı’ndaki tecrübeyi olağanüstü kılan özellik, tüm bir milletin Tanrı’nın varlığına, emirlerin verilişi yoluyla şahit olmasıdır. Böylesine bir tecrübe tarihin başka hiçbir döneminde, başka hiçbir millet tarafından yaşanmamıştır. Tanrı Sinay’da Bene-Yisrael’e kendisini göstermiştir.

Tora öğrendiğimiz zaman, Sinay Dağı’ndaki tecrübeyi tekrar yaşamış oluruz. Tora öğrenerek, sadece mitsvaların ne tür detaylara sahip olduklarını öğrenmez, aynı zamanda bunların Tanrı tarafından bize söylenişini tekrar yaşarız. Rav David Rosen, şu sözleri söylemiştir: “Dua ettiğim zaman Tanrı ile konuşurum. Tora öğrendiğim zaman ise, Tanrı benimle konuşur.”

Rabi Josh Berman’a göre, Tanah’ın hiçbir yerinde Şavuot bayramının, Tora’nın veriliş günü olarak sunulmamış olmasının sebebi de budur. Her ne kadar Tora’nın verilişi ile Şavuot, yılın aynı dönemine rastlarsa da, Tora, bu olayın Şavuot’ta gerçekleştiğini hiçbir yerde söylememiştir. Çünkü eğer böyle olsaydı, Şavuot bayramı, sadece Tora’nın verilişinin anısına düzenlenmiş olan, tarihi köklere dayalı bir bayram olacaktı. Oysa Tora öğrenimi sayesinde bu, senede bir kez kutlanan bir olaydan çok farklı bir hal alır. Zira Tora öğrenimi, Sinay’daki tecrübenin tekrar yaşanması demektir ve her an bu tecrübe yenilenebilir.

Aaron Ashkenazi

Salı, Mayıs 19, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 19 MAYIS 2009

bs"d

Öğrenelim, Öğrenelim, Öğrenelim

Atalarimdan biri bir keresinde 5. Lubaviç Rebbe’sinin huzuruna çıkmıştı. Ona “Rebbe, çocuklarımın büyüyünce eğitim almalarını, Tora’yı bilmelerini ve bilge insanlar haline gelmelerini istiyorum.” demiş.

“Buna çok sevindim.” demiş Rebbe, “O zaman bu akşam sen Talmud öğrenmeye başlıyorsun.”

“Ama ben çocuklarımın okumuş insanlar olmalarını istiyorum, kendim için artık çok geç bu yüzden böyle bir talebim yok.” Rebbe hemen cevap vermiş, “Sen kendin öğrenmeyip yalnızca çocuklarının öğrenmelerini istersen, onlar da büyüdüklerinde öğrenmeyip yalnızca çocuklarının öğrenmelerini isteyecekler, bu çocuklar da kendileri öğrenmeyip gelecek nesle bel bağlayacaklar ve sonunda kimse hiç bir şey öğrenmemiş olacak. Eğer sen öğrenirsen, çocukların da, torunların da, küçük torunların da öğrenmeyi sürdürecekler.”

***

Çiçekler ve pastalar, şimşekler ve yıldırımlar; bunlar Şavuot Bayramının simgeleri. Şavuot, ailenin buluştuğu bir Sederin olmadığı veya Hanuka hediyelerinin verilmediği az bilinen bir bayramdır. Medya ve trendlerin hayatımıza hükmettiği günümüz dünyası için Şavuot herhangi bir özelliği olmayan sıradan bir bayram gibi durmaktadır. Halbuki, Yahudiliğin bütün temeli bu bayrama dayanmaktadır çünkü Şavuot On Emir ve Tora’nın Yahudi milletine verildiği gündür.

Midraş, T-nrı Tora’yı Moşe’ye verdiğinde ondan Tora’nın Yahudiler için önemini kaybetmeyip canlı kalablmesi için kimlerin kefil olabileceği konusunda birkaç öneri istediğini anlatır. T-nrı’nın kabul etmediği birkaç öneriden sonra Moşe doğru öneriyi getirir: “Çocuklarımız! Çocuklarımız kefil olsunlar.” der. Ve böylece çocuklarımız 3321 yıldır süregelen güzel geleneklerimizin teminatı olurlar.

Her yıl olduğu gibi, bu yıl da Şavuot bayramında On Emir’i okuyacağız. Okumakla kalmayıp, emirlerin her birini tekrar hissedip bu kuralları hayatımızda uygulamaya kendimizi vakfedeceğiz. Yahudilik bize Tora’daki kelimelerin ilk defa duyulmuş gibi idrak edilip hayata geçirilmesini öğretir. Her duyum ve deneyim, T-nrı’nın kutsal sözlerine yeni bir yorum ve açılım getirir. ( Bu yüzden çocuklarımızı On Emir’in okunması sırasında, ki bu Cuma günü sabah saat 9 cıvarında olacak, sinagogda olmalarını sağlayıp bu deneyimi yaşatmamız çok önemlidir.)

***

Geçtiğimiz yüzyılların birinde Rus Eğitim Bakanı ünlü bir hahama sormuş: “ Yahudilik eğitimi ilk ne zaman verilir? Beş yaşında mı? On yaşında mı? Bar Mitzva’dan bir yıl önce mi? Yoksa evlenmeden önce alınan bir kursta mı?”. Haham gülümsemiş ve “Yahudi eğitimi doğmadan 20 yıl önce başlar.” demiş...

***

Çocuklarımızın sorumluluklarına sahip çıkmaları sayesinde Yahudi varlığı devam edecektir. Geleneklerimizin bilgisizlikten dolayı yok olmamaları için, bizi “kitabın halkı” yapıp yok olmamızı engelleyen bilgi hazinemizi korumak için, geçmişin bilgelerine saygı göstermek ve geleceğin bilgelerini yetiştirmek için bir öğrenme kararı alalım: Yahudilik ile ilgili herşeyi öğrenmeye kendimizi vakfedelim, zor soruları tekrar tekrar soralım, bu sorulara bugün için gecerli olana cevapları vermeye çalışalım, yeni düşünceler geliştirelim, köhneleşmiş dogmalardan kurtulalım.

Öğrenelim, öğrenelim, öğrenelim.

Yahudi milletinin hobisi öğrenmektir. Bu hobi geçmişimizi barındırır ve geleceğimizi şekillendirir.

***

Yazan: Rabbi Menachem Mendel Chitrik

Perşembe, Mayıs 14, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 14 MAYIS 2009

bs"d
Dalında meyve

Şabat günü ağaçtan koparılan meyve, yahudi olmayan biri tarafından kendi ihtiyacı için koparılmış olsa bile koparıldığı şabat günü yenilemez. Ancak şabat sonrası yenilebilinir.

Ağacın altında yatmakta olan bir meyveyi alıp yemek de yasaktır. Çünkü bu meyve şabat günü düşmüş olabilir, ve şabat günü düşmüş olan bir meyve aynı şabat günü yenilemez.

Şabat günü düşmüş veya koparılmış bir meyve, koparıldığı veya düştüğü şabat içersinde muktse - yani "şabat günü dokunulamaz eşyalar" olarak adlandırılır. Ve yerinden kıpırdatılamaz bile.

Kaynak: Kitsur Şulhan Aruh 80:9

Shabbat Shalom

- Aaron Eskenazi
Perşembe, 20 Iyar 5769

Cuma, Mayıs 08, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 8 MAYIS 2009

bs"d

LAG BAOMER : RABİ ŞİMON’U HATIRLAMAK

Lag Baomer – Omer’in 33. Günü - İyar ayının 18’i Rabi Şimon Bar Yohay’ın ölüm yıldönümüdür. Bu günde Rabi Şimon Bar Yohay Kabalistik öğretileri “ Zohar” açıklamış olduğundan Yahudi halkı için büyük bir kutlama günü sayılır.

MAĞARADA 13 YIL

Rabi Şimon, 2000 yıl önce Yeruşalayim’de Romalıların işgali zamanında yaşamıştır. Korkunç eziyetlere rağmen Tora’nın unutulmamasını sağlayan Rabi Akiva’nın beş öğrencisinden biriydi.

Talmud Rabi Şimon’un yaşamındaki olayı şöyle tanımlar :

Romalılar Tora öğrenimini yasakladıkları zaman, Rabi Şimon onlara karşı gelmiş ve onun yakalanıp öldürülmesini emrettiklerinde de kaçıp saklanmak zorunda kalmıştı.

Rabi Şimon ve oğlu Elazar İsrael’in kuzey bölgesindeki bir mağaraya sığınmışlardı. Çevrede beslenebilecekleri hiçbir şey yoktu ancak bir mucize gerçekleşti ve mağarada bir keçi boynuzu ağacı ve suyunu içebilecekleri bir pınar oluştu.

Rabi Şimon ve oğlunun değişecek elbiseleri yoktu. Onların yıpranmalarını önlemek için, derin bir çukur kazarak, elbiselerini çıkarıp kendilerini bu çukura boyunlarına kadar kumun içinde olacak şekilde gömdüler. Tüm günlerini Tora öğrenimi ile geçiriyorlardı . Dua zamanı geldiğinde, elbiselerini giyiyor, dua ediyor ve tekrar çukura geri dönüyorlardı.

Rabi Şimon ve oğlu mağarada sadece Tora öğrenimi ile ilgilenerek 12 yıl kaldılar. Eliyau Peygamberin, Roma İmparatorunun ölümünü ve Rabi Şimon Bar Yohay ile oğlu Rabi Elazar’ın ölüm kararlarının kaldırıldığını müjdelemesi üzerine; baba oğul mağarayı terk ederler. Yolda toprakla uğraşan bazı çiftçilere rastlarlar. Rabi Şimon dindaşlarının Tora öğrenimiyle meşgul olmamalarından çok etkilenir ve “ Bir kişi nasıl olur da dünyevi uğraşlara dalıp sonsuz hayattan vazgeçebilir ? “der. Sahip olduğu yüksek manevi güç sayesinde , kızgın ve öfkeli bakışlarıyla çiftçilerin ölümlerine sebep olunca, göklerden bir ses:

“ Benim dünyam yok edilmeyecek ! Mağarana geri dön ! “ der.

Rabi Şimon ve oğlu manevi güçlerini kontrol etmeyi öğrenmek üzere mağaraya geri dönerler. Bir yılın sonunda göklerden bir ses mağaradan çıkmalarını söyler.

Rabi Şimon ve oğlu mağaradan çıkarlar ve tekrar günlük işlerle uğraşan insanlarla karşılaşırlar. Bir Cuma günü , elinde iki demet çiçekle koşan bir adamı görürler. “ Bu çiçeklerle nereye gidiyorsun?” diye sorarlar. “ Onlar Şabat’ın onurunadır” der adam.”Fakat niye iki demet taşıyorsun” diye sorarlar.”Biri Zahor et Aşabat =Şabat’ı Hatırla, diğeri de Şamor et Aşabat = Şabat’ı Koru “ içindir der adam.- On Emir’deki, Şabat’ı iki yönden korumakla ilgili emirden bahsederek .

Rabi Şimon oğluna dönerek “ Şimdi bir Yahudi’nin ve mitsvalarının gücünü görüyorum”der – Şabat, fiziki dünya ile yüce boyut arasındaki boşluğu birleştiren bir köprüdür. Şabat’ta en büyük fiziki uğraşlar bile – lezzetli bir yemek veya bir akşamüstü uykusu – özel bir kutsallık düzeyi içerir.

RABİ ŞİMON ZOHAR’I AÇIKLAR

Rabi Şimon neslinin en büyük Tora öğretmeni olur. Yaşamının sonuna geldiği gün öğrencilerini toplar ve kendisini dikkatle dinlemelerini söyler.

Zohar o anki görünümü şöyle açıklar :

Rabi Şimon tüm gününü peygamberlik bilinciyle, Tora’nın en derin mistik sırlarını açıklayarak geçirmiştir. Öğrencilerine: “ Bugüne kadar bu sırları kalbimde taşıdım, ancak şimdi, ölmeden önce, hepsini açıklamak istiyorum “ der.

Rabi Abba - Rabi Şimon’un sözlerini uyarlamakla görevli olan öğrenci- şöyle anlatır : “ Rabi Şimon’dan çıkan şiddetli ışığın parlaklığından başımı bile kaldıramadım. Tüm gün boyunca evi ateşle doluydu, ve hiç kimse bu ateş ve ışık duvarına yaklaşamadı bile. Günün sonunda ise, ateş sonunda yavaş yavaş azaldı ve Rabi Şimon’un yüzüne bakabildim: O ölmüştü, Talletine sarılı, sağ tarafına uzanmış- ve gülümsüyordu.”

Neden ışık ve ateş ? Çünkü Tora ateşe benzetilir- örneğin, “Aish Hatora = Tora’nın ateşi“dir. Ateş fiziksel maddeyi enerjiye çevirebilen materyaldir. Aynı şekilde, Tora bize maddi dünyayı yüce enerjiye nasıl dönüştüreceğimizi gösterir. Zaten Rabi Şimon’un Kabalistik çalışması “Zohar” da “ Parlayan Işık” anlamındadır.

GÜNÜMÜZDE LAG BAOMER KUTLAMALARI

Lag Baomer’i kutlamak için İsrael’de şenlik ateşi yakılır, Rabi Şimon’u çevreleyen büyük ateşi anmak amacıyla. Haftalar önce, çocuklar yüksek etkileyici ateşler yakabilmek için tahta toplamaya başlarlar. Halka açık yerlerde büyük ahşap kuleler yakılarak kutlamalar yapılır.

Ancak Lag Baomer Rabi Şimon’un ölüm günüyse neden böyle kutlamalar yapılmakta ?

Rabi Şimon Romalılar tarafından suçlu bulunmuş , ölüme mahkum edilmişti. Bu onun zamanından önce ölmesine neden olabilecekken, Rabi Şimon’un büyük bir özveride bulunması , mağarada saklanması ve mucizeler (keçi boynuzu ağacı ve pınar ) sayesinde yaşamını tamamlayabilmiş tir.Bu büyük yaşamın doruğa eriştiği nokta da Tora’nın büyük sırlarının açığa çıkması olmuştur. Tüm bunlar kutlamaya nedendir.

Lag Baomer günü Rabi Şimon Bar Yohay’ın Meron’daki mezarı ziyaret edilir, bu kutlamalar geceden başlar . Bir günde 250.000 e yakın Yahudi Meron’u ziyaret edip dans ederek , Rabi Şimon’un miras olarak bıraktığı manevi armağanlar için dua ederler.

AARON ASHKENAZI

Çarşamba, Mayıs 06, 2009

HER GUN 1 ALAHA -- 6 MAYIS 2009

bs"d

Imkansız yoktur!

Rabi Şneor Zalman, Hasidut'un temeli olarak adlandırılan Likute Amarim - Tanya isimli kitabının ikinci bölümünde bize çok unuttuğumuz, farkında olmadığımız önemli bir bilgiyi gözlerimizin önüne çıkarmakta.

Bir yahudi ruhu, T-nrı'nın yarattığı bir varlık değil, T-nrı'nın kendisinin bir parçasıdır!!!

Bu durumda nasıl ki, T-nrı, kendisinin yaratmış olduğu doğanın kurallarının üzerindedir, aynen T-nrı'nın bir parçası olan yahudinin ruhu da, doğa kurallarının üzerinde olma potansyeline sahiptir. Yapması gereken tek şey, bu hakkını kullanma isteği olacaktır.

Her yahudi mantıken olması imkansız olan herşeyi, her doğa kuralını iptal edebilme gücünü ruhunun kaynağında bulundurmaktadır.

Gelecek günlerdeki alahalarımızda, Rabi Şneor Zalman'ın vermiş olduğu bu mesajı Cuma günü gelmekte olan Pesah Şeni - İkinci Pesah konusunu incelemeye çalışırken daha iyi anlayacağız.

Kaynak: Tanya
Hergün 1 alaha
AARON ESKENAZI
Related Posts with Thumbnails