shomer shabat

TURKIYE YAHUDILERI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TURKIYE YAHUDILERI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Aralık 19, 2017

GENÇLERİMİZİN YÖNÜ SESSİZ HOLOKOST'A KURBAN OLMAK MI?

bs"d


Özellikle ve öncelikle Diaspora için geçerli bir gerçek:
Yahudiliğin bir nebze dahi varlığını Diaspora'da sürdürebilmesi için ne Siyonizm, ne tiyatrolar, ne de - evet üzgünüm ama - börekaslar bir işe yarayacaklar.
Tek çare Tora temelli Yahudi eğitimi.
20 inci yüzyılın başlarında ve ortalarına doğru New York'ta yirmi bin (20,000) Türkiye asıllı Yahudi varken sadece iki bin (2,000) Suriye çıkışlı Yahudi mevcuttu.
Bugün Türkiye Yahudileri'ni cımbızla ararken (genelde 3 üncü nesil tamamı ile asimilie olmuş) iki bin Suriye Yahudisi yüz bin (100,000) üstünde nüfusa sahip.
Tek ve en baş neden ise Tora'ya bağlı kalmaya itinat etmelerinin yanında 1950'lerde cesur iş adamlarının ellerini ceplerine atarak cemaatin geleceğini garantiye alacak okulun temelini atmaları. Bugün Suriye cemaati içinde onlarca okul mevcut.
Ama hepsi bir iş adamının, Isaac Şalom'un (alav ha'şalom) insiyatifi ile.
Israel'den sonra en büyük Yahudi toplumu ABD'de.
Süratle eriyen, gönüllü bir şekilde sessiz Holokost, asimilasyona kurban giden bir toplum.
Türkiye'den ayrılıp ABD'ye göçen gençleri de anında yutacak olan bir Holokost.
Maalesef Yahudiliğe otentik kaynaklar yolu ile bağlanmaktan gözleri korkutulmuş bu gençleri ABD'de üniversitelere yollayan anne babalar durumun farkında değiller.
Buraya yazıyorum.
Bu gençler eriyip gidecekler.
ABD ve Kanada bir kurtuluş yolu olabilirler ama daha acımasız bir girdap bekliyor burada.
Tora'dan uzak kaldıkça çare yok. Açık bir şekilde sergileniyor bu.
İsrael care mi?
Kesinlikle ABD ve Kanada'dan çok daha garantili. İsrael'de yaşanan dinamikler ile, genel toplumun Yahudiliğe verdiği önem arttıkça gelecek çok daha parlak.
Bir yerde, bir kenarda Tora'nın ışığı onları saracaktır.
ABD ve Kanada gibi yerlerde artık buna imkan çok, çok az.
Tabii daha evvel bu ışığın kanatları altına girmek amacı ile veya bu imkana açık görüş ile gelmiyorsanız.
Yukarda sözünü ettiğim Suriye cemaati merkez okulu Magen David Yeşivası'nın Hanuka klibi:

https://vimeo.com/247900593

Cuma, Temmuz 21, 2017

ALPEREN OCAKLARI VE BİLİNÇ ALTI GERÇEĞİ

bs"d



Hepimiz dün Neve Şalom Kal'ına Alperen Ocakları kılıksızlarının yaptıkları saldırıdan rahatsız olduk. Yahudi Cemaati resmi olarak kınadığı gibi gerekenin yapılmasını da beklediklerini bildirdi. Yüzlerce Müslüman dostumuz rahatsızlıklarını belirttiler.
Olay hiç bir mantığa sığmayacak kadar kafasızca, anlamsızca sergilendi.
Türkiye vatandaşı Yahudiler'i Israel'de olan olaylar dolayısı ile cezalandırmaya kalkışmak, onlardan hesap sormak.
Tatsız, anlamsız.
Ama altında yatan başka bir gerçeği de bize hatırlatıyor.
Alperen hörgüçlülerinin bilinç altlarında yatan ve bizlerin her zaman hissetiğimiz bir gerçek.
Kol Israel arevim ze'laze. Tüm Yahudiler birbirlerinden sorumludurlar.
Bir birleri ile bağlantılıdırlar.
Sanırım yüzde yüzümüz dünyanın neresinde olursak olalım, kulağımıza Yahudi bir şahsın adının karıştığı iyi veya kötü bir olayı duyduğumuzda etkileniriz.
Başarılarımız ile sanki kendimiz başardık gibi övünürüz, bazen maalesef yanlışlarımız ile sanki kendimiz yapmışız gibi utanırız, üzülürüz.
Nobel ödülü alan bir Yahudi bizi gururlandırır ama arada sırada karşımıza Madoff tipi bir Yahudi çıktımı da ister istemez üstümüze alırız, utanır, üzülürüz.
Yeruşalayim'i özgürleştirdiğimizde hissetiğimiz sevincimiz ve terör saldırılarımızda kaybettiğimiz kardeşlerimiz için acımız tektir.
İşte Alperen kılıksızları bunu bilinç altlarında anlıyorlar.
Evet bizim kardeşliğimiz hakkında kesinlikle haklılar.
Ama hukuk ve mantık çerçevesinde mantıksızlar. Gerçi onlarda mantık olayını proses edecek bir organ olmadığı mutlak.
Herşeyden bir ders çıkartmak gerekiyor.
Bundan da bize mesaj, dolambaçlı da olsa "kol Israel arevim ze laze"...
Şabat Şalom

Pazar, Haziran 05, 2016

DEVELER ARTIK HİÇ BİR YERDE GÜDÜLEMEYECEKLER

bs"d




Aşağıda yazılı olanlar kendime ama isteyen gocunabilir de.

Biz Türkiye dışında yaşamayı seçmiş Türkiye asıllı Yahudiler halen orada yaşayanları eleştirmeyi severiz.
Evet kendine karşı dürüst olacak her Yahudi'nin kabullenmesi gereken 2000 senedir dualarımızdan eksik etmediğimiz Eretz Israel bugün dudaklarından çıkan ile kalbi aynı olan her Yahudi'ye açık. 

Türkce tercümeli Kol Yaakov Sidur'undan

Dua etmeyen ve halen Tora geleneklerinden uzak olan Yahudiler için bile Israel kendilerini Yahudiliklerine ne bağ ile ilişkin görüyorlarsa, o şekilde de açık. Börekas Yahudileri dahil olmak üzere herkese yer verebilmiş bir memleketimiz var.

Ama bütün bu olanaklara rağmen halen dünya Yahudiliğinin yarısından çoğu sürgünde yaşamayı tercih ediyor veya yaşamak zorunda olduğu hissi ile ve cesaretsizliği ile davranıyor. 
Tabii eleştirmek kolay.

Bu sürgün yaşamının bir Yahudi olarak en kolay olduğu Amerika'daki son gelişmeler bizleri en azından Avrupa veya Türkiye'de yaşayan Yahudiler kadar endişelendirmek zorunda. Hatta daha da fazla çünkü bu devin içinde uyumakta olan antisemitizm uyandığı zaman, daha doğrusu uyandı, ama yataktan kalktığı zaman neye uğradığımıza sadece ABD'de yaşayan Yahudiler değil tüm dünya Yahudileri çok şaşıracağız.
Ama kendi kendimizi eleştirmekten kaçarak, deve kuşu misali gerçekleri görmemezlikten gelmeye devam ederek vereceğimiz en büyük zarar kendi çocuklarımıza olacak. 
Antisemitizm virüsüne karşı bağışıklığı olan hiç bir toplum yok. 
Toleranslı olmak sadece bir nefreti kontrol edebilmeyi becerebilmektir.
Bu yüzden toleranslı olarak tanımlanan toplumlar kanımca nefretlerin en verimli ve kontrol altında üreme ortamı buldukları toplumlardır.
Bir insanın yaşadığı toplumda kendi kimliğini, etrafını rahatsız edecek bir şekilde özgürce taşıyıp, o kimlik gereği yaşayabilmesine uygun ortam bulması mıdır tolerans? 
Tolerans sanki yanlış veya ayıp bir şey yapana karşı gösterilen anlayış değil midir?
ABD bu bakımdan bizim gözümüzde über-toleranslı bir yer.
Beni de en çok rahatsız eden bu.
Birgün bu tolerans tükenince ne olacak?
Tükenmekte olduğunu görmemek için de gerçekten ya kör, ya da müthiş bir vurdum duymazlık gerekiyor.
ABD'de yaşayan bir Yahudi olarak son seçim kampanyası sürecinde iyice ayaklanmaya başlayan antisemitizmi ve bu antisemitizmin ses bulduğu forumları izlemekteyim. 
Geçen seçim sürecinde Demokrat Parti'nin genel kurulununda Yeruşalayim'in Israel'in başkenti olarak tanınması önerisinin yuhalama sesleri içinde ve zorla, adaletsiz bir şekilde kabul ettirildiğini hepimiz canlı yayında izledik.
Bu Demokrat Partisi'nin zaten içine girdiği yön ve bunu bir şekilde kabullendik. Bu yolu da destekleyenlerin başında liberal ABD Yahudileri'nin olması zaten onlarla Yahudi ulusunun geleceğini tayin etmeye ve devamını sağlamaya çalışan kesim arasındaki uçurumun ne kadar daha genişlediğini açıkça göstermekte. Son nesil Yahudiler olarak anılacaklar. Yazık ama bu bir gerçek ve düzeltilebileceğine hiç bir ihtimal vermiyorum. (Konuya bağlantılı ama konu bu değil...Devam.)

Fakat bir de gerek Yahudiliklerine önem veren, gerekse Israel'in içinde olduğu zor konumu anlayıp gereken desteği vermeye çalışan Cumhuriyetçi Parti'yi destekleyen ABD Yahudileri için çok zor ve acı bir gerçekle yüzleşme zamanı geldi.
California eyaletinde Demokrat Parti bünyesinde Kongre seçimlerine katılmak için yarışmakta olan 25 yaşındaki Erin Schrode'nin karşı karşıya kaldığı müthiş antisemit saldırılar bunun en güzel örneği.
Maalesef bu genç kızımız bu durumun analizini yine liberal virüs ile kirlenmiş düşünce sistemi ile yaptığı için tam kavrayamamakta.
Kendi yazdıklarını okursanız anlayacaksınız:
Erin Schrode'nin cevabı.
İngilizce'den tercüme etmeye vaktim ve sabrım yok ama bütün yazdıkları içinde bu paragraf liberal ABD Yahudileri'nin kendi kimliklerine karşı olan saldırının özünü kabullenmekten ne kadar uzak olduklarını göreceksiniz. Bu nefret dalgasını dahi genelleştirmek, globalleştirmek düştükleri kuyunun artık tırmanılamaz kadar derin olduğunu ispatlıyor:


Holokost sonrası "ayıp" olarak kabul edilen antisemitizm rölantiye girmişti. Orta-Batı ABD'de, Güney'de sesi soluğu çıkmıyordu.
Sağ kesimin antisemitizminden bahs ediyorum.
Sol kesim ise daha akıllı çıkıp bu "ayıp" ile Israel - Siyonizm - Kolonializm karşıtlığı maskesi ile baş etmeyi becermenin yolunu buldu. Üniversite kampüsleri, akademik ve liberal, entelektüel ortamlarda kendine çok güzel yer buldu.
Hatta Yahudiler'in bir çok şekilde desteğini de alarak.
Kaşer antisemitizm yaratıldı.

Ama sağ antisemitizmi kendine ses bulmakta zorlanıyordu.
Bunu da her ne kadar kendisi bu yolu desteklemese dahi, etrafına topladığı zümre ve onların ırkçılık dolu nefret seslerine ortam yaratmakla Trump yolu açtı. 
Kendisinin ne olduğuna karar vermek çok zor.
Bir akşam içinde 3 kere yön değiştirebilen bir kişi.
Oy kaybetme riskini göze alarak bu sesleri susturmaya yönelir mi?
Zannetmiyorum.

ABD'de bir cin senelerce saklandığı yerden dışarı çıktı ve artık bu cini yerine geri sokmanın imkanı yok.
Liberal sol ve radikal sağ arasında kalan bir toplum olma yolundayız.

Bu gerçek ile karşı karşıyayız.
ABD Yahudileri de Avrupa Yahudileri gibi başları kuma gömülü olarak Sinagoglarının camlarının taşlandığı, başlarında kipa ile sokakta yürümekten kaçınmak zorunda kalacakları günleri mi bekleyecekler, yoksa durumu bugün analiz edip en azından Yahudiliklerine değer veren kesim olarak eğitim sistemimizde, aile yerleşkeliğimizde değişiklikler yapmaya mı gidecekler?
Şu anda görünen tam tersi.
Bugün içinde yaşadığım Suriye Yahudi toplumu, iş için ilişkilerde bulunduğum diğer Yahudi toplulukları gittikçe daha yerleşken duruma geçmekteler. Brooklyn'de en ana caddelerde milyonlarca Dolarlar ile eşine Israel'de zor rastlanan saray yavrusu Sinagoglar inşaa ederek mi?
Antisemitizm'in bu en ihtişamlı uyanışına bundan daha büyük destek olmayacaktır.
Maalesef bunu da bugün özellikle Yahudiliklerine önem veren kesim yapmakta. Müthiş bir gösteriş yarışı içine girmiş durumda.
Kim daha büyük Sinagog inşaa edecek, kim daha dışa yönelik görüntüsel mitzvalara önem verecek vs. vs....
Yaakov Avinu, oğullarını Mısır'a yollarken onları "lama titrau", dikkat çekmeyin diye uyarmıştı. (Bereşit 42:1)

Artık bu sürgünün son istasyonunda olduğumuzu kavramamız gerekiyor.
Geç kalmadan.
Bu son istasyonda, o çok övündüğümüz, gurur duyduğumuz demokrasi bize iki imkansız arasında seçim yapmayı uygun görüyor artık.
Artık bu diyarda da bu devenin güdülemeyeceğini anlamamız için tüm gerekli işaretler önümüzde.
Bu deve artık sadece Avrupa veya Türkiye'de yaşayan Yahudiler için güdülemez durumda değil.
Hepimiz aynı gerçekle karşı karşıyayız.
Belki asimilason bu zamanda artık kişisel bir çözüm olabilir, her ne kadar tarih bize toplumsal olarak ve sonuçta kişisel olarak bunun tam tersini defalarca ispat ettiyse de.

Ne yapacağız?

Perşembe, Kasım 12, 2015

SONUN BAŞLANGIÇ NOKTASI NEDİR?

bs"d

Dün akşam eve dönerken çok ilginç bir podcast dinledim.
Arap ülkelerindeki Yahudiler'i konu alan bu konuşmada 80 bin kişilik ve geneli çok kültürlü ve geleneklerine bağlı Mısır Yahudi cemaatinin anlatıldığı bölümde Naser'in ikdira gelmesi Mısır Yahudiliği'nin sonunun başlangıcı olarak kabul ediliyor.
Acaba tarihçiler ilerde Türkiye Yahudiliği'nin sonunun başlangıcı olarak hangi noktayı belirleyecekler?
1923?
1948?
2002?
2003?
Vakti ve ilgisi olanın dinlemesini tavsiye ederim.

6 numaralı 

Pazar, Eylül 06, 2015

"DAHA ÇOK SİYONİZM" İŞE YARAR MI?

bs"d


Bir kaç gün evvel Times of Israel'de çıkan bir makale ile ilgili yorumlarımda Denis Ojalvo'nun "daha çok siyonizm" önerisinin yetersiz olduğuna inandığımı yazmıştım.
Bu sabah 2013 yılında yapılan ve halen sonuçları analiz edilmekte olan ABD Yahudileri ile ilgili PEW araştırmasının değindiği yeni bir konunun açıklanması ile ilgili habere rastladım.
Makalenin tümü: The future American Jew
Makale ABD Yahudi çerçevesinin gittikçe geleneklerine bağlı, muhafazakarların etkisi altına girmekte olduğunu yazıyor.
Sizlerle yukarda sözünü ettiğim "daha çok Siyonizm" fikri ile ilgili düşüncelerime destek olan bölümü paylaşıyorum:

[ABD Yahudileri'nin] Israel hakkındaki yaklaşımları?
Geleneklerine bağlı Yahudiler'in (Ortodoks) yüzde 61'i Israel'e özel bir bağlılık ifade ederlerken diğer gruplarda bu oran yüzde 27. Modern Ortodox'lar bu konuda yüzde 77 iken Harediler yüzde 55.


Israel'in kendi Yahudi kimlikleri bağlamındaki yerinin önemi hakkındaki soruya modern Ortodoxların yüzde 79'u özellikle önemli derlerken Harediler'de bu oran yüzde 45'e düşüyor. Herşeye rağmen bu oranlar genel ABD Yahudileri içinde özellikle yüksek oranları temsil ediyorlar.


Eğer makalenin orijinalini yukardaki linkten okuyacak olursanız ABD Yahudi toplumu içindeki bu değişimin sebepleri yanında Israel'in ABD ile olan güvenlik ve ekonomik bağlarında özellikle çok daha pozitif sonuçlara yarayacağı kanısı olduğunu göreceksiniz.

"Daha çok Siyonizm" teorisinin geleneklerinden kopmuş veya kopartılmış Yahudi toplumları içinde anlamını kaybeden bir ideolijiden fazla olmayacağı (40 -50 sene evvel'den farklı olarak) görmek mümkün. Artık secüler Siyonizm karın doyurmuyor. Aynı şekilde bu Israel içinde de geçerli ve gittikçe en azından araştırıp öğrenmek seviyesinde dahi olsa bir açlık var.
Her geçen gün bunun daha da yayılmakta olduğu görülüyor.

"Sadece Siyonizm" veya "daha çok Siyonizm" Yahudiliğe bir çözüm değil. İçinde tabiatı ile Siyonizm'i de barındıran "daha çok Yahudilik" tüm toplumlar için (Israel dahil) tek ve en denenmiş, ispatlanmış çözüm.

Perşembe, Eylül 03, 2015

TÜRKİYE YAHUDİLERİ İLE İLGİLİ MAKALE HAKKINDA

bs"d



Yavaş, yavaş sağlığıma döndükçe daha çok okuyup, daha çok yazmak isteğim de artıyor. Gözlerim başıma aldığım darbe sonu zarar gördüler ama onlar da yavaş yavaş normalleşiyorlar. Başta computer ekranına çok izin yoktu ama bugün aralıklı bir kaç saat kullanabileceğim.
Bugün okumaya fırsat bulduğum ilk makalelerden biri de geçen hafta Times of Israel'de yayınlanan Avi Lewis'in "Jews want to see a future in Turkey, but..." başlıklı makalesi idi. Makale toplumun sorunlarını ve dilemalarını güzel işlemeyi başarmış. İki cemaat mensubu açık olarak isim ve fotoğrafları ile makaleye konuk olmayı kabul etmişler. Doğrusu büyük cesaret. Denis Ojalvo ve Rabbi Chitrik.
İkisi de konuya kendi bakış açışları ile yaklaşmışlar.
Öncelikle Denis Ojalvo'nun bugün Türkiye'de adeta bir şeytan icadı gibi görülen ve sadece Türkiye'nin değil tüm insanlığın baş sorunu olarak gösterilen Siyonizm'in Türkiye Yahudi gençleri arasında kuvvetlendirilmesi gerektiği yönündeki fikrinin açıkça yayınlamasını kabul etmesi inanılmaz bir cesaret hatta kahramanlık kanımca.
Ancak ben Denis'in asimilasyon konusuna getirdiği çözümü gerçekçi bulamıyorum. O da aslında diğer çözümü, yani gençlerin geleneklere geri çekilmesi konusunun artık gerçekçi olmadığını iddia ederek çözümü Siyonizm'de görüyor.

Denis, Rabbi Chitrik'in tersine, antisemitizme daha fazla dikkat çekerken, asimilasyona çözüm olarak orijinalinde antisemitizme çözüm olacağı inancı ile yola çıkan Siyonizm'i öneriyor. Anladığım kadarı ile o da antisemitizme çözüm olmadığının, özellikle üstü kapalı veya açık bir şekilde hükümet tarafından da körüklenen bir antisemitizme çözüm olmadığının farkında ve asıl sorunun asimilasyon olduğunu görmekte. Ancak maalesef o da secülerleştirilmiş ve geleneklerinden kopartılmış Türkiye Yahudileri'nin yaptığı gibi her zaman gerçek çözümler yerine kendilerini rahat hissedebilecekleri geçici yara bantlarını tercih etmekte. Nedenleri açıklanmaktan korkulan ama gerçeği inkar edemeyecek derinliklerimizde bilip, hissettiğimiz ve örtmek için çabaladığımız egomuzda yatmakta. Son 50 senedir yanlış yapılanların doğruluğuna inanmaya devam. 
Siyonizm eğer Yahudilikten (Judaism) kopartılırsa anlamsız bir ideolojiden başka bir şey olmamakta. Bunu inkar etmek, Israel'i örnek göstermek, veya bazı platformlarda yaşı 50 ve üstü olanların romantik siyonizmini göstermekle gerçeği örtemez.
Öncelikle makalede de geçen Türkiye Yahudileri'nin göç etmeye yönelik ilgilerinin az olması en baş gerçek. Göç edenlerin de büyük bir bölümünün lisan ve ekonomik rahatlık yüzünden ABD, Kanada ve Avrupa'yı seçmeleri. Ve maalesef hiç bir veya çok az Yahudilik eğitimi görmüş olan bu gençler gittikleri bu ülkelerde genellikle genel toplum içine karışmayı tercih etmekteler.

Sadece seküler bir eğitime dayanan hiç bir şey asimilasyonu engelleyemez, tam tersine zaten sekülerleşme süreci asimilasyonun ta kendisi.
Rabbi Chitrik'in sözünü ettiği Rabanut'un bu konuda vermekte olduğu yokuş yukarı mücade ise son 15 senedir bir takım meyveler vermekte olmasına rağmen %40'a varan karışık evlilik felaketine karşı ufak bir kazanç.
Asimilasyon'u önlemenin (ben buna geciktirmenin derdim) tek yolu olarak çocuklarımızı Israel'e üniversite okumaya yollamaktır diyor Denis. Bir nebze haklı olsa dahi Israel'in asimilasyona çözüm olmadığı da bir gerçek. Evet orada Yahudi biri ile tanışıp hayatlarını birleştirme şansları daha fazla ama bu konuda da Israel'in demografik ve son Rus aliyaları ile karışan toplumunu da göz önüne alırsak bazı çekincelerin de olması mümkün.

Türkiye'de kalmayı seçenler açısından ise Siyonizm, bir tiyatro gösterisi ve iki börekas ve bir haşlanmış yumurta ile karışık evlilik sorununa engel olmayacaktır.

Yahudi'yi Yahudi yapan, Yahudiliğini devr etmesini garantiliyen sadece ve sadece Yahudi gibi yaşamasıdır.
Her zaman tartışırız Türkiye Yahudileri'ni ne şekilde tanımlayabiliriz diye.
Türk Yahudisi mi, Türkiye Yahudisi mi?
Ben son bir kaç senedir gidişatı ve kendini ne şekilde Yahudi olduklarını gördüklerini izlediğim gençlerimiz sayesinde yeni bir terim daha uygun diyorum.
Yahudi Türkler.
Secülerizmin ve senelerce bel bağladığımız secüler Siyonist eğitiminin kanımca yarattığı sonuç bu.
Türk Yahudisi dediğinizde halen sıfat Türk, cisim Yahudi idi.
Malesef artık büyük çabalarımız sonucunda (en kuvvetli şekilde de kendini gezi parkı olaylarında gösterdiği şekli ile) Yahudiliğimiz sıfat, cismimizi Türk olarak belirledik. Gençlerimizin büyük bir bölümünün de bunu farkında olmadan kabullendiklerini görmekteyim.
Sıfat zamanla değişir ve yok olabilir. Cisim kalıcıdır.
İşte size secular, siyonist, geleneklerinden uzak bir eğitim sisteminin, yaşam biçiminin sonuçları.
Aynı şeyin değişik sonuç verebileceğine inanmak doğru mu?
Denis'in makalede geçen bu cümlesi bana bugünün güncel olaylarından birine yaklaşımı hatırlatıyor:
Ojalvo, "hiç bir Türk Yahudisi [dini] yaptırıma eğilmeyecektir" demekte.

Bu bana Obama ve çevresindekilerin İran ile olan anlaşmayı satmakta kullandıkları mantığı hatırlatıyor.
Karşımdaki benim isteğimi, doğru olanı kabul etmeyecekti o yüzden yapılması en doğru olan şeyi yaptık.
Sonucunun başarılı olmayacağını bile bile yeterki bir şey yaptığımızı his edelim, vicdanımız rahat etsin diye.

Bu konuda kanımca Yahudiliğin geleneksel devri daim sistemine kuvvet verilirse zaten içinde Siyonizm'in tüm gereklerini barındıran otentik Yahudilik tek çözüm. Nasıl mı?
Tüm dünya Diasporalarına bakın.
Pasuk "Seu eynehem u'reu" (gözlerinizi kaldırıp bakın ve görün) diyor. Tüm Diaspora Yahudiliği içinde tek gelecek vaad eden sektör, geleneklerine geri dönen bu konuda çaba sarf eden cemaatler içinde. Diğerleri ise Yahudiliklerini geçici birer sıfat olarak kullanmakta olan son bir kaç nesil.

Önümüzde bir seçim var.
Rahat olan veya doğru olan. 
U baharta Ba'Hayim...

Şabat Şalom



Çarşamba, Mart 19, 2014

TURKIYE YAHUDILERI -- DR EFRAT AVIV

bs"d

Ibranice -- ve zor duyulan bir Ingilizce tercume ile:
Dr. Efrat Aviv'in Bar Ilan Universitesindeki konferanstaki konusmasi:

TURKIYE YAHUDILERI

Perşembe, Temmuz 18, 2013

2 BIN'DEN 100 BIN'E -- 20 BIN'DEN BOREKAS HAYALLERINE

bs"d

Jack Hidary babasi ile
Onumuzdeki New York Belediye Baskanligi secimlerine Brooklyn Suriye Cemaati'nin bir uyesi adayligini koydu. Jack Hidary. Basarili is adamlari yetistirmis bir aile imparatorlugunun uyesi.

Kendisini tanitan kisa bir video:

https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=gEAoA4ENanA#at=28






Ama bu cemaatin icinde yasayan bir outsider olarak benim icin en onemli izlenim daha da evvel yazdim ama tekrar altini cizmekte yarar var.
Altini cizmekte yarar var cunku Turkiye'de geleceklerini gormeyen ve inanmayan bir cok gencimiz New York ve cevresini kendine ev secmekte. Ama maalesef bizim son 40 - 50 senedir mental genlerimize islenmis "aydin ve modern" olmanin kendi geleneklerinden vaz gecmek ile ayni oldugu fikri ile bu genclerimiz de Amerika'nin o muhtesem "duduklu tenceresi" icinde turlu olmak yerine corba olmanin yoluna gidiyorlar.

Gecen yuz yilin basinda New York'ta 20,000 Turkiye asilli Yahudi mevcuttu.
Ayni senelerde buraya goc eden Suriye Yahudisi sayisi 2000 kadar.

Bugun  ABD macerasina 2000 kisi ile baslayan Suriye Yahudileri Brooklyn'de topluca yasamayi surdurmeyi basarmis 100,000 kisilik bir cemaat haline geldi.

Bugun ABD macerasina 20,000 kisi ile baslayan Turkiye Yahudileri ABD uzerinde daginik, boluk porcuk paketcikler halinde ve cogu Yahudiligini "Borekas ve Loz bilbilikos kantan" uzerinden devam ettirmeye calisan muzelik bir nesil halinde.

Bizim "aydin ve modern" bakisimiz ile kucuk gorup, "ilkel kabile" diye baktigimiz Suriye Yahudileri Yahudi kalmayi basarabilmisler.
Turkiye Yahudileri ise borekas hayallerine devam eden nesiller yetistirmeyi bile basaramamislar.

Faktorler belli.
Hepsi de Turkiye Yahudileri tarafindan asagi gorulmus olgular.

Bugun B"H Turkiye'de bu carki tersine cevirmeye calisan bir zumre ve daha da onemlisi bu isin sadece dans partileri, tiyatrolar sahneliyerek basarilabilemiyecegini idrak etmis bir yonetim var. Bunun feryadini 30 sene evvel atanlara kulak verilse idi acaba bugunku % 50'lik karisik evlilik ve asimile olma istegi ne olurdu?

Herkes Israel'e gitmeyecek, herkes Shomer Tora ve mitzvot olmayacak. Tersini gonul isterdi.
Ama herkese bu olanaklarin da var oldugunu gostermek toplumsal borcumuz ve sorumlulugumuz.


Pazar, Mart 03, 2013

JABOTINSKY'DEN BUGUNE

bs"d

Politik Siyonizm baslamadan, ama daha dogrusu Israel Devleti kurulmadan dunya antisemitleri icin "durustce" Yahudi dusmanliklarini dile getirmekten baska care yoktu.

Ama sag olsun Siyonizm ve akabinde Israel Devleti bu Yahudi dusmanlarina buyuk bir iyilikte bulundu. Yahudilere olan nefretlerini artik "ayip olmayan" bir sekilde gururla ve dik bir basla kusabiliyorlar.

Aslinda "Siyonizm"e en muhtac olan onlar. Minareye kilif hazir.

Bu isikta 1938 senesinde Varshova'da yaklasan Holokost tehlikesine karsi Yahudileri uyarmaya calisan, senelerce bunun icin yirtinan modern tarihimizin en buyuk Yahudi lideri olarak kabul edilebilecek Jabotinsky'nin sozlerini bir kez daha okumakta buyuk yarar var: (SON PARAGRAF OZELLIKLE) -- Isteyen Jews of Poland yerine "Jews of Turkey" diye okuyabilir. Istemeyen Rayband gozluklerini giymeye devam edebilir.


Related Posts with Thumbnails